itisallaboutfamily

  • 195
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

filli boya'nın primci olduğu gerçeği

hayatında hiçbir işe yaramamış insanların, kendi vicdanlarıyla yüzleşmemek için, kendi hiçlikleriyle yüzleşmemek için ortaya attığı tez.

bu tip adamları hayatınızın her anında görebilirsiniz. ne kendi hakları için, ne başka insanların hakları, acıları için, ne doğa için, ne hayvanlar için asla bir aksiyon içine girmezler. çünkü koyun olmaları bunu gerektirir. fakat yaşama içgüdüleri bu zayıflıklarını kapatmak için onlara müthiş bir silah sunmuştur; yaftalama ve aşağılama.

kendi işe yaramazlıklarını başkalarının aktivitelerini küçümseyerek kapatmaya çalışırlar. yani yaptığınız iyiliği küçümseyip, aşağılayarak değersiz gösterme gayretindedirler. "onun yaptığını ben zaten yaparım" "onun yaptığını ben götümle yaparım" "onlar bunu prim için yapıyor" niyet okuculuğu yapıp "abi samimi değiller, kendi çıkarları vardır kesin" "peki madem iyiler, şu şu olaya niye tepki göstermediler?" gibi sabit cümleleri vardır.

madem bu tip iyi hareketlerle prim yapılıyor, herkes yapsın? sen de yap mesela? günlük hayatında yap en azından arkadaşların arasında prim yaparsın? yapıyor musun? yapabiliyor musun? hayır. çünkü bu ülkede bunlar prim yapmıyor geçiniz bu işleri. bu ülkede pislik, uyanıklık, tembellik prim yapıyor. çünkü herkes kendi tembelliğini pisliğini "aaa başkalarında da var kiii" diye legalize etmeye çalışıyor.

o yüzden mahallenin itleri birbirini çok sever, sayar, över her fırsatta destek olur. çünkü pislikleri ortaktır. anormalliklerini birlikte normalize ederler. yine o yüzden de mahallenin okumuş eli yüzü düzgün çocuğundan nefret ederler. çünkü o çocuk, onlara olmamışlıklarını hatırlatır. pisliklerini yüzlerine vurur ve bunu sadece var olmasıyla yapar.

burada da aynı nefreti görüyoruz işte. adam iyilik yapanın, doğru bir şey yapanın yaptığını kötüleyerek, küçük görerek, aklınca kendi pisliğini normal hale getirmeye çalışıyor.

yani ben de kadın haklarını savunurum ama işte prim sevmiyorum.

sen sevme zaten. ayı.

devamını okuyayım »