jeanluc

  • 1248
  • 1
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

keman

herkesin bildigi gibi tahtadan yapilan, fakat onun kalitesi neden yapildigina degil, nasil yapildigina bagli olan ruh çağırıcısı (bkz: keman/@jeanluc) çalgıdır.

dolayisiyla keman,bir mobilya degildir; olmamalidir. eski kemanlar, bilinenin aksine genelde daha kiymetlidir. kemanin bir lutie (lutie= keman yapimcisi/tamircisi) tarafindan elde yapilmis olmasi kiymetini kat kat arttirir. günümüzde teknolojiye uygun olarak da keman yapimi mevcuttur. fabrikasyon diye nitelendirdigimiz bu kemanlar genelde amatörler yada ögrenciler tarafindan kullanilirlar. bir de son zamanlarda çesitli yabanci müzik gruplariyla daha da ünlenen elektro kemanlar vardır. bu ayri bir mizah konusudur girmeyecegim ama bir kemanci için elektro kemanin faydalarini saya saya bitiremezsiniz (sahnede tek jackla, kemanin kendi prossesorüyle verilebilen effect, tonmeisterle kavga sonucu sonuna kadar açilabilen volume tusu vs) ama seyirci açisindan bakildiginda mizah devreye girer. bir düsünün, adam keman dinlemeye geliyor sahnede izban dutu gibi bir herif, elinde de kemana benzer birsey. oradan buradan teller sarkiyor üstelik yarisi var gibi diger yarisi da yok gibi [bu benzetmeler ben ve elektro kemanim düsünülerek yapilmistir (yamaha sv110)]

yüksek kaldirimda dolasirken yedek mi teli almaya karar verip bir dükkana girdigimde basimdan geçen bir hikayeyi anlatmak isterim. birgün, ismini vermek istemem, camgöz müzige gittim. her ne kadar adamlara güvenemesemde yinede tüm ihtiyacimi oradan karsilarim. tam ihtiyacimi karsilamak üzere gitmistim ki, biri geldi ve keman sordu.(buraya kadar hersey normal gibi gözüküyor. aldaniyorsunuz!) keman soran adam, esini ve kemani çalacak amca çocuklarini ve hatta o amca çocugunun kardesini ve kardeşinin sevgilisini ve onun kankasini (bkz: dallas) getirdiginde anladim ki adam hiçbirsey bilmiyor. bunu anlamak için müneccim olmanin gereksizligine girmeden, keman soran sahisin bir süre sonra "kirmizisi daha mi iyi acaba?" seklinde görsel bir soru sormasi beni hayretler içinde düsürdü ki hemen aklima cem yilmaz'in bazi tiplere karsilik "aa bunun taba rengi bende de vaaar!" seklindeki vakurumsu genis haykirmasi aklima geldi...tabi söz konusu olan, bilgisizlik degil, konusu olan söz, alma düsüncesi ile kemana bakarken "kirmizi daha mi iyi?açti mi?yok yok ben yine eflatun olanini alayim.hem giysimle de uyumlu iyi çalarım; ayakkabılarım da yeşildi zaten..." seklinde bir düsünce tarzina yaklasik düsünce tarzidir... ama yinede sunu belirtmeliyim ki benim bu insanlari gözlemleme sürem 15 dakikayi geçmedi. yanlis izlenim edinmis ve yanlis aktarabilirim.hatam olduysa affola!

simdi gelelim bu sansasyonel enstrumana...

keman, ilk bakista ikiye ayrilir, ancak gücü ve kuvveti yerinde olan birisi onu dörde de ayirabilir tabi dörde ayrilmis bir kemanda odun-kömür sobalarimizda çok iyi yanar.bu amaçla kullanabilecegimiz enstrumanlar arasinda süphesiz en iyisi kontrabastir.çocuklara anlatirken "kemanin dedesi" olarak anlattigimiz, ama aslinda kemanin, teyzesinin ortanca çocugunun halasinin eski kocasinin dünürlerinden biri olan (bkz: yalan rüzgari) hantal ama duygulu enstruman, kemandan kat kat büyüktür.keman ailesine söyle bir bakip, kemana baslayalim...en büyük kontrabas, daha küçügü cello diye de adlandirilan viyolonsel, daha küçügü kemanin abisi viyola, ve en küçük keman...(yazik!) orkestrada kullanim açisindan bu dört yayli saz grubu, (ki biz kendi aramizda yaylilar deriz.) temeli olusturur.kemanlar 1. ve 2. olarak ikiye ayrilip, genelde temayi çalarlar hatta bazen oktavlı çalarak daha iyi tınlatırlar. kontrabas grubu bas sesleri, viyolonsel bazi ara sololar ve yine kontrabastaki bas sesleri çalarlar.viyolalarin görevide ara sololar ve armonideki bosluklari doldurmak ve bazı kontrşanları çalmaktir.

su ana kadar, keman ve yayli çalgilar ailesiyle söyle bir tanistik.simdi gelelim bu keman denen enstrumana.

keman bu son haline amati ailesi tarafindan xvii.yy’da getirildi. ondan önce kemanin sekli degisikti. viola da gamba ismiyle de arasira duyacagimiz kemanin asil gelisimi, ravanastron-rebab-rubebe-gique-viol-violin seklindedir. viola da gamba ve viola d’amore yine keman ailesinin diger üylerinin eski isimleridir. eski keman, kullanim olarak daha sinirliydi. sadece belli yerlerde belli tinilar için kullaniliyordu.mozart dahil tüm büyük besteciler o dönemlerde keman dahil bir çok enstruman çalabiliyordu.bunun nedeni belki tüm büyük bestecilerin "dahi" olusu, belkide o dönemdeki kemanin daha kolay çalinabilen, daha sinirli bir enstruman olusudur; kimbilir?.belkide egitim sistemi ufak yasta çocuga birçok enstrumani çaldirabilecek düzeyde bizden tabiiki daha ileri seviyededir?belki de adamlarin taa o dönemde bir sürü enstrumani ayni anda dehaca çalabilmesi, bizim su dönemde dogru dürüst çalamamamiz bizi bu bahaneye itiyordur...

ilk imzali ve tarihli keman, gasparo da salo tarafindan, xvi. yüzyilin ilk yarisi, 1536’dan önce italya’nin brescia kentinde yapilmistir. az önce kemani gelistirerek son seklini veren, amati ailesinden bahsettik. kemanin tarihinde amati ailesi çok önemli yer tutar. inatla aile olarak belirtmemin nedeni, o ailenin fertlerinin neredeyse hepsinin lutie olmasindan kaynaklaniyor. aile içerisinde daha çok nikolai amati kemanin gelisimde önemli yer tutsada, keman açisindan büyük sans olmustur amati ailesi.amati ailesinde andrei amati’de ilk ünvanli lutiedir. keman, ton bakimindan en begenilen ses kalitesine, nicolai amati ve ögrencisi a. stradivarius tarafindan getirilmistir. neredeyse herkesin kulaginda "stradivarius" vardir. evet gerçektende çok çok sinirli olan bu orjinal stradivarius kemanlar, bir çok kereler taklit edilmis ve bir bölümü basarili olmuslardir. ama su ana kadar gördügüm en ilginç kopya “strad”dan bahsetmek istiyorum.beyoglu’nda ikinci el enstruman satin alabileceginiz, kaset,cd çekebilecegimiz bir dükkan vardı bir zamanlar. mcdonalds’in sokagindan girince ilk solda biraz ileride olan bu dükkanda bana gösterilen kemanin içerisinde orjinale çok çok benzeyen antonio stradivarius anno 17** (hatirlamiyorum) hafif sarimsi bir etiket ve etiketin hemen altinda hiç istif bozulmadan daktilo yazisiyla yazilmis bir “made in chekoslavakya” (tabi bu güzide ülkenin nasil yazildiginida tam animsamiyorum,özür!) ibaresi yazılı duruyordu. iste bu komedi unsuru barindiran aniyida anlattiktan sonra yaziya devam edelim.. bugün birçok kemanci taklit stradivarius keman çalmaktadir.hatta bir dönem bir sinava kemanimda olusan bir ariza sebebiyle bir gün önce ödünç alabildigim taklit bir stradivarius'la girmek zorunda kalmistim...onun disinda ilk kemanimda bir "le marquée de laliee" kopyasiydi.yani kaliteli yapilinca, taklit pekde önemsenen birsey degil.neticede her keman, sahibinin imzasini tasir.taklit olarak nitelendirdigimiz keman aslinda taklidi oldugu kemanin modelindedir sadece..taklit olarak asagilamamak gerekir aslinda...

her kemanci, stradivarius kemana sahip olmak ister (ahh ulan ahhh!) oysa bunun zorlugu, imkansizligina yakin bir noktada bize el sallamaktadir.arada bir burnuna götürüp “nanik” yaptigida görülmüstür...

keman, uzaktan bakildiginda iki parça olarak görülür.kemanin kendisi ve çalmak için muhtaç oldugumuz yayi.biz yaya arse diyoruz.arse, keman yapiminda özel bir yeri olan mese agacindan yapilmis, killari özel olarak yetistirilmis (genelde beyaz) at kilindan imal edilmistir.en ucunda fildisi, sap kisminda sedef ve deri parçalar bulunabilir. arse iki türlüdür. biri yuvarlak, digeri oktagonal (sekiz köseli).yapim esnasinda seçilen tahtanin özgül agirligi istenilen agirlikta degilse ( bitmis arsenin agirligi: 57-64.5 gr) oktagonal olarak yapilarak, daha az hafif olmasi saglanir. sunu da belirtmeliyimki, bir keman sanatçisi için arse, neredeyse keman kadar önemlidir. çünkü bir keman sanatçisinin sag eli, sol elinden daha önemlidir derler. sag el, yorumu, tonu, kisinin kendine özgü tinisini belli eder.sol el nasil olsa çalisarak ona ayak uydurur (hayir hayir, bu kadar kolay degil!). bu yüzden bir keman sanatçisi için arse çok çok önemlidir.

konu arse iken, gelin size bazi hilelerimizden söz edeyim.

bazi keman sanatçilari, özel yapim arse kullanirlar. bu arselerin özelligi, daha kolay spiccato (yayi siçratarak çalma teknigi) yapabilmesi yada daha iyi, daha forte (gür) ses çikarabilmesidir. degisik agirliklarda, içerisine eklenen ve siçramayi kolaylastiran metal bir parçayla saglanan bu küçük hile, keman sanatçisinin becerisi dogrultusunda isini kolaylastirir. kaliteyi yükseltir. ama sunu unutmayin ki hiç bir zaman böyle bir hile doping olarak nitelendirilmez. tüm bunlar legal seylerdir.

simdi tekrar gelelim kemana. bu uzaktan bakildiginda tek parça gibi görünen enstruman, aslinda 70 parçanin birlesiminden olusmaktadir. tüm bu parçalari açiklamalariyla birlikte az sonra hep birlikte görecegiz........ (haftaya sınavsınız) keman için en elverisli malzeme, arka yüz için kelebek agaci (acer pseudo platanus) ön yüz için ladin agaci (picea excelsea)dir (latince karsiliklari 20 puan). kemanin gövdesinde bu agaçlar kullanilirken, çok daha sert ve yipranmasi bir o kadar güç olan abanoz agaci, keman tellerinin akordunu yapmakta kulandigimiz mandallarda ve kemancinin santim santim ezberledigi, üzerinde parmaklarinin gezdigi tusede kullanilir. bu kisimlar, yapiminda kullanilan abanoz agacindan dolayi siyah renktedirler. bazi kemanlar, çesitli nedenlerden dolayi bu kisimlari da gövde yapiminda kullanilan agaçlardan imal etmis, üzerilerine siyah boyayla boyanmistır. belli süre çalisma zamanindan sonra parmaklar ügzerinde hos (!) siyah lekeler birakmaktadirlar... çogu kemanci için keman bir sevgili, bir hayat arkadasi gibidir. zaten kemancinin kemanina bakis açisi bu sekilde olmazsa kemanci, yeterince kemani ile zaman geçiremeyebilir. evli bir kemanci bile esi ile geçirdigi zamandan daha çok zamani kemani ile geçirmek durumunda kalmaktadir. düsünün; evlisiniz, ve esiniz enstrumaniyla günde 10 saatin üzerinde çalisiyor. 6 saat uyuyor, ve diger zamanida gündelik islerine ve size ayiriyor. buna dayanabilir misiniz? iste gerçek sanatçilar, günlerinin neredeyse tamamini islerine adiyorlar.

simdi sizlere, kemancilarin sevgililerinin vücut ölçülerini verecegim (bu iyiligimi de unutmayin :p) 1/4 keman=29.7 cm (gövde boyu) 2/4 = 32 cm, 3/4=33.5 cm, 4 /4= 35.5 cm. 4/4 kemanda sap boyu 130 mm. a. stradivarius modeli 4/4 kemanin, tel boyu: 32.7 cm (bazen 32.5 ile 32.8); köprüde tel araligi (köprü üzerinden geçen tellerin arasi) 11.3-5 mm. kisinin kol ve parmak boyuna uygun olarak 4 ayri boyda üretilen kemanlar, 1/4, 2/4, 3/4 ve 4/4 olarak siralanir. kendimden örnek vermem gerekirse, 7 yasinda ilk kemana basladigimda 2/4 boyutunda, yarim keman diye de anilan kemanla baslamistim. biraz büyüyünce 3/4 kemana geçmem gerektigini söyledi keman hocam. su an bile - 4/4 boyunda kemana yillari önce geçmis olmama ragmen - hala bende olan ve arada bir kutusundan çikarip tozunu alip bakimini yaptigim 3/4 kemanim, daha önce de belirttigim gibi bir le marques de lale kopyasiydi. ama bu kopya o kadar basarili bir kopyadi ki tipki diger ögrenciler gibi su an dünya çapinda isim olmus o zamanlar okulumuzda ögrenim gören atilla abimiz tarafindan da çogu kez akort etmek vaadiyle elimden alinip bir süre verilmedigini hatirlarim...taaki ben tiz seslerden zirlayana kadar...

kemanin agirligindan söz etmek gerekirse, en fazla yarim kilo olmalidir. kemanci için bir keman ne kadar hafif olursa o kadar iyidir. kemanci arkadaslara bir ögüt (bu ögüdü lutiém ve çalgi bakimi hocam sayin ecevit tunali’dan edindim) tel degistirirken, sirasiyla sol-mi-re-la degistirmelidir.bunun gerekçesi, tel degistirilirken bir önce takilan telin yerinden oynamamasi veya akordunun bozulmamasi içindir.

kalite sirasina göre keman ekolleri siralanacak olursa en iyi kemanlar, italyan, sonra fransiz ve en son alman ekolü’dür.tabi orjinal ve kaliteli alman kemana sahip olan bir kemancinin da köse oldugunu belirtmeme gerek yok...gerisini siz hesabedin...

keman bahsinde geçilmesi gereken konulardan biri de, reçinedir. reçine, bildiginiz gibi çam agaçlarinda bulunan bir maddedir.bu madde, islenerek kemanin arsesine sürülecek hale getirilir.ve böylece arsenin keman teline daha çok sürtünmesini saglar ve dogal olarak daha gür ses çikmasinda önemli rol oynar. keman ögrenmek isteyen bir insanin, yasi çok önemlidir. konservatuvarlarda 12 yasinda (ilkokul sonrasi) baslayan, 8 yillik zorunlu egitimden sonra kesin durumunu bilmedigim keman eğitimine, çok büyük keman sanatçilarimizin özgeçmislerine bakildiginda 3'lü, 4'lü yaslarinda başladıklarını görebilmekteyiz. bunun nedeni, "agaç yasken egilir"dir. çevremizde müzik bölümü açilan üniversitelerde (bu ne kadar gerekli? ne kadar yararli ayri bir tartisma konusudur), üniversite yillarinda bile keman egitimine baslamis insanlari görebilmekteyiz. fakat unutulmamasi gereken bir sey, bu yillarda baslanilan keman egitiminden profesyonel bir sonuç çikma olasiliginin çok çok düsük olmasidir. ama neticede son sözü kisinin sabri söyler. kisi istekli ve sabirliysa 15-16 yaslarinda bile (belki 17-19 olamasa bile) keman egitimine baslayip, daha sonra bu egitimi konservatuvar ortamina tasiyabilir. geç yasta keman egitimine baslamak için kisinin önünde iki seçenek vardir. kurs ve özel ders. iyi bir kurum oldugu sürece, kurs faydalidir. özel derse nazaran biraz daha ekonomik olmasinin yani sira mezun olundugunda bir sertifika veren kurslarda mevcuttur. fakat özel ders, eger isinin ehli birisi tarafindan verilirse, kisiye özel program yürütüleceginden dolayi, daha iyi olabilir. keman bir gönül isidir. okul atmosferinden uzakta (belki) daha faydali bir çalismaya çevirilebilir. ama kiminle olursa olsun keman egitimine baslayan birine en iyi hatirlatma, sabirli olmasi gerekliligidir. zira keman çok sabir isteyen nankör bir enstrumandir.

ünlü bir kemancinin bir sözü: "bir gün çalismazsam ben, iki gün çalismazsam esim, üç gün çalismazsam komsularim, bir hafta çalismazsam seyircilerim anlar"... bu sözden keman egitiminin ne kadar ciddi oldugu anlasiliyor. her ne kadar iyi bir keman sanatçisi adayi olarak örnek teskil olamasamda (!) kendimden örnek verecek olursam; su ana kadar olan 18 yillik keman hayatim boyunca, en fazla 1,5 ay keman çalismamis oldugumu söylemek isterim. bunun nedeni, sol kolumun sinav öncesi çalismaktan dolayi geçici bir sakatliga ugramis olmasi idi. bu sakatlik olmasaydi hayatimdaki en uzun keman çalismama süresi 2.5 hafta olacakti...
biraz durup yazının şu noktasında bir geriye baktim ki ne göreyim?keman gibi çok narin, çok hassas bir enstrumani tanitirken size sakatliktan, kemani güç yardimi ile dörde bese bölmekten bahsetmisim.“bu ne biçim kemanci?” diye sorabilirsiniz içinizden ama sunu belirteyim, sakatlik devresinde doktora gittigimde doktorun bana ilk söyledigi sey “bak jeanluc, insan keman çalmak için yaratilmadi” oldu. ister inanin, ister inanmayin... (inanmayanlar “türker yilmaz, amerikan hastanesi” gidip sorabilir. müzisyenler ve özel sorunlari üzerine ayrica ihtisas yapmis bu doktoru müzisyen olan herkesin bilmesi, tanıması gerektiğini düşünüyorum……

keman...kimi zaman seytani duygular uyandiran, müziklerde ölüm-seytan-iskelet simgeleriyle bir anilan (saint-säens dance macabre); kimi zaman doğayı, dört mevsimi canlandiran (a. vivaldi mevsimler); kimi zaman imkansizi basarmanin zorlugunu (paganinni 24 caprices); kimi zaman temiz ve saf aski, güzelligi, iki üç notayla kadini-erkegi simgeleyen (çaykovski romeo juliet); kederi akla getiren (j. williams schindler’s list) ve yediden yetmise herkesin dinlediginde bütün duygularini harekete geçiren, alip baska diyarlara götüren keman...

devamını okuyayım »