kahvekafka

  • 1134
  • 2
  • 0
  • 0
  • 4 hafta önce

sadi-i şirazi

iranlı filozof; astronomi, matematik, tıp ve din âlimi.

kutbüddîn mahmûd b. mes'ûd b. muslih el-fârisî eş-şîrâzî eş-şâfiî. 634 (1236) yılında şîraz'da doğdu. tabipleriyle tanınan bir aileye mensuptur. şîraz'da muzafferi hastahanesi'nde göz hekimi olan babası ziyâeddin mes'ûd el-kâzerûnî, şehâbeddin es-sühreverdî'nin müridi idi. kutbüddin din, tıp ve tasavvufla ilgili ilk derslerini babasından aldı, on yaşında onun elinden hırka giydi. on dört yaşında iken babasının ölümü üzerine onun hastahanedeki görevine tayin edildi. bu görevi sırasında ibn sînâ'nın el-kanûn adlı tıp kitabını yine hekim olan amcası kemâleddin ebü'l-hayr el-kâzerûnî, şemseddin el-keyşî ve şerefeddin zekî el-bûşekânî gibi hocalardan okudu. on yıl sonra kendini tamamen ilmî çalışmalara vermek amacıyla hastahanedeki görevinden ayrıldı. fahreddin er-râzî'nin şerhi başta olmak üzere birçok şerhini incelediği el-kânûn’u şerhetmeye başladığı yıllarda esere ait problemleri çözmek ve bilgilerini geliştirmek üzere 658 (1260) yılı civarında merâga'ya gitti. burada nasîrüddîn-i tûsî'nin ders halkasına katılıp ondan astronomi ve felsefe dersleri aldı.

yapımı süren rasathanenin çalışmalarına katıldı ve zîc-i îlhânî'nin hazırlanmasına katkıda bulundu. 665-667 (1267-1269) yıllarında nasîrüddîn-i tûsî ile birlikte horasan'a geçti. horasan'da ali b. ömer el-kâtibî'den mantık ve felsefe okudu. ardından gittiği isfahan'da emîr bahâeddin muhammed el-cüveynî ile oğlu şemseddin el-cüveynî'den yakın ilgi gördü. astronomiye dair nihâyetü'l-idrâk adlı eserini şemseddin'e ithaf etti. bağdat'a geçip bir süre nizamiye medresesi'nde kaldıktan sonra 670 (1271) yılı civarında konya'ya yerleşti. mevlânâ celâleddîn-i rûmî ile görüştü. bu arada sadreddin konevî'nin derslerine de katılan kutbüddin (ibn hacer, iv, 339-340) bu yıllarda vezir muînüddin süleyman pervâne'nin takdirini kazandı. onun tarafından önce sivas'a, ardından malatya'ya kadı tayin edildi. sivas'ta bulunduğu sırada gökmedrese'de ders verdi. 681'de (1282) hülâgû'nun oğlu ahmed teküder kendisini mısır memlûk sultanı kalavun'a elçi olarak gönderdi. bir müddet mısır'da kalan kutbüddin, bu sırada el-kânûn'un daha önce görmediği bazı şerhlerini inceleme imkânı buldu. mısır dönüşü bir süre şam'da ikamet etti. ülkesine döndüğünde tebriz'e yerleşti. hükümdarlarla ilişkilerini kesip son yıllarını bir mutasavvıf gibi yaşayarak geçirdi. 17 ramazan 710'da (7 şubat 1311) tebriz'de vefat etti; vasiyeti üzerine çerendâb kabristanı'nda kâdî beyzâvî'nin yanına defnedildi.

şîrâzî, gazzâlî'nin yönelttiği eleştirilerle ilmî otoritesi geniş ölçüde sarsılan felsefe geleneğini canlandırmaya çalışan düşünürler kuşağındandır. onun felsefî çalışmaları, şehâbeddin es-sühreverdî'nin eserleriyle sistemleşen işrâkıyye ekolünün temel fikirleriyle yönlendirilmiştir. sühreverdî ile molla sadra arasında geçen dört yüzyıl boyunca etkili olmuş filozoflar içinde şîrâzî, hocası nasîrüddîn-i tûsî'den sonraki en önemli felsefî şahsiyetlerden biri sayılmaktadır. islâm felsefe ve bilim tarihindeki şöhreti, esas itibariyle birçok disiplinde uzman olup her biri hakkında çok önemli eserler ortaya koymasından kaynaklanmaktadır. nitekim şîrâzî'nin müslüman hakîm idealini ilmî şahsiyetinde gerçekleştirmek isteyen çok yönlü bir düşünür olduğu görülmektedir. filozofun dürretü't-tâc adlı farsça eseri, ibn sînâ felsefesini tasavvufî ve dinî meseleler eşliğinde yeniden entelektüel ilgilerin gündemine taşımıştır. şîrâzî'nin, her ne kadar şehrezûrî'nin kaleme aldığı şerhe dayansa da sühreverdî'nin hikmetü'l işrâk'ına yazdığı şerh kısa süre içinde ilkinin yerini almış ve daha sonraki kuşaklar sühreverdî'yi onun gözüyle tanımıştır. sadreddin konevî'nin öğrenciliğini yapmış olduğu göz önüne alındığında düşünürün ibn sînâ-sühreverdî-ibnü'l-arabî üçgenini kendi felsefî şahsiyetinde birleştirdiği söylenebilir. şîrâzî'nin din ilimlerinin de dâhil edildiği böyle bir senteze yönelmesi, xiii. yüzyıldan itibaren özellikle iran'da başlayan ve daha sonraki dönemlerde osmanlı ülkesinde devam edecek olan, çeşitli ekolleri tek bir bilgi sisteminde bütünlemeye yönelik fikrî arayışlar için anlamlı bir model teşkil etmiştir.

şîrâzî, bir filozof ve din âlimi olmanın ötesinde islâm bilim tarihinin önemli bir şahsiyeti olarak da şöhrete sahiptir. matematik, optik, coğrafya, fizik ve özellikle astronomi alanlarında yaptığı çalışmaların kayda değer yankıları görülmüştür. onun matematiğe karşı ilgisi, daha ziyade o dönemde bu alanın alt disiplinleri olarak düşünülen astronomi ve optik dolayısıyla olmuştur. bununla birlikte matematik araştırmalarına metafizik bir anlam da katmış, bu ilimde derinleşmeyi metafizik ve irfan alanında yapılacak araştırmaların bir zihnî hazırlığı olarak değerlendirmiştir. pisagorcu bakış açısını hatırlatan bu yaklaşıma göre matematik çalışmak, metafiziğin soyutluk derecesi yüksek kavramlarını tasavvur için vazgeçilmez bir gereklilikti. şîrâzî, ibnü'l-heysem'den sonra nisbeten ihmale uğrayan optik alanında getirdiği yeni bakış açısıyla bu ilmin islâm dünyasında yeniden canlanmasına yol açmıştır. işrâkî felsefenin ışık kavramını merkezîleştiren ve onu varlık kavramıyla özdeş sayan ana fikirleri, onun optik konusuna yepyeni bir heyecan ve anlayışla yaklaşmasına yol açmış olmalıdır. her ne kadar bu alanda müstakil bir eser yazmadıysa da nihâyetü'l-idrâk'inde konuya ayırdığı bölümler ufuk açıcı olmuştur. özellikle gök kuşağı hadisesini açıklama yolunda yaptığı çalışmalar önemlidir. işık ışınının yağmur damlasında iki defa kırılıp bir defa yansımasıyla gök kuşağı renklerinin oluştuğunu ilk defa doğru olarak açıklayan şîrâzî'nin bu alandaki diğer başarısı, ibnü'l-heysem'in ünlü eserine tenkihu'l-menâzır adıyla ciddi bir şerh yazmış olan kemâleddin el-fârisî gibi bir optik dehasını yetiştirmesinde yatmaktadır. nihâyetü'l-idrâk adlı eserinde coğrafyaya dair meselelerin, başta bîrûnî olmak üzere eski müslüman coğrafyacılarının çalışmaları ışığında ele alındığı görülmektedir. bunun dışında şîrâzî'nin, moğol hükümdarı argun'un papa buscarello di ghizalfi’ye gönderdiği cenevizli elçinin gittiği yolu izleyerek anadolu'yu bir uçtan bir uca katettiği ve 1290 yılında argun'a anadolu kıyıları hakkındaki gözlemlerine dayanan bir akdeniz haritası sunduğu bilinmektedir. ibn sînâ'yı izlediği eserlerinde bu filozofun fizik teorisini benimseyen şîrâzî, hikmetü'l-işrâk'a yazdığı şerhte yeni bir ışık fiziği kurmayı denemiştir. bu yazılarında kendisi ışığı ay altı ve ay üstü âlemlerindeki bütün hareketlerin kaynağı olarak tanımlamaktadır. onun tıp alanındaki en önemli katkısı ise ibn sînâ'nın el-kanûn adlı eserindeki tıbbın ilkelerine (külliyyât) ilişkin bölüm için yazdığı şerhtir. bu eserinde şîrâzî, ibnü'n-nefîs ve ibnü'l-kuf gibi tıp üstatlarından da yararlanmıştır. astronomiyle ilgili başarısı, kendi dehası yanında merâga rasathânesi'nde bilimsel bir çalışma için gerekli mükemmel ortamı bulmasıyla da ilgilidir. bu rasathanenin öncü şahsiyeti olan nasîrüd-dîn-i tûsî'nin batlamyus'unkinden çok önemli farklılıklar içeren bir gezegen modeli ortaya koyduğu bilinmektedir. şîrâzî, nihâyetü'l-idrâk ve et-tuhfetü 'ş-şâhiyye adlı eserlerinde tûsî'nin yeni gezegen modelini başka gezegenlere de uygulamış, fakat sonuçlardan tam anlamıyla tatmin olmadığı için modelde bazı değişiklikler yapmıştır. merâga geleneğinin tekniklerini ve yeni gezegen modelini daha sonra ibnü'ş-şâtır başarıyla uygulayacak ve kopernik'in yaptığı tesbitlerle aynı olan sonuçlara ulaşacaktır.

kutbüddîn-i şîrâzi nin etkisi çok sayıdaki talebesi tarafından sürdürülmüştür. kemâleddin el-fârisî dışında tâceddin ali b. abdullah et-tebrîzî, kutbüddin muhammed b. muhammed el-büveyhî, nizâmeddin en-nîsâbûrî, mahmûd b. abdurrahman el-isfahânî ve adudüddin el-icî bunlar arasında zikredilebilir.

eserleri.

1. nihâyetü'l-idrâk fî dirâyeti'l-eflâk. şîrâzî'nin sivas'ta kadı olarak bulunduğu sırada (680/1281) tamamladığı astronomiye dair eseridir (bibiiotheque nationale, nr. 2517/8; british museum, nr. add 7482). müellif. risale müte'allika bi bazı ebhâsi nihâyeti'l-idrâk'inde (süleymaniye ktp., fâtih, nr. 5396) nihâyetü'l-idrâk’ın bazı konularını hocası nasîrüddîn-i tûsî'nin yaptığı itirazlara cevap vermiştir.

2. et-tuhfetü'ş-şâhiyye fi'l-hey'e. bu eseri de sivas'ta kadı olarak bulunduğu sırada tâcülislâm emîrşah muhammed b. sadrüssaîd tâceddin mu'tez adına telif etmiştir (bibliotheque nationale, nr. 2516; british museum, nr. add 7477; süleymaniye ktp., turhan valide sultan, nr. 220). ali kuşçu esere muhtasar bir şerh yazmıştır (süleymaniye ktp., cârullah efendi, nr. 2060/1). 3. ihtiyârât-ı muzafferi: farsça kaleme alınan astronomiye dair eser çobanoğlu beyi muzafferüddin yavlak arslan'a ithaf edilmiştir (kütübhâne-i merkezî dânişgâh-ı tahran, nr. 469, 950; süleymaniye ktp., ayasofya, nr. 2574, 3595, fâtih, nr. 5302).

4. şerh alâ tezkireti'n-naşîriyye. nasîrüddîn-i tûsî'nin astronomiyle ilgili eserinin şerhidir (british museum, nr. add 7481).

5. kitâb fe'altü felâ telüm. muhammed b. ali b. hüseyin hemmâzî'nin kitâbü beyâni makâşıdi't-tezkire'sinin şerhi olup nasîrüddîn-i tûsî'nin oğlu asîlüddin hasan'a ithaf edilmiştir (süleymaniye ktp., ayasofya, nr. 2668; fâtih, nr. 3175).

6. ez-zîcü's-sultânî. farsça olan bu eser kaynaklarda mîrek el-buhârî'ye de nisbet edilmektedir (brockelmann,gal, 11, 297; dsb, xi, 249).

7. et-tuhfetü's-sadiyye (mûzhetü'l-hükemâ ve ravzatü'l-etıbbâ'). ibn sînâ'nın el-kanûn adlı eserinin birinci kitabının şerhi olup gâzân han'ın veziri sa'deddin muhammed'e ithaf edilmiştir (bibliotheque nationale, nr. 2940; süleymaniye ktp., şehid ali paşa, nr. 2047, fâtih, nr. 3574; nuruosmaniye ktp., nr. 3467). şîrâzî'nin el-kanûn'un tamamını şerhettiği de kaydedilmektedir (sarton, ii, 1019).

8. şerhu hikmeti'l-işrâk. şehâbeddin es-sühreverdî el-maktûl'e ait eserin şerhidir. önce müstakil olarak ibrahim tabâtabâî tarafından (tahran 1313/ 1895, bu neşirden tıpkıbasım, kum, ts.), daha sonra hikmetü'l-işrâk içinde (tahran 1315) yayımlanmıştır. sühreverdî hakkında düzenlenen milletlerarası bir kongre münasebetiyle (zencan, mayıs 2001) abdullah nûrânîve mehdî muhakkik eseri yeniden neşretmiştir (tahran 1379hş./2002). bu şerhe xvi. yüzyılda vedûd tebrîzî tarafından bir ta'likat yazılmıştır. kâtib çelebi esere mevlânâ abdülkerîm'in de farsça bir haşiye yazdığını kaydetmektedir (keşfü'z-zunûn, i, 685).

9. şerh alâ kitabi ravzati'n-nâzır. nasîrüddîn-i tûsî'nin ontolojiye dair eserinin şerhidir (india office, nr. 583).

10. fethu'l-mennân fî tefsîri'l-kur'ân. kırk ciltten meydana gelen eserin süleymaniye kütüphanesi'nde (esad efendi, nr. 111-140) otuz cildi (iki cildi mükerrer), aynı kütüphanenin hekimoğlu bölümünde (nr. 109-126) yirmi bir cildi bulunmaktadır.

11. haşiye alâ kitâbi'l-keşşâf' an hakâiki't-tenzîl li'z-zemahşerî (kitâbü'l-intişâf) (süleymaniye ktp., süleymaniye, nr. 183; ayasofya, nr. 366).

12. şerhu muhtaşari'l-müntehâ li'bni'l-hâcib (köprülü ktp., nr. 499).

13. miftâhu'l-miftâh. sekkâkî'nin miftâhu'l-'ulûm adlı kitabının meânî ve beyâna dair üçüncü kısmının şerhidir (bibliotheque nationale, nr. 4377; british museum, nr. add 7449-7450).

14. dürretü't-tâc li-ğurreti'd-dîbâc. 705 (1305) yılında telif edilmiş olup mantık, felsefe, tabii ilimlerle geometri, astronomi, aritmetik, mûsiki ve ilâhî ilimleri kapsayan beş bölümden meydana gelen farsça ansiklopedik bir eserdir (süleymaniye ktp., ayasofya, nr. 2405, damad ibrahim paşa, nr. 816; râgıb paşa ktp., nr. 694; köprülü ktp., nr. 867). kitabın i. cildi muhammed mişkât (tahran 1320 hş.), ii. cildi hasan tabesî (tahran 1324-1325 hş.) tarafından neşredilmiştir. ayrıca mâhîduht bânû hümây eserin bir kısmını yayımlamıştır (tahran 1369hş./1990).

kutbüddîn-i şîrâzî'nin diğer bazı eserleri de şunlardır: harîdetü'l-'aca'ib, hulâşatü işlâhi'l-mecistî li câbir b. eflah, tahrîrü'z-zîci'l-cedîdi'r-rıdvânî, tebşıra fi'l-hey'e, şerhu'l-urcûze, risale fi'l-baraş, risale fî beyâni'l-hâce ile't-tıb ve âdâbi'l-etıbbâ' ve veşâyâhüm, şerhu'n-necât, eş-şerh ve'l-hâşiye ale'l-işârât ve't-tenbîhât, haşiye alâ hikmeti'l-'ayn, terceme-i uşûl-i öklîdis-i hâce naşîrüddîn-i tûsî (süleymaniye ktp.. yenicami, nr. 796); risale fî hareketi'd-dahrace fi'n-nisbe beyne'l-müstevî ve'l-müntehî (şeşen, ii, 323); müşkilâtü't-tefâsîr (süleymaniye ktp., yenicami, nr. 149; eserleri için bk. brockelmann, gal, ii, 274; suppl, ii, 296-297; dsb, xi, 248-249).

(t.d.v. islam ans. 26/487-488)

devamını okuyayım »
26.07.2012 12:12