je androcoen

  • 372
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

pornography

üst üste piyasaya sürdüğü mükemmel albümlerin ardından, kendi halindeki iyi bir pop grubunun bir joy division albümü ile dünyayı yerinden oynatacağını kimse tahmin edemezdi herhalde. o dönemi birebir yaşamış olsaydım, en sevdiğim albüm olabilirdi. şimdi ise o dönemi nasıl bir ruh hali içerisinde geçirdiklerini tahmin edebileceğim olağanüstü bir eser olarak görüyorum. "sert" kelimesi müzikte daha çok gitardan çıkan sesin gücünü tanımlar. ama sanmıyorum ki en "sert" albümler bile pornography'nin eline su dökebilsin. her şey kusursuz bir rahatsızlık ve kaos hissi ile başlıyor. ve bitiyor. arada tek bir şarkı bile atlamıyor the cure. one hundred years'ın dinlenebilirliği belki başta kandırıyor insanı ama "it doesn't matter if we all die" ile başlayan bir albümden (ve şarkıdan) ne kadar korkunç şeyler beklerseniz bekleyin, daha ötesini bulacaksınız. beyninize saplanan çengelleri her şarkı ile tekrar tekrar çekip saplayacak grup. pek çok algılama merkezinize hasar verecek. çünkü bu albüm hayatın yabancılaştırıcı parçaları üzerine kurulu. "give me your eyes that i might see, blind man kissing my hands" gibi cümleleri duyduğunuz noktalarda duracak ve zihninizin karanlık haritalarının aydınlandığını hissedeceksiniz. üstelik bu albümdeki hiçbir şarkı belki de, disintegration'dakiler ile yarışamaz. ama ortaya çıkan bütün, o kadar kuvvetli, akıcı, yoğun ki modunuza göre bu albümü çok daha yukarılarda tutmanız olası. çünkü the cure, en uç noktalara vardığı albümlerinde bile buna yaklaşan bir şey yapamadı. yapamayacak da. pornography şiddeti ile, kanı ile, buz gibi soğuğu ve siyam ikizleri ile eşsiz bir albüm olarak kalacak. bu albümle ilgili her zaman ilginç bulduğum nokta ise şudur: bu albüm the cure'un sahip olduğu müzikal kapasitenin yarısını bile içermez. tüm şarkıları ürkütücü melodiler, yankılı davullar, gidip gelen robert smith sesi ve "pornografik" sözler üzerine kuruludur. o kadar zekice yapılmıştır ki, tek bir noktada eksiklik olsa belki de tüm her şey üstüste yıkılabilir ve ortaya bomboş karanlık gürültü çıkabilir. ama tek bir noktada bile sendelemiyor albüm. albümü dinlememiş birinin şarkıların isimlerini tek tek okuması ile başlıyor bu üstelik. insan beyninin üretebileceği en karanlık öykülerin ince demir teller ile birbirlerine tutunması şeklinde canlanıyor gözümde. robert smith'in en hasta ruhlu zamanlarında gece birkaç saat taş zeminde uyuyarak şarkı yazmaya çalıştığı söylenir. kimse kendinde değildir. grupta kaos kural halini almıştır, kaostan kendi düzenini çıkarmayı becerebildikleri üzere insan türünün yapabileceği en ürkütücü albümlerden birini ortaya çıkarmışlardır. 18 yaşının altındakilere bile serbest olmayı başarmış, en nekrofil, en yamyamlı, en freak "porno"dur.

devamını okuyayım »