kalemi tirassiz berber

  • 212
  • 3
  • 1
  • 0
  • 4 gün önce

ekşi itiraf

kendimle hiç bitmeyen bir mücadele içindeyim.

güne, haftaya, işe, maça... neye başlarsam başlayayım hep içimde bir rahatsızlık duygusu var, bir şeyler hep eksik geliyor. hani böyle kalbinizle mideniz arasında bir yanma hissedersiniz ya. işte hep yanıyor.

tabii bu durumda özgüven eksikliğimin büyük bir payı var ki kabul edeli çok oldu.

önce çevremdekilerin beni nasıl gördüklerini, yani dışarıdan nasıl göründüğümü anlamaya çalıştım:

- karıma göre süperim, takıntılıyım falan ama bana çok güveniyor. yaptığım her şeyde başarılı olduğumu düşünüyor.ama karım o, çok da sever beni. taraflı bakıyor biraz.

- oğlum beni görünce sevinçten yerlerde yuvarlanıyor. soruyorum "la nasıl biriyim ben, memnun musun benden?" mal mal bakıyor. konuşmaya başlayınca görecem ne düşünüyor.
bu arada bekar gezen, am ya da yarrak peşinde koşan kardeşlerim, evlenin. çocuk yapın.
geç bebe yaptım diye pişmanım, karıyı ikna etsem 5 tane çocuk yaparım. çok ciddiyim ama yaşımız geçti.

- neyse dağıttım. anama soruyorum. anne işte. direk nasihat moduna giriyor. işine sahip çık falan.
yaw anne çıkıyorum, hatta içimdeki eksiklik yüzünden hep sahip çıkmaya çalışıyorum ama anlamıyorum diyorum. hep bi sıkıntı hep bi memnuniyetsizlik diyorum. bir şey anlamıyor.

- babama soramıyorum, çünkü kendisi ceza evinde. sorsaydım da ondan da bol nasihat alırdım.
benden hırslıdır. saldır işine falan derdi.

- arkadaşlara soramıyorum. çünkü maalesef bu devirde güçsüzlük göstergesi bu tip sorular. hem sosyal hem de işortamında.

- dostlarıma soramıyorum, çünkü bu dünyada dost diye bir şey olduğuna inanmıyorum. çok iyi arkadaşlar ve arkadaşlar var. hepsi de bir yere kadar.

neyse dışarıdan nasıl gözüktüğüme dair tek somut yorum müdürümden geliyor. performansımın düşük olduğunu söylüyor. başta çok soğuk bir cümle gibi gelse de acı ama gerçek olduğunu anladım. yani müdürüm olan hatun kişisi beni gaza getirmek için böyle oyunlar yapacak birisi değil.

evet, anlıyorum ki tarafsız bir göz benim içimdeki sıkıntıları anlayabiliyor, işime yansıttığım kadarını en azından.

bu güçsüzlüğümün üzerine gitmeyi defalarca denedim, ama olmadı.
feci bir konsantre ekslikliği, her şeyi yarım bırakma (şimdilerde plaza lehçesiyle multi tasking deniyor)
yazılacak 3 tane ciddi raporum var, atolyeleri gezmem lazım, 15 gündür alış verişe çıkmadım ben ekşi okuyorum. okurken bile oradan oraya.

yazarken bile dağınığım. aslında çok farklı bir itiraf yapacaktım nerelere geldim.

sıkılıyorum işin özeti. hayatta iyi bir yere geldim şansımın da yaver gitmesiyle, yurtdışına sık sık çıktığım, iyi de para kazandığım bir işim var.
karım ve oğlum var.
ama boşluk da var amk.
niye var?

devamını okuyayım »