kamerss

  • 1359
  • 12
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

otuzluk ablalarından genç sözlük kızlarına öğütler

muhtemelen okurken "evet ya doğru" denilecek ama asla uygulanmayacak olan öğütler listesi.

açıkçası öğüt demek pek işime gelmiyor. sıkıcı bir yansıması var. ayrıca pek çok şey yaşla ilgili gibi görünse de bazı istisnalar da oluyor ve 30'luk abla olmak pek bir şey ifade etmeyebiliyor. lakin birkaç minik tavsiyede bulunmadan terk etmek istemedim başlığı görünce.

30'un üstünden 2 yıl geçti. ve şimdilerde 25'imdeki ya da 20'mimdeki ya da 27'mdeki hallerimi düşününce üzülüyorum. o kadar çok üzüldüğüm için, üzülüyorum. sanki o kişiler ben değilim, kardeşim ya da çok sevdiğim bir arkadaşım gibi daha dışarıdan bakabiliyorum yaşadıklarıma ve meğer ne kadar çok ağlamışım ve ne kadar çok üzülmüşüm. sezen aksu'nun da dediği gibi değer mi hiç?
evet, değer miydi?

her şeyden önce dalacağım konu tabii ki erkekler olacak.
bu konuyla ilgili en net diyebileceğim şey: oldurmaya çalışmayın.
şu aralar etrafımda göz göre göre kendini ateşe atan hatun çok. bir şeyler olsun diye inanılmaz bir uğraş içindeler. halbuki farkında değiller en çok kendileri yoruluyor ve üzülüyor. biliyorum, çünkü ben de yaptım aynı şeyleri.
evet, bazı göz göre göre atladığımız adamlar var. içlerindeki çocukla beraber hayatımıza alıverdiğimiz.
yaraları oluyor onların canlarım, bu yüzden de büyümek istemiyorlar, bağlanamıyorlar, bir dönemin "ıssız adam" triplerini hala moda sanıyorlar, geçmişlerindeki acı hep o kadar çok büyük olacak ki fatura dönüp dolaşıp size kesilecek. siz ödedikçe yeni borçlar gelecek. siz çok seveceksiniz ama kimse size sevdiğini söyleyemeyecek. söylediğinde ise içini dolduramayacak. işte bu tip insanlarla olan ilişkilere "olmamış" diyoruz. olmamış olanı da oldurmaya çalışmayın. siz yorulursunuz. adam çaba harcamıyorsa bırakın siz de... önce sorunlarıyla yüzleşsin, o istesin içindeki çocuğu büyütmeyi ya da daha akıllıcasını yapsın ve içindeki çocuğun yanına onun elinden tutacak bir benlik inşaa etsin. yeri gelince çocuk olsun, eğlensin, gülsün, ağlasın ve bunları o çocuk saflığıyla sizinle paylaşsın. siz onu bir kalıba sokmaya çalışmayın, hiçbirimiz tamirci değiliz. hatta tamirci olsak yine iyi; hiçbirimiz müneccim değiliz. zira tamirci bile geldiğinde televizyon bozuksa ne olduğunu birileri anlatıyor, tarif etmeye çalışıyor. bu adamlara ne olduğunu bir kendileri biliyor anasını sati'm.
ayrıca hayat yeterince zor, bu hayatı biriyle paylaşmaya çok hevesliyseniz işleri daha da zorlaştırmayın. aramıyorsa, yazmıyorsa, görüşmüyorsa istemiyordur. bu kadar basit. psikopat katillere dönüşmeyin ve çift mavi tik işareti görüp neden yazmadığı ile ilgili senaryolar üretmeyin.

ve unutmayın ki erkekler yaralarını hep taşırlar; kimisi en cool havasıyla esrarengizliğe gömülür, dikkat çeker kimisi de geleceğine yansıtır. hiç iyileştiremez o yaraları, nedeninin ben de bilmiyorum. ama kadın dediğimiz varlık acı çektikçe, deneyimledikçe hep kendini biraz daha yenilemiş oluyor. bir sonrakinde daha da çok seviyor, daha da olgun oluyor, daha da anlayışlı oluyor. bu muhteşem özelliğinizi kullanın. hırsınıza yenik düşmeyin, geçmişin arkada kalacağından emin olun çünkü gelecekte daha iyi olacaksınız, şüpheniz olmasın.

büyük konuşmayın, inanın bana hep yalayıp yutan siz olacaksınız. gerek yok.

kendinizi keşfedin!
bu uzun ve heyecanlı bir yol. ölene kadar da bitmeyecek. hazır olduğunuzda kibirinizi, ön yargılarınızı, egonuzu bir adım geride bırakıp bu yola çıkın. her şey çok değişecek.

devamını okuyayım »
28.11.2016 17:56