kahvesigara

  • azimli
  • entry uğruna ruhunu satmış (666)
  • 1311
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

o ses türkiye

televizyonda bir programsa söz konusu olan şöyle düşünmenizi salık veririm. (benden önce salık verme sözünü son kullanan kişi yaşıyor mudur acaba? tam kötü çevrilmiş roman dili oldu.)

milyonlarca lira harcayıp format, dekor, ekip vs toplayıp üstüne üstlük her biri ayrı karın ağrısı yaratabilecek ünlü kişilerle sözleşme imzalıyorlar ki jüri olsunlar, insanları ekrana çeksinler.

üşenip kısa kestiğim bu tabloda yeri olmayan bir şey varsa o da ülkeye sanatçı kazandırmaktır (ki zaten sadece şarkı söyleyen kişi sanatçı değil yorumcu/icracı falan olur. sanatçı yorumlanan eseri üreten kişilere verilen isimdir). bu ticari bir yapım. yani yatırılan bir para var ve amaç, bu paranın karşılığında para kazanmak ya da ona eşdeğer bir getiri elde etmek (mesela kanalın tanınırlığını artırıp geleceğe yatırım yapmak).

haliyle yapımcılar işlerini şansa ya da izleyici adlı dengesiz ve ne yapacağı öngörülemeyen bir kitlenin insafına bırakmaz. sizce bırakır mı? programın dinamikleriyle örtüştüğünü düşünmedikleri bir grup insanın izleyici öyle istedi diye kalmasına göz yummazlar. rating getireceğine inandıkları başka bir grubun da aynı şekilde gitmesine, arkalarından el sallayıp bir kova su dökerek katlanmazlar. rating getirenin ne olduğunu çözdükleri ya da hissettikleri anda müdahale etmeye başlarlar.

o ses türkiye'de ne olup bitiyordur ben bilmem ama medyayı ve işleyişi bilen bir yapımcı, stüdyoda oylama sistemiyle (ki çok saçma sapan olduğu aşikâr) ve sms sistemiyle ihtiyaç duyması halinde çok kolay oynayabilir. stüdyodaki durum zaten kolay. sms içinse artık hizmet satın alınacak tonla yer var. istediğin miktarda sms'i satın al, istediğin kişiye gönderilmesini sağla olsun bitsin. noter gelen sonuçlara bakar, o sonuçlar oraya gelmeden ne dönmüş ona bakamaz.

bu yarışmada eminim öncelik elbette izleyicinin tercihidir ama o da şöyle. finale asla ve kat'a üç büyükşehirden birinden katılan ve kendine istanbullu, ankaralı, izmirli diyen insan kalamaz. hasbelkader biri kalsa bile sonuncu olur. yarışmacılar iki kuşak büyükşehirde yaşamış bile olsa hiç görmedikleri memleketlerini zikrederler çünkü potansiyel orada. bu strateji de onlara anlatılır zaten. sırf erzurumlu, sivaslı, rizeli vs. (yani istanbul'a en çok göç veren illerden) diye normalde umrunda olmayacak tiplere oy gönderen ve ratingi artıran bir izleyici kitlesi hakim durumda. yarışmacıların künyesinde bile yazar, şurada doğdum ama aslen bilmem nereliyim diye. bilmem nere hakkında bir fikri bile yoktur, görmemiştir, umrunda bile değildir belki ama o şehirden göç etmiş diğerlerinin ve o şehirde kalmış azınlığın çok umrunda olmaya başlar birden bire. falan filan. özetle bir hinlik hep vardır, olur. olması gereken budur demiyorum yanlış anlaşılmasın, olan budur. kafa boşaltma derdindeki izleyicinin de pek umrunda olduğunu sanmıyorum. onlar da eğlencesinde işin. al gülüm ver gülüm yuvarlanıp gidiyorlar.

devamını okuyayım »
19.02.2015 01:20