julius evola

  • 135
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

dogville

hegelvari söyleyecek olursak, sözlükte bu filmi bir kişi anlamış, o da yanlış anlamış. evet grace isa'ya benziyor ama bunun sizin zannettiğinizden (yani yapıtın bir hıristiyanlık eleştirisi olmasından) çok daha basit bir sebebi var; o da grace'in anti-isa, antichrist, deccal olması. kısa yazıcam, merak eden olursa uzatırım.
1) mezkur kişi bir kadındır, cazibelidir (sadece güzel değil, kasabaya gelirkenki giyiminden, tüm erkeklerle alttan alta flört etmesine kadar) ve çok güçlü birinin (isa özelinde tanrı'nın) mesajını iletmek için değil, çok güçlü ve kötü birisinden (grace özelinde şeytan'dan) korkup kaçtığı için kasabaya gelmiştir.
2) kasabadaki yaşamı boyunca, tıpkı şeytanın bir zamanlar olduğu gibi, melek rolünü oynamaktadır. soru sormaması ve her şeyi kabullenmesi de bu rolün icabıdır, melekler soru sormazlar. tıpkı şeytan gibi melekken tam ters kutba kayacaktır.
3) türlü acılardan sonra, şeytan kendisini tekrar bulur ve ona gücü teklif eder. bu noktada şeytanın en önemli özelliği açığa vurulur. herşeyi tam tersi gösterme kaabiliyeti... şeytan grace'e merhameti kibir olarak gösterir. yaptığı ise sadece konuşmaktır (yani vesvese) ve grace ikna olur. açıklayıcı bir diğer nokta da grace'in kötü adamın kızı olmasıdır. hıristiyan inancına göre deccal, şeytan'ın çocuğu olarak dünyaya gelecektir çünkü...
4) grace yaşadığı acılardan isa'nın tam tersi bir sonuç çıkarır, çünkü kendisi anti-mesihtir. bu sebepten dolayı da herkesi öldürür. arka fonda yaşanan, deccal'in gelişiyle dünyayı saracak olan terör ve savaş dalgasının sembolik bir canlandırılmasıdır. dikkat edilmesi gereken nokta herkesin suçlu kabul edilmesidir. kundaktaki bebekler de dahil. şeytanın akı kara gösterme yeteneği böylece, suçu kendisinin ve deccal'in üzerinden tüm insanlığa yönlendirecektir. filmde alt metin olarak denilmektedir ki, en masum olanlar dahil (bebekler) herkes aslında az çok kendileri (şeytan/deccal) kadar suçludur veya şartlar elverse suçlu olma potansiyeli barındırırlar.
5) bu noktada lars amcam, zekice bir kurguyla, seyirciyi de bu suça ortak eder. kasabanın (insanlığın) cezalandırılmasını isteyen seyirci, bebeklerin öldürülmesinden dehşete kapılmaz. bir anlamda deccal'i onaylar. lars, koltuklarında oturan insanlara da, siz de aslında deccal'den çok farklı değilsiniz demektedir.
6) bu film lars'ın uzun zamandır ve döne döne anlattığı temadan farklı değildir. bu tema en açık biçimiyle daha sonra tekrar lars von trier tarafından antichrist'te açımlanacaktır.
7) lars von trier'in bu temaya takıntılı olmasının da iki temel nedeni var. ilki lars'ın bir frankist olması. bu konu çok geniş ama lars tüm hayatını adeta jacob frank'ın izinde yaşamaya çalışıyor ve tıpkı onun gibi yahudilikten katolikliğe (sözde) geçiş yapıyor. tıpkı onun gibi cinselliğe, çok farklı ve özel manalar yüklüyor. açık cinsel birleşmenin propagandasını yapıyor. tıpkı onun gibi ilahi figürleri dişi ve zaten grace karakteri aslında eva frank'tır. peki neden bunu yapıyor? belki gerçekten frankist bir soydan geliyordur (bu konuda epey ima var elimizde) ama belki de frankistlerin masonluğun üst yönetimini ele geçirip, illuminati vasıtasıyla son 200 yıldır dünya'yı yönettiklerine dair sürekli tekrarlanan efsaneyi, fazla ciddiye almış ve kendisini onlardan biri olarak sunmayı takıntı haline getirmiştir.
8) ikincisi, kubrick sonrası dönemde, onun tahtına kendisinin oturduğunu düşünüyor ve benzer sözde-gizemleri yapıtlarının içine yerleştirmeye çalışıyor. oysaki ben lars von trier'in kubrick kadar meselelerin esasına vakıf olduğunu düşünmüyorum. daha çok blade'deki vampir yalakası tipleri anımsatıyor bana lars.

çok uzun ve dipnotlu da anlatabilirim meseleyi ama yeri sözlük değil. son olarak, bu film, rosemary's baby, salo ve eyes wide shut ile beraber, frankist yapılanmayı (veya komployu nasıl tanımlamak isterseniz) en açık anlatan 4 filmden biridir ve dolayısıyla çekilmiş en şeytani de 4 filmden birisi olmaktadır.

allahumme ecirna min fitneti'l-mesihi'd-deccali ve's-sufyan. amin...

devamını okuyayım »