kalifiye balta sapi

  • 1256
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

gbt'de askerlik durumunun çıkması

özeti baştan yazayım da okumaya üşenenler de mahrum kalmasın: kabak gibi çıkmaktadır, bugün başıma geldi, oradan biliyorum. polise bizzat sordum nasıl oluyor diye, asayiş kontrolünde çıkar, trafik kontrolünde çıkmaz dedi. ama trafik kontrolünde yakalanıp bi de polis sizden kıllanıp tc kimlik numarasını sorgularsa orda da çıkarmış. ama çok büyük bi istisna olmazsa hiçbi trafik çevirmesinde polis uğraşmaz tc kimlik sorgulamakla dedi. kaza, alkolden dolayı ehliyete el konma, vs. gibi daha ciddi şeyler olursa tc kimlik de sorulur, o zaman doğal olarak askerlik durumu da çıkarmış.

önemli bilgiyi verdiğime göre ilginç bir olay okumak isteyenler için bugün (daha doğrusu dün) yaşadığım olayı anlatmak isterim:

efendim ayıptır söylemesi bendeniz ağustos 2014'ten beri yoklama kaçağıyım. (kaçağı-ydım demem lazım gerçi) tahmin edebileceğiniz gibi ben de sözlük'te de bolca bulunan bedelli bekleyen gruptandım.

(gerçi türkiye'de hiçbi şey son ana kadar belli olmaz ama) geçtiğimiz günlerde çıkan "bedelli rafa kalktı" haberlerinin gazıyla ve "etraf bu kadar karışıkken bedelli çıkmaz" düşüncesiyle "gideyim amk artık 6 ay yapıcaz kurtulucaz ya seve seve ya s...eve seve" diye düşünüyordum ki geçen pazar zahmet edip kapıma gelen polis memuru mehmet sayesinde devlet babanın da benimle aynı fikirde olduğunu öğrendim. kısmet bugüneymiş, gideyim artık şubeye halledeyim işlemleri diyerek evden çıktım. (evden çıktım dediysem lafın gelişi, saat 13:00 civarları diğer işlerimi bitirdikten sonra şubeye gitmeye karar verdim)

yoldaki trafikten kaçmak için tepecik'in ara sokaklarına birine dalmamla asayiş çevirmesine denk gelmem bir oldu. önümde iki araba durdurmuşlar, elemanları indirmişler üstlerini, arabayı filan arıyolar. beni de keklik gibi yakalayınca durdurdular haliyle. hadi buyrun cenaze namazına. polis memuru yunus (adı yunus değil, motorlu polis olan yunus ama adına dikkat etmedim, pratik nedenlerle şu andan sonra kendisine yunus memur olarak hitap edicem) asayiş çevirmesindeki rutin işlemleri gerçekleştirdi, kimlikler alındı, araba arandı filan. (söylemesi ayıp tipten kazanıyorum, çok kıllatmadılar. sözlükteki hanım arkadaşlara selam ederim burdan. gerçi bu başlıkla işi olan hanım arkadaşlara selam etmek ne kadar mantıklı bilemedim şimdi.*)

neyse efendim tabi tc numarasını telsizden bildirdiler merkeze, bu arada polis soruyo ne iş yapıyosunuz, nereden geldiniz nereye gidiyosunuz filan. dedim allah'tan geldik allah'a dönücez hepimiz. demedim tabi. ne yalan söyliim götüm yemedi. yok lan o da yalan aklıma bile gelmedi öyle bi cevap. hazırcevap biri değilimdir zaten, mümkün mertebe konuşmayı bile sevmem pek gerek olmadığı sürece. neyse. böyle böyle işlerim vardı onları hallettim askerlik şubesine gidiyorum aha belgelerim dedim. bu arada da telsizden cevap geldi yoklama kaçağı tutun lavuğu, bırakmayın diye.

"eee" dedim "ne olcak şimdi?", dedi "seni şubeye teslim etmemiz lazım" e tamam amk ben de şubeye gidiyorum zaten durdurmasanız şu anda şubedeydim kalmış şurda 500 metre mesafe, ara sokakta olmasak, etrafta binalar olmasa çok net görünür şube yani o kadar. yok dedi bizim götürmemiz lazım. e peki dedim nasıl ekip arabasına mı geleyim napayım; yok dedi sen bin kendi arabana beraber gidicez.

hemen hemen her türk evladı gibi ben de polislerle pek anlaşamam, mümkün mertebe işimin düşmesini istemem, işim düşmeden de mümkün mertebe kendilerinden kaçınırım. ama yunus memur en azından beni de karşısında insan gibi biri görünce) şeker gibi bi adam çıktı. "polis eskortuyla götürüyoruz seni şubeye ne güzel" filan diye şakalaşmalar filan yani o derece. ben de şaşırdım tabi. zannediyorum bu atlayacak motora, çalıştıracak sireni cumhurbaşkanı gibi kortejle giriş yapıcam şubeye. forsumdan memurlar yoluma gül yaprakları serecek, komutan kendi koltuğuna oturtacak işlemlerimi bizzat yapacak filan.

neyse efendim bu açtı benim emektarın arka kapıyı kaskını koydu. bekle dedi ben geliyorum şimdi. gitti motorundan telefonunu aldı bindi benim arabaya hadi dedi gidiyoruz. bendeki bütün hava fıss diye söndü tabi. neyse bindik arabaya 2 dk'da şubeye geldik.

işte o andan sonra şubeye polis tarafından getirilmenin avantajlarını gördüm arkadaşlar. saat 13:30'du, öğle paydosu yeni bitmiş, şubede işi olan arkadaşlar girebilmek için sıraya girmişlerdi. (yaklaşık bi 50 kişi filan) şimdi bilmeyenlere henüz işi düşmemiş olanlara biraz bilgi vereyim, girişte üstünüz aranıyor (x ray var izmir'de, daha küçük ve tenha yerlerde yerlerde direkt eski metod kullanılıyor diye biliyorum) ve cep telefonunuzu numara karşılığı girişe teslim ediyorsunuz. bu işlemler her gün binlerce kere yapıldığı için oldukça hızlı ilerliyor ama bu işlemlerden sonra hemen girişte hangi şubeye bağlı olduğunuzu, (mesela izmir tepecik'teki şubede konak, buca ve bikaç şube daha bir arada.) niçin geldiğinizi filan söylüyosunuz adamlar da ona göre numaratör numarası verip "sen 1. kata, sen 3. kata, sen 2'ye git" filan diye yol gösteriyolar sağolsunlar. asıl sıkıntı işte hangi şubeye bağlıysan oraya girince başlıyor çünkü her ne kadar münferit işlemler nispeten kısa sürse de önünde 100 kişi var, ökküz gibi beklemen gerekiyor.

ama benim yanımda aslan gibi yunus memurum var, sıra filan bekler miyim? açık personel kapısını daldık içeri. öğle paydosundan gelen hanım bir memur gak guk edecek oldu, siz burdan giremezsiniz yandan gireceksiniz filan diye, yunus memur cengaver gibi atıldı hemen, "biz de mi ordan giricez" diye. kapıda nöbet tutan garibim asker de far görmüş tavşan gibi kalakaldı, bi memura bakıyo, bi yunus memura, bi bana. neyse ki kulübeden komutanı (veya çavuşu onbaşısı her neyse) çıktı, yunus memuru tanıyo tabi, geçin siz dedi. burdan 50 kişinin önüne geçiverdim hemen. (kusura bakmasınlar haklarını yedim, ne kadar bu tesadüften mutlu olsam da elimde değildi)

polis tarafından yakalanıp getirilince yapılan işlem normalden biraz daha farklıymış. hangi şubeye bağlı olduğumun bir önemi yok, nöbetçi kimse (neyin nöbetçisi gerçi, salı günü 13:30'da gitmişiz) ona teslim etmek zorundaymış polis, işlemlerimi de o nöbetçinin yapması gerekiyomuş. (ben zannediyorum şube komutanı gelicek feriştahımı skicek "niye gelmedin lan daha önce götveren" diye.) yok öyle bişey, geliyorum oraya da. ben konak'a bağlı olmama rağmen buca şubesi nöbetçiymiş bugün, çıktık 3. kata. yunus memur sordu kim nöbetçi diye, zeynep hanım'mış, kendini bulduk, yunus memurun doldurması gereken bi form vardı onu doldurdu 3 fotokopisini aldı hayırlısı olsun kardeşim dedi helalleştik gitti.

zeynep hanımefendi beni normalde işlemlerin yapıldığı bankoların arkasında bulunan masasına çağırdı. bu arada polis nezaretinde gelmemiş müstakbel tertiplerim ve diğer işlemlere gelmiş kader arkadaşlarım hâlâ sıralarını bekliyor tabi aynı salonda. yanımda polisle geldiğimden hepsi bana acıyan ama aynı zamanda nefret dolu gözlerle baktılar "yazık amk yakalanmış ama beter olsun pezemenk" diye.

yunus memurdan pamuk olmasın, zeynep hanım da pamuk gibi bir hanımefendi çıktı şansıma. normalde para pul işlerine bakıyomuş ama geçen hafta askerlik işlemlerine almışlar, henüz acemiymiş bu konuda yani. inşallah hata yapmayız filan deyince ben de ortamı yumuşatmak amacıyla "aman hata yapmayın vietnam'a filan gitmiim" dedim. kendisi sağolsun bu iğrenç esprime güldü ama nezaketle acıma arası bir gülüş olduğunu hissettim. neyse başka bir memur hanımefendiden de destek alarak 5 dakikada işimi halletti. ben de arabayı park etmemle işlemlerimin bitmesi arasındaki sürenin takribi 15 dakika olmasının mutluluğuyla (yaptıran bilir, günü geliyo bu işlemler 1 günde bitemeyebiliyo bile) şubat celbinde tekrar görüşmek üzere şubeden ayrıldım.

velhasılıkelam, her zaman kötü bir şey değildir, 70 milyonda 1 bile olsa bazen iyi bir şey olabiliyor gbt'de askerlik durumunun çıkması. o da bana denk geldi şansıma.

devamını okuyayım »