jimmy

  • 395
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 yıl önce

kilo sana yakışıyor

hayır arkadaşım kilo sana yakışmıyor.

o iğrenç güve-kelebek karışımı yaratığa nasıl acıyorsan, nasıl öldürmeden pencerenden dışarı salmak istiyorsan insanlar da sana öyle bir duyguyla ''kilo sana yakışıyor'' diyor. bir nevi ''aman dokunmayayım, hoş dursun gönlü'' deyiveriyor. büyük bir lutüf. seni sempatik yapan, hoş gösteren de bu. doğrusunu birazdan anlatıyor olacağım. fakat şunu başta belirtmem lazım, bu yazı depresif bir yazı değil, gülücükle okuyun.

sene 2010 aylardan mayıs tamı tamına 99.9 kiloyum. üzerimdeki kot pantolona, tişörte, gömleğe ağırlık biçtim ''taş çatlasa 95'im abi'' dedim. fakat o da ben de biliyoruz ki bir kot , bir tişört, bir çorap, iç çamaşırları 4 kilo etmez. üstelik sabahın körü. şansımı ayakkabıdan zorluyorum ama hı ıh. 0.1'tona öyle yakınım ki 2 şişe su içsem orada 3 haneli şeyler göreceğiz.

''kilo sana yakışıyor zaten.''
evet kilo bana hakikatten yakışıyor. kocaman yanaklarımla, top gibi burnumla, o sert, doymuş yağlı göbeğimle gerçekten sevimli görünebilirim. fakat insanların bunu göbeğimin o kıvrımsız yapısına kapılıp söylediğini zannettim tamı tamına 18 yıl. öylesine inandım ki bir gün olsun kilo veresim gelmedi. yalan olmasın lise'de de kilo verdiğim günler oldu. ama tarih itibariyle 0.1 tona öylesine yakındım. belki de bu 0.1'tonu bulmuş, ve geri dönmüş halimdi, tartılmayalı aylar olmuştu. belki de 1 yıl.

en son tartıldığımda babam o meşhur kurbanlık espirisini yapmıştı hatta. belki de insanların babam kadar dürüst olması lazım. zira;

-seni kurbanlık diye satarım lan.
*...[kızarmak]
- ne utanıyosun yavşak, yerken utanmıyorsun da tartılırken mi utanıyosun ?

babam gerçekten çok haklıydı vefakat ben bu kadar derin bir gerçeğin rüzgarına kendimi kaptıramazdım. kilo bana yakışıyordu. hem her insan zayıf olmak zorunda mıydı ?

değildim. istediğim günden itibaren kilo verebileceğimi o kadar iyi biliyordum ki bu hakkımı sonuna kadar saklı tutmaya çalıştım. bir de aldığım salatalı ve salatasız iki dürümün tarafımdan mideye indirilceğini sakladım. bir insanın iki dürüm yemesini tuhaf karşılayan insanlar vardı. o insanlardan ilkiyle bir restorantta karşılaştım. mekan tabi ki adana. iki tane adana söyledim. yaşlı olan , babam gibi gerçekleri görebilen kasiyer amca '' ikisi sana fazla, az ye'' dedi. gülerek ''dayı can boğazdan gelir'', ''acım'' dememe rağmen kotamın bir dürüm olduğunu belirtti. adam dükkan sahibi , ne diyeceksin? bir tane yedim o gün. sonra her kasiyer kandırışımda o amca geldi aklıma. şimdi yaşıyor mudur acep ? bir salatalı bir salatasız paket derken, acaba gökhan acılı sever mi? derken aklımda hep o amca vardı doğrusu.

işte böyle insanların anlatmaya çalıştığı şeyi sırf kilo bana yakışıyor diye görmemezlikten geldim. belki de cidden yakışıyordu. fakat insanların belli bir yaştan sonra bazı şeylere tahammülü olmuyor. benim de tahammül edemediğim şeyler oldu. serdar ortaç kliplerindeki dansçılar gibi sevgililer isterken benim gibi kolu, beli kıllı kızlarla takılmak zorunda kaldım. yazılarımda çok güzel tasfir etsem de çok taş kız arkadaşlarım olmadı. hala da yok. serdar ortaç'tan yardım bekliyorum. yaşım 19.

konu dağılmasın tahammül demiştik, kızlar dedik. hayır karı kız kaldırmak için kilo vermedim.

işte yukarda anlattığım 1-2 gerçek vurgudan sonraki en büyük gerçeğimle bir mayıs günü karşılaştım. hayır tartı olayını anlattım. 99.9 depreminden sonra belki benim kuruntum belki de gerçekten bir işaret bilemiyorum ama 145t'de bir amcayla karşılaştım. üst katta en önde yerime kurulmuş müzik dinlerken geldi ve yanıma, dizime kısacası üstümün bir bölümüne oturdu.

normalde otobüste nadir hayat değiştiren muhabbet ederim. bunun insanlarla alakası yok, çok nadir hayatımı değiştiriyorum. neyse o gün gerçekten nasıl oldu bilmiyorum ama şarjım bitti. mecburen 1-1.5 saatlik yolu yarım koltukta gidecektim.

'' gazeteyi uzatsana''
''-öğrenci misin?''

neresiydi, nasıldı şöyleydi böyleydi derken ''rahatsın değil mi ?'' sorusuyla konu kiloya geldi. malum ikimiz de şişmanız.başlarda bana öyle dört dörtlük şeyler anlattığını söylersem yalan olur. ilerideki problemlerimi söyledi, kalp yağlanmasıyla başladı, kanserle ilerledi. hiçbirini ciddiye almadım. çünkü genç bir insanım ve ölüm bana çok fazla ''ben burdayım'' demiyor. kaldı ki hepimiz öleceğiz.

fakat nasrettin hocanın dediği gibi ağaçtan düşen adamın doktordan daha iyi bilmesi gibi adam işin sağlık boyutundan psikolojik boyuta geçiş yaptı. ağı eriyen pantolonlarımın, bir beden büyük pantolon getiren satış görevlilerinin, günden güne daha fazla genişlediğimizi gören ananın babanın kiloyu pek de sempatik bulmadığını anlattı. dahası bunları anlatırken pek de eğleniyor gibi durmuyordu. ağlamasaydı ciddiye almazdım. fakat '' şimdi benim yapacak bir şeyim yok geldim 53 yaşına nasıl kilo vereyim?'' derken gözleri doldu. işte orada mesajı aldım. saklı olan hakkımı kullanmaya karar verdim. ''yazın kilo vericem '' diyebildim sadece. umrunda değildi sanırım. belki de kendisiyle hesaplaşıyordu. tıpkı benim şimdi yaptığım gibi.

amcayla konuşmamız bittiğinde taksime daha çok vardı. birbirimize hiçbir şey söylemeden yolu izledik. ara ara öksürdü. boğazını temizledi.

şimdi size daha tuhaf bir şey söyleyeceğim, yazın adana'ya döndüm. kilo verme işlerine başladım. anne baba görünce malüm yorumlarını esirgemediler. peder bey ''ben de ufakken kiloluydum'' dedi. işte o an ayıktım. size ''kilo sana yakışıyor'' tandanslı şeylerin yalan olduğunu ayıktırmaya çalışan insanların hepsi ama hepsi şişmanlığı yaşamış kilolu insanlar. bu yüzden size neyin daha çok dokunacağını iyi biliyorlar. otobüsteki amca, kebapçı kasiyer, babam hepsi ama hepsi idda ediyorum eski toplulardan. kilonun yakıştığı ama kilosuz bir yaşamı seçenlerden.

işte ben de o yüzden böyle bir şey yazdım. şimdi birileri şişko, gözlüklü, sivilceli bir ergenmiş temalı bir şeyler söylemeye kalkarsa 174 boy, 77 kiloyla karşısına çıkar kafamı burnundan içeri sokmaya çalışırım. ayık olsunlar. [adanalı stayla]

şunu belirteyim, kilolu arkadaşlar için: yukarıda söylediklerimin hepsi bizzat doğru. her insan zayıf olmak zorunda değil. ve gerçekten kilonun yakıştığı insanlar var, fakat kimse kilonun yakıştığı insanlara ''kilo sana yakışıyor'' demiyor.

bir aralık diyet programımı açıklayacağım isteyenler için.

(bkz: fil diyeti/#20878050)

devamını okuyayım »
21.09.2010 11:30