inne iplik patana pam pis

  • 213
  • 10
  • 1
  • 0
  • evvelsi gün

örgütlü cehaleti durdurabilecek yegane şey

---0--- ilkbahar ---0---

hollanda'yı protesto etmek için portakal bıçaklayan insanlarla muhatap olduğumuzun farkındasınız değil mi arkadaşlar? bu insanlarla akıl yoluyla, zeka gerektiren bir iletişim kurmanız gerçekten çok saçma ve hatta acımasızca. mesela ben son zamanlarda sözel olmayan iletişim türlerini araştırmaya başladım. diş gösterip tıslayarak, hırlayıp tüy kabartarak iletişim nasıl kurulur diye araştırıyorum. bunda ilerleme kaydedersem şempanze seslerine benzeyen sesler çıkaracağım. baktım ki anlaşabiliyoruz, ilkel dillere geçiş yapacağım inşallah.

anadolu çomarlarıyla insana özgü, gelişmiş iletişim yollarıyla iletişim kurmak işe yaramıyor. bi kere kullandığımız iletişim aracı yanlış. endüktif eşleşmiş plazma kütle spektrometresi ile yumurta çırpmaya çalışıyoruz sanki. veya elektromanyetik alan teorisiyle menemen tarifi vermeye çalışıyor gibiyiz. haliyle bir şempanzeye hiperbolik fonksiyonların türevini öğretmeye çalışıp sonra öğrenemedi diye "ehüehehe salak lan bu" diye dalga geçmeye benziyor bizim yaptığımız. adamlara da yazık bize de yazık arkadaşlar. bu yüzden sizi daha ilkel yollar denemeye davet ediyorum.

---0--- yaz ---0---

"ben kendimi yeterli görmüyorum. ne için yeterli? her şey için. topluluğun eylemine engel olabilecek sorunlarımı çözmeden, onu güdebilecek sorunlarımı çözmeden, onu güdebilecek güçte olmadığımı seziyorum. başkalarına söyleyecek bir sözüm olabilmesi için önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. bana bugün, ne yapmalı? diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim. bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir: kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiçbir sorunu çözemez." demişti oğuzcuğum atay tutunamayanlar'da.

bu yüzden önce kendimizi düzeltmekle başlayabiliriz.

"başlayabiliriz" diyorum çünkü, tek bir kriterin sağlanması ile aydınlanma gerçekleşmeyeceği gibi, cehalet de "yegane bir şey" ile durdurulmaz.

ikincisi; yuval noah harari sapiens kitabında avrupa'nın bilimsel üstünlüğü kazanmasında "bilmiyorum" demenin öneminden bahsediyordu. hah işte! karşınızdaki kitle bilmediğini bilmiyor. belki buradan devam edebiliriz. bu kitlenin cehaletlerini yüzlerine vurabiliriz. en başta yaptığım gibi abartmayın ama bilgisizliklerini yüzlerine vurmaktan da çekinmeyin.

özellikle "cehalet mutluluktur" diyerek cehaleti yücelten biriyle karşılaşırsanız, ense köküne budaklı meşe odunu ile vurmak suretiyle onu etkisizleştirin. cehalet mutluluk falan değildir.

bir diğer husus; haklıysanız, cehaletin niceliği karşısında yenilgiye uğradığınızda geri adım atmayın. chp'nin doğru tarafı var mı bilmiyorum ama, yaptığı yanlışlardan bir tanesi de bu bence. yanlışa yanlış diyeceksin abicim. dinci ve cahil kitleye yenildin diye doğruyu savunmaktan vazgeçmeyeceksin. mesela laikliği savunmaya devam edeceksin. devletteki dincileşmenin yanlış olduğunu her fırsatta söyleyeceksin. varsın bu cahil kitle seni din düşmanı bellesin.

---0--- sonbahar/kış ---0---

yolun buradan sonrasına katırlarla devam edeceğiz.* bu yüzden cehalet savaşçısı idealist arkadaşlar şimdi okumayı bıraksın derim. çünkü bundan sonra söyleyeceklerim idealizminizi baltalamaktan başka bir işe yaramayacak.

cehaletin neden durdurulması gerektiğine dair sorularım ve motivasyon problemlerim var benim. siz de cehaleti durdurmayı iki sebepten istiyor olabilirsiniz. birincisi; kendiniz ve çocuklarınız için. ikincisi: toplum için(yine kendiniz için istiyorsunuz aslında ama dolaylı olarak.)

1- kendiniz için istiyorsanız uğraştığınıza değmez arkadaşlar. hayat o kadar uzun değil. şurada ağız tadıyla(yani tamamen karanlığa gömülmeden) yaşayacağınız beş on seneniz var, onu da cehalet ile mücadele içinde mi geçireceksiniz? bu mücadelede harcayacağınız enerjiyi avrupa'da, kanada'da, abd'de, yeni zellanda'da veya insanca, özgürce ve refah içinde yaşayacağınız bir ülkede iyi bir hayat kurmak için harcayın daha iyi. en azından hayat kurmak için mücadele verirken dil öğrenirsiniz, yeni yerler görürsünüz, yeni insanlar tanırsınız.

üstelik enerjinizi ve zamanınızı cehaletle mücadeleye harcarsanız, cehaleti yenebileceğinizin garantisi de yok. bakın çok değil, bundan beş sene kadar önce, akp 2017'yi görür mü diye sorsaydınız, "imkanı yok" derdim. şimdi bu adamlar 2023 falan diyor ya, hiç de olmaz gibi gelmiyor. olur yani. 2023 de olur, 2033 de olur. biraz karamsar bir tablo çizdiğimin farkındayım ama bana göre bu karamsarlık değil, gerçekçilik. "tünelin ucunda bir ışık görüyorsanız, üstünüze doğru gelen bir tren vardır" diyen zizek'e de, olanaksızlık kitabında "iyimserler, geleceğin belirsiz olduğunu düşünenlerdir." diyen john d. barrow'a da katılıyorum. yani karşımızdaki gerçek şu; bu cehalet kısa sürede gitmez.

çok garip bir örnek olacak ama geçen gün bir belgesel izliyorum. belgeselde bok böceklerinin tuhaf özelliklerini anlatıyor, mısır'da kutsal olduklarından bahsediyor. neyse işte. bok böceğinin biri önündeki boku yuvarladı yuvarladı yuvarladı ve dal parçası gibi bir engele denk geldi. engeli aşmayı denedi ve aşamadı. bok böceği ne yaptı biliyor musunuz? yolunu değiştirdi. gerçek hayattaki bok böcekleri karşımızdaki bu primitif kitle olsa da, bu örnekteki bok böceği biziz. yolumuzu değiştirmemiz gerekiyor. zira bu cehalet önümüzden gitmeyecek arkadaşlar. bu yüzden imkanınız varsa siz gidin.

2- eğer cehaleti durdurmayı toplum için istiyorsanız, yalan söylüyorsunuz. en azından kendinize yalan söylüyorsunuz. veya bir ihtimal daha var: safi kerizsiniz. şu entry'yi bir okuyun derim: (bkz: #68464568)(üçüncü paragraftan itibaren okuyun yeter)

okuduysanız devam edeyim; mesih kompleksi*nden muzdarip idealist kerizin tekiyseniz veya herhangi bir şekilde cehaletin giderilmesini toplum için istiyorsanız, bence sormanız gereken sorular şunlar: karşınızdaki kitle gerçekten bilinçsiz mi? karşınızdaki kitle gerçekten kurtarılmayı, uyandırılmayı mı bekliyor? dahası karşınızdaki kitle vereceğiniz mücadeleye değer mi? ve dahası o kitle bunu istiyor mu?

"cehaleti durdurursak dolaylı olarak 20-30 sene sonra daha yaşanabilir bir topluma kavuşuruz, çoluğumuz çocuğumuz rahat eder" diyorsanız 1 numaralı maddeyi tekrar okuyun.

3- bana kalırsa(hiç bana kalmıyor ya) cehaleti durdurmak için hiçbir şey yapmamalı. ciddiyim. hatta size bir şey söyleyeyim mi, en iyisini cb yapıyor. bunları sürü gibi güdüyor, kendi çıkarına bakıyor. belki düzeltmeye imkanı da var ama düzeltmek için kendinden ödün verecek, oturup konu üstünde düşünecek, en azından düşünecek birilerini bulmak zorunda kalacak... off ne gerek var abi, ne gerek var! sizce de örgütlü cehaletle savaşmak yorucu değil mi?

sen de çıkarına bak geç arkadaşım. gerekiyorsa akpli ol. onur, ahlak falan filan hepsi yalan, hepsi insan uydurması. doğada öyle bir şey yok. bakıyorum adama, basit bir makam için memur sen'e geçiyor. şimdi ben bu adamı nasıl yargılayabilirim ki. çoluğu var çocuğu var adamın. evrimsel açıdan doğru olanı yapıyor. genlerini sonraki nesle aktarabilmek için kendi çocuklarına en iyi imkanı sağlamaya çabalıyor. sen de çıkarına bak geç bu yüzden.

efendim? çıkarına bakamıyor musun? neden? şimdi hiç erdemli olduğun için bunu reddettiğin bahanesinin arkasına sığınma. insancıklar kitabında dostoyevski şöyle diyor: "şeytan kulağıma fısıldayıp duruyor: 'bunca senedir dürüst bir insan olarak yaşadın ne işe yaradı? rüşvetçiler, tefeciler, kumarbazlar, meyhaneciler senden daha rahat bir hayat yaşıyor. hayır, sen dürüst olduğun için değil, beceriksiz olduğun için bu sefalete düştün. sürün, beceriksiz, sürün!' "

aslında siz de erdemli, ahlaklı, onurlu olduğunuz için kendi çıkarınıza bakamıyor değilsiniz. sadece beceriksizsiniz. belki de bu yüzden köle ahlakına sahipsiniz, belki de bu yüzden çıkarı için ruhunu satan insanlardan nefret ediyorsunuz. çünkü siz iyi bir tüccar değilsiniz ve onlar gibi ruhunuzu pazarlayamıyorsunuz. beceriksiz olduğunuzu kabul etmediğiniz için de saygı, empati gibi kavramların arkasına sığınıyorsunuz. 2. maddede yalan söylüyorsunuz dememin sebebi bu.

bilhassa gece 12'den sonra kahve içip felsefe sıçan bir arkadaşım var. bir defasında insan olmayı direnmek olarak tanımlamıştı. irade gösterebilmek insan olmanın yegane şartı olabilir. ancak cangılda* yaşıyoruz arkadaşlar. kohlberg'in ahlak evrelerinde gelenek öncesi düzeyde çakılıp kalan, saf çıkarcı insanlarla karşı karşıyayız. bu ortamda hayatta kalabilmek için herşey mübâh. sizi yargılayanları boşverin ve çıkarınıza bakın.

[capslock on] kendimizden başka kurtarılacak hiç kimse yok. [capslock off]

(bkz: içimizdeki şeytan)
(bkz: hüsamettin efendinin tiradı)

---0--- ve yeniden ilkbahar ---0---
(bu maddeyi kim ki-duk'a gıcıklık olsun diye ekledim.)

şimdi bunca yazdığım şeyden sonra "tam olarak ne yapalım? sen ne yapıyorsun?" diye sorabilirsiniz. ben ne yaptığımı biliyor muyum ki arkadaşlar. son hatırladığım şey mevlüt yüksel'in "bakın görüyorsunuz elleri cebinde" videosu. o video benim için kırılma anıydı. birkaç milyar nöron kaybettim o video ile. ve insanlığa olan inancımı. (ah be mevlüt abi! hayatımı s*ktin resmen.) o günden beridir bokunu yemiş tavuk gibi düşünüyorum, ahlak üzerine nutuklar çekip, söylediklerimin tam tersini yapıyorum.

devamını okuyayım »
16.10.2017 00:09