karakarinca

  • 374
  • 12
  • 6
  • 1
  • bugün

evliliğin en büyük getirisi

sabah gözümü açar açmaz, sol gözden başlayan bir ağrının tüm başımı sardığını fark ettim. aslında dün akşamdan başlamıştı ağrı ama bu derece şiddetli değildi. kızımın uyandığını fark ettim ama kalkamıyorum. o da grip diye göndermedim okula ama her zamanki gibi sabahın köründe dikilmiş, hastalık filan dinlemiyor. o ara kapı çaldı. bizimkinin "kim o?" demeden açacağını bildiğimden fırladım kapıya. asansör tamircileri bir şeyler sordular ama ne dediklerini bile anlamadım. hazır kalkmışken çocuğa hızlıca bir şeyler vereyim dedim yemesi için. o ara başım deli gibi zonklamaya, dönmeye, ağrıdan midem bulanmaya başladı. yemeğini verip kendimi yatağa zor attım.

bir iki saat bölük pörçük uyudum. arada kedimiz hasta olduğumu anlamış gibi gelip kah yüzümü gözümü yaladı, kah üstümde kah kolumda uyudu. bayağı iyi hissettirdi kendimi sessiz desteğiyle. derken acıktım ama kalkamıyorum, bütün denemelerim korkunç bir ağrıyla sonlanıyor. çocuk da tv karşısında öksürüp duruyor. en iyisi eşimi arayayım dedim.

eşimle de bir gün önce çocuğun şımarıkça tavrına rağmen onu savunduğum için tartışmışız. şimdi barışmak için aradığımı sanacak diyorum içimden ve mesaj atmakla yetiniyorum. mesajdan 10 dakika sonra aradı eşim sesinde belirgin bir telaşla. sesini duyunca ağrının verdiği yorgunlukla ağlamaya başladım ben de "çok hastayım" diye. "hemen geliyorum." diyip kapadı titreyen sesiyle. o son bir saat geçmek bilmedi bir türlü. kapıdan girdiğinde iyileşmeye başladım sanki. hemen sarıldık ardından şehriyeli tavuk çorbası yaptık. belki tansiyonum çıkmıştır diye nar sıktı bana. onu içince daha çok bulandı midem. ağlayarak çıkartırken yine yanımdaydı. sonra beni yatırıp kızımıza çorbasını içirdi. midem biraz düzelince bol limonlu bir tabak da bana içirdi. üstüne bir ağrı kesici atıp sarılıp yattık bir süre, kendimi daha iyi hissedene kadar.

bir süre sonra kalkabilecek gibi olunca kısa bir yürüyüş yaptık dışarıda. çocuğu yatırınca birlikte komedi filmi izleyelim dedik ama izlerken dizlerimde uyudu her zamanki gibi. ben de saçlarını kaşıdım biraz daha. film bitince de öpüp yolladım yatağa. hala biraz akşamda kalma gibi olsam da oldukça iyi hissediyorum kendimi. bu hissiyatın %80'i eşimin, kızımızın ve kedilerimizin verdiği huzurdan, mutluluktan kaynaklanıyor bence. %20 si de majezik'in işi ki o da ailemizin bir ferdi sayılır zaten. böyle zamanlarda ailesinin değerini anlıyor insan. asla yalnız yürümeyecek olmaktan güzel bir şey var mı bu hayatta?

devamını okuyayım »
08.11.2016 00:37