iz

  • baldan tatlı (639)
  • 951
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

#sendeanlat

13 yaşlarındayım;
kantinden bir şeyler alacağım. kuyrukta sınıf arkadaşlarımdan biri arkadan yaslanıyor. utanıp sıradan çıkıyorum. üst sınıflardan biri olayı fark ediyor, "ne oldu" diyor. nasıl anlatacağımı bilemeyip "bir şey yok" diyerek, hızlı hızlı sınıfa doğru yürüyorum.
arkamdan gülüyorlar. gözlerim doluyor.

14 yaşlarındayım;
karşıyaka çarşıda cadde üstünde d&r vardı o zamanlar. bir cumartesi öğleden sonra kargo'nun imza günü var diye heveslenmiş, gitmişim. kapı önünde kalabalık var, sıramsı bir oluşum aslında. sıraya giriyorum ben de. hani toplasan 30-35 kişi. zaten küçük bir dükkan. 4er 5er kişi alıyorlar içeriye, onlar çıkınca yenilerini alıyorlar. bakıyorum yarım saat kadar sonra sıra bana gelecek ama o ara birden ortam kalabalıklaşıyor. sıra bozulup yığılmaya dönüşüyor. arkamda bir tip iki elini omuzlarıma koyuyor. dönüp bakıyorum, pis sırıtıyor. kapıdaki güvenliğe sesleniyorum, "bakar mısınız", derdimi anlamıyor, içeri girmek için torpil istiyorum sanıyor. "tamam birazdan ikinizi alalım" diyor. yer değiştirmeye çalışıyorum, arkamdaki tip bu kez belimden tutuyor. güç bela sıyrılıp yer değiştiriyorum. tacizci hedef değiştiriyor, görüyorum. kapıdaki güvenlik beni içeri alıyor. tam mevzuyu anlatacağım, o sıra tacizci, "hani sıra bendeydi" diyor. güvenlik cevabı: "sen bugün alacağını yeterince aldın, imza da almayıver."
gülüşüyorlar. midem bulanıyor.

15-16 yaşlarındayım;
okuldan eve otobüsle gidip geliyorum ve binmek durumunda olduğum otobüs her daim tıklım tıkış. üst üste başıma gelen ve şahit olduğum vakalar sonrası, para biriktirme bahanesi ile okula yürüyerek gidip gelmeye başlıyorum. 2 sene boyunca yağmur çamur demeden: yeter ki o otobüse binmeyeyim.
din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde "otobüste yaşlılara yer vermek" konusu gündeme geliyor. "kızlar vermesin" diyor öğretmenimiz.
herkes gülüyor. içim buruluyor.

yıllar geçiyor ve yıllar geçtikçe onlarca benzer hikayeye, dolaylı dolaysız şekilde şahit ya da kahraman oluyorum. oluyoruz. hepimizin bildiği, şaşırmadığı, tanıdık hikayeler bunlar.

bugün oluyor.

35 yaşlarındayım;
öğle arasında kahve almaya ve yürüyüşe çıkıyorum. kartal hastaneden adliyeye doğru yürüyüp aşağı yoldan kahve alıp, geri döneceğim. marmara üniversitesi binasının önünden geçerken babaanemi arıyorum, hal hatır soracağım. o sırada biri yanımdan geçiyor, kapşonlu. geçerken dönüp bakıyor. umursamıyorum, telefonda konuşmaya devam ediyorum. yavaşlıyor ve tekrar tekrar dönüp bakıyor. hareketlerinde bir gariplik seziyorum. ben de yavaşlıyorum. otobüs durağına gelmeden mazgallar var. orada aşağıda bir şeye bakar gibi oyalanıyor. kendisine yetişeyim istiyor. sonra durağa gidiyor. orada da oyalanıyor. adliyeye doğru yöneliyorum ben, o da önümden benim güzergahımdan devam ediyor. bir eylem var adliye önünde. "kadına şiddete hayır" diye bağıran bir kalabalık. kalabalığın arasında kapşonluyu gözden kaybediyorum. gidip kahvemi alıp dönüşe geçiyorum. temkinliyim. adliye önüne tekrar vardığımda merdivenlerde ortaya çıkıyor. başkaları da var. bu kez hızlı hızlı ilerliyorum. peşimden takip ediyor. yol üstünde adliyenin güvenlikçileri var, o tarafa doğru ilerliyor ve adamı şikayet etmeyi planlıyorum. kapşonlu niyetimi anlamış olacak ki, ters istikamete dönüyor. metrodan gelen kalabalığın arasına karışıp gözden kayboluyor.
fırsatım varken bir yolunu bulup, daha akıllıca davranıp, bir şekilde şikayet etmeyişime lanet ediyorum.

devamını okuyayım »