jean guen de lubran

  • 8
  • 1
  • 1
  • 0
  • dün

open business software solutions

ben bu şirkette 2 sene çalıştım. türkiye'yi terk ettiysem, iyi kötü güzel bi kariyerim olduysa, bu şirket sayesinde oldu. yanlış anlamayın, bu şirketin bana kattıkları sayesinde falan olmadı bütün bunlar. bu şirkette çalıştıktan sonra türkiye'de yazılımcı olarak çalışılmayacağını anlamam sayesinde oldu.

bigün yazarım diye düşünmüştüm tam 5 yıl olmuş bu şirketten ayrılalı. artık anlatma zamanı geldi.

beni şirkete senior developer olarak almışlardı. şirketin o zaman ataşehirde olan ofisine sanırım ilk 4 gün gittim, sonra 5. gün beni bi bankada görevlendirdiler. şirketin arabasına bindik, oradaki görevli arkadaş adeta inşaata maraba taşır gibi beni eski model hyundai bir arabayla bankaya götürdü. zaten ilk orada acaba doğru bi tercih yaptım mı diye düşünmüştüm.

bankaya gittik, bana yetki alana kadar bi misafir kartı verdiler. misafirlere kısıtlı yetki veriyorlar, her kapıdan giremiyorsunuz. bankanın içine girebiliyorsunuz, ama bankanın içindeki kapılardan giremiyorsunuz. bankanın da öyle garip bi dizaynı vardı ki bütün ekipler ayrı kapıdan girilen ofislere sahipti. uzatmayayım, ben bu ofislere giremiyordum işte. kapıdan içeri girmem gerekince ya kapıda durup birinin ofise girmesini bekliyordum, ya da hayır sahibi biri beni kapıda görünce gelip kapıyı açıyordu. bu durum bana yetki alınana kadar 1 hafta mı 10 gün mü ne sürdü heralde.

şimdi böyle anlatınca buna mı takıldın diyebilirsiniz ama heyecanla yeni bir işe başlıyorsunuz ve her adımda bi organizasyon eksikliği olduğunu görünce hayal kırıklığı oluyor.

bankada bi proje başlayacaktı, başlayana kadar abartmıyorum heralde 1 ay hiçbir şey yapmadım. bütün gün can sıkıntısından donanimhaber forumlarını okuyordum. ya bişey okusaydın da kendini geliştirseydin diyebilirsiniz, banka olduğu için internetin 90%'ı kısıtlı. birşey indiremezsiniz, birşey izleyemezsiniz, ancak öyle takılırsınız.

bi masaüstü bilgisayar vermişlerdi, hiç unutmuyorum celeron 3g ramli bi bilgisayardı. zaten windows 7 bildiğin ağlıyordu makinede, bi de üstüne bilimum güvenlik ve virüs programlarını yüklemişlerdi. sabah gelince bilgisayarı açıyordum, sonra kahvaltı yapmaya gidiyordum. bilgisayar ben gelene kadar anca kendine gelmiş oluyordu. eclipsede kod yazıyordum -ki eclipse kurulu geliyor ve başka opsiyon yok- compile edeceğim zaman yine çay kahve almaya gidiyordum. ben gelene kadar projeler anca build olmuş oluyordu. sonra ben durumu anlatınca sağolsunlar makineyi geliştirdiler, 3 gb ram daha taktı it 6 gb oldu makine.. teknolojinin göbeğinde gördüğüm manzara buydu.

bunun gibi daha 15-20 mesele var ama bunları tek tek saymaya gerek yok. ben daha çok projeler nasıl ilerliyor onu anlatmak istiyorum.

şirket o zaman bankalar ve sigorta şirketleri ile çalışıyordu. sizi verdikleri şirketlerde adeta maraba gibisiniz, hiçbir değeriniz yok. kiralandığınız şirket çalışanları sizi bi nevi tehdit edip sindirmeye çalışıyorlar. bak senin hakkında kötü bildirim veririz, yöneticine söylemek zorunda kalırız gibisinden sizi sürekli korkutuyorlar. bunun sebebi de ne derlerse yapmanız, gerekirse sizin sorumluluğunuzda olmayan işleri de size yaptırmak ve gerekirse size ekstra mesai yaptırmak. sizin şirketiniz de sizi kiraladıktan sonra size düşman gözüyle baktığı için sizi kesinlikle korumuyor, ortaya atıyor. arabayla şirkete taşındıktan sonra tamamen yalnızsınız, kimseniz yok.

çalıştığım süre, banka ve proje süresince benim ekibime 10 kişi geldi 15 kişi ayrıldı muhtemelen. herkes bir heyecanla başladı, sonra işlerin ne kadar organizasyonsuz ve rastgele olduğunu görünce ayrıldı. 1. yılım dolduğu gün bir mail almıştım ve ekipteki arkadaşlara söylemiştim mail gelince, 2. ayını dolduran bir arkadaş 1 yıldır iyi çalışmışsın sen diye beni övmüştü. kendisi 1 ay daha çalışıp eski şirketine döndü daha sonra.

çalıştığım süre boyunca şirketin yöneticilerinden (direktör, genel müdür yardımcısı vs) gördüğüm duyduğum bazı tecrübelerimi paylaşmak isterim, çünkü bi şirketin vizyonu yöneticilerin kalitesinden anlaşılır.

şirketin teknolojiden sorumlu genel müdür yardımcısının, çalışanların kişisel gelişim için alması gereken yazılım eğitimleriyle ilgili bir sözü vardı. bi çalışan eğitim istemiyorsa zorla verecek halimiz yok demişti. yazılım gibi güncel olmanın çok önemli olduğu bir alanda çalışanının gelişimini umursamayan bu bakış açısı bana çok vasat gelmişti.

yine aynı genel müdür yardımcısı, 1 senior alacağım paraya 3 junior developer alırım demişti. şirket o zaman bankaya junior da verse, senior da verse aynı parayı alıyordu bankadan. dolayısıyla junior developer vermek daha karlı oluyordu. junior dediğim de bildiğin yeni mezun, neredeyse hepsinin ilk iş tecrübesi. 4-5 tane junior developer ve 1 tane senior developerdan ekip oluşturuyorlar, bankadan aldıkları bi projeyi bu ekibe veriyorlar. bu süre boyunca hiç arayıp sormuyorlar, tamamen bankayla muhattapsınız. tecrübesi yetersiz ve bankacılık bilmeyen bu ekip işin altından kalkamazsa da önce senior developerı, sonra juniorları suçlayıp duruyorlar. ama hiçkimse bu ekip bu işi yapmaya vakıf mı, tecrübesi ve bilgisi yeterli mi diye sormuyor. o vizyonda tek adam yok.

neyse devam edelim. ben de kendimi üstteki paragrafta anlattığım gibi bi ekipte bulmuştum. ekip 6 kişiydi, kimsenin daha önce bankacılık tecrübesi yoktu. sonradan şirkette direktör yaptıkları çok zeki bi arkadaş, bankacılık nedir ki ben 2 saatte anlatırım demişti. bizi bu arkadaşla bi odaya koydular o da bize 2 saat bankacılık anlattı. bankacılık gibi çok kritik ve onlarca parametresi ve farklı işleyişlere sahip modülleri olan bi sistemi 1 analistin 2 saatte anlatacağını iddia etmesine mi şaşırayım, bunu mantıklı bulup evet yapalım diyen genel müdür yardımcısına mı şaşırayım, gerçekten bilememiştim.

sonra tabi bu 2 saatlik eğitim fayda etmedi. 1 senior ve gerisi juniorlardan oluşan ekibe verdikleri proje de bankanın 1 modülünü komple yeniden yazmak bu arada. mevcut sistemin kodlarını okuyacaksın, anlayacaksın, sonra bunları yorumlayıp hatasız şekilde yeniden yazacaksın. bu ekibin bunu yapacağına inanıyorlardı. banka da zaten eli güçlü olduğu için her isteğini dayatıyordu şirkete.

işte ben tam 16 ay bu projede çalıştım. 4. aydı sanırım, proje fail olmaya başlayınca üst düzey yöneticilerin çok güvendiği bi proje yöneticisi başka bankadaki görevinden bize atandı. bana dediler ki bu arkadaş fail olan projelerde çok tecrübelidir. proje yöneticisi ekibi tanıdı, bankadakileri tanıdı, işleyişi anladı ve sonra bana sen bence çok iyi dayanmışsın, senin motivasyonunu çok yüksek gördüm, ben olsam şimdiye çoktan istifayı basmıştım dedi. ki 6 ay dolmadan istifa etti.

bu arada bize verilen proje o kadar büyük bir olaydı ki, obss çalıştığımız ofise direktör ve genel müdür yardımcılarının yarısını yığdı. bunları bize işleri daha hızlı yapmamız sürekli yeni yöntemler buluyorlardı. adı lazım değil bir direktör biz çalışırken ekranlarımıza bakıyordu acaba gerçekten çalışıyor muyuz diye, çalışana duyulan güvenin seviyesi buydu.

bütün bunlar olurken hala temel bir soru hiç sorulmuyordu. bu ekibin tecrübesi bu işi yapmaya vakıf mı? bu soru gelmeyince bu soruyu genel müdür yardımcısına ben sormuştum, bu ekibin tecrübesi bu işi yapmaya yeterli değil, çok fazla junior developer var demiştim. o da bana sağolsun 3 ayda öğrenemediler mi demişti. kendisi yeni mezun bi junior developerın 3 ayda bankacılık öğrenebileceğini düşünüyordu. genel müdür yardımcısının olaya çok uzak olduığunu o noktada anlamıştım.

yani işin başlangıcından bitişine kadar asla planlama, değerlendirme gibi şeyler yoktu. bu ekibe bu işi verelim, yaparlarsa yaparlar, yapamazlarsa onlar suçlu, beceremediler gibi bi bakış açısı vardı. bunlar olıurken şirketin patronu elinde starbucksdan aldığı kahveyle bankada bizi konferans odasında ziyaret ediyor, bize rocket company olduğumuzu, harika olduğumuzu anlatıyordu. tabi gördüklerimden sonra pek ciddiye almamıştım.

tecrübelerimle ilgili daha destan yazarım ama bu kadarı vizyonu anlamak için yeterli sanırım. aradan 5 sene geçti, yöneticilerin bir kısmı değişmiş olabilir. bugün belki obss bazı şeyleri daha doğru yapıyor olabilir, bilemiyorum. ben ise obss sonrası bir daha bankada çalışmaya ya da outsource çalışmaya tövbe ettim. önce obss'den ayrılıp türkiye'nin teknolojik altyapı olarak çok kaliteli şirketlerinden birine geçtim, oradan da yurtdışına geldim. bugün buradaysam obss'de yaşadığım tecrübelerin sayesinde, çünkü türkiye'den ayrılmalıyım fikri ilk o tecrübe sırasında dank etmişti.

devamını okuyayım »