kalem berberi

  • 522
  • 2
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

pınar

ne zaman duysam, ne zaman aklıma gelse beni huzünlendiren kadın ismi.

pınar... 1992-97* yılları arasında komşuyduk onlarla. hayal meyal hatırladığım anılar onunla başlıyor. bebekken yüzüne kaynar su dökülmesi sonucu ya da baska bir nedenden ötürü* bir yanağında alnına kadar yanık izi vardı. canım arkadaşım, iz görünmesin diye annesine hep saçlarını o tarafı kapatacak şekilde tarattırırdı.

psikopat bir babası vardı. annesi her gün dayak yerdi ondan. her gün bağırış çağırış sesi gelirdi evlerinden. bir gün terk etti annesi onları. memleketine gitmiş. yıllar sonra annemden öğrendim ki meğer kadın apandisit şüphesine rağmen hastaneye götürülmemiş. evde dayak yemiş. gece fenalaşmış, hastaneye kaldırılıp ameliyat edilmiş. ayaklanır ayaklamaz da kocası tarafından dövülüp, kolları, göğsü jiletlenmiş.

"bir gün ölecekti." dedi annem. "canını zor kurtardı." "neden çocuklarını* yanına almadı?" dediğimde "ailesi çocukları istemedi." diye cevap verdi. "operasyondaki rolün?" dedim. "sadece finans." dedi.

babasının amcası almanya'da gurbetçiydi. onu da hep "biraz daha büyü. seni almanya'da ameliyat ettireceğiz." diyerek avuturdu ailesi. ben de büyüyünce doktor olacaktım pınar. ediz hun'u ameliyat ettikleri gibi ben de seni ameliyat edecektim. çocukluk işte...

ben mi? ne estetik cerrah olabildim ne de doktor, pınar. hatta adam sınıfına bile girdim sayılmaz. ama sen inşallah mutlusundur artık. ve umarım istediğin şekilde tarayabiliyorsundur saçlarını.

devamını okuyayım »