kargakargagaakdedi

  • azimli
  • anadolu çocuğu (309)
  • 2187
  • 32
  • 4
  • 0
  • 5 gün önce

eşinin vücudunu bıçağı ısıtıp dağlayan koca

erkekler bu konuda kadınlarla empati kurmakta gerçekten çok zorlanıyor. yine de ulaşabildiğim erkeklerlerin bir nebze empati kurmasını sağlamaya çalışayım. yaşama güdümüz en temel güdümüzdür ve insan bazen hayatta kalmak için hiç olmadık şeyler yapar. sanırım cidden ölüm tehditi hisseden erkek yazar az sözlükte, bu tehdidi yaşayanlar da bu başlık altında korkularını toplum baskısı yüzünden samimi olarak dillendiremezler herhalde. malum hegemonik erkeklik var ve korktuğunu söyleyen erkek bu toplumda pek hoş karşılanmıyor. erkek dediğin her daim cesur olmalı, hiçbir şeyden korkmamalı çünkü. bu sinmişliği ve çaresizliği ancak yaşayan anlar.

olaydaki mağdur kadın gördüğünüz üzere bir deri, bir kemik ufacık bir kadın, erkek ise gayet yapılı. kaldı ki erkekler daha kaslı olduğu için profesyonel sporcu olmadığı sürece, bir kadın için ufak tefek bir erkekle bile baş etmek zor. bu kadın adama direnseydi, şimdiye 100 kere ölmüştü. adam zaten kadını tehditlerle sindirmiştir de, benim en ilgincime giden husus, komşuların kadının çığlığıı karşısındaki tepkisi. eminim o acı ile kadının attığı çığlık mahalleyi yıkmıştır. olay bu aşamaya gelene kadar hiç mi yardım istemediler ya da sonuç mu alamadılar bilmiyorum. buradaki en önemli nokta kadın korksa bile komşuların hemen şikayetçi olup, sonuç alabilmesi. istanbul sözleşmesi etkin bir şekilde uygulansaydı, şimdiye kadar adam hapiste, kadın ve çocuklar ise güvenli bir yerdeydi. yine de hiçbir şey için geç değil, umarım bir daha kadın bu acıyı yaşamaz, çocuklar da bu korkunç olaya şahit olmaz. ayrıca hem anne, hem de çocuğun ciddi şekilde psikolojik destek alması lazım.

şimdi daha önce pek çok defa örnek verdiğim tree apple yard dizisi, ölüm korkusu yaşadığımızda verdiğimiz tepkiyi çok güzel anlatmıştı. dizide alanında çok başarılı bir genetik profesörü , iş yerinden bir arkadaşının tecavüzüne uğrar. mahkemede kadına niye çığlık atmadığı ve yardım istemediği sorulur. kadın adamın gücünü hissettiğinde ölmekten çok korktuğunu, sürüngen beyninin devreye girdiğini ve onu kızdırmamak, yaşamaya devam etmek için sessiz kalması gerektiğini düşündüğünü söyler. bu diziyi cidden tüm adli vakalara bakan kolluk kuvvetlerine ve hakim, savcı, avukat ve adli tabiplere izletmek lazım. tecavüz travmasını çok iyi işleyen mini bir dizi. emily watson'da her zamanki gibi çok iyi oynamış, döktürmüş dizide. zaten hepi topu 4 bölümcük bir dizi ve su gibi akıp bitiyor.

daha önce defalarca pek çok entry'imde şiddet uygulayan eğitimli erkeklere de örnek verdim ama hala kadın seçiminden dolayı suçlanmış. tüm hayatım boyunca flört ettiğim ya da erkek arkadaşım olan erkeklerden sadece tek bir erkeğin şiddetine uğradım. aslında flört bile denemez. bir gün bir ortamda bir subay ısrar ederek telefon numaramı aldı. aslında numaramı verirken de çok tereddüt ettim ama tam o sıralar kontörlü hattan faturalı hatta geçip, numaramı değiştirmeyi düşündüğüm için bir sakınca görmedim. ilk başta bir olumsuzluk sezer gibi olmuştum aslında, o hissi dinlemek lazım. ben de o dönemde yüksek lisans tezimin son aşamasındayım ve iki ay boyunca çok yoğun olduğumu, kendisiyle ne telefonda, ne de dışarıda görüşmeye vaktimin olmadığını söyledim. o da 'merak etme asla 2 ay boyunca seni rahatsız etmem.' dedi ve sözünü tuttu. bu söz tutma olayı kendisine çok güvenmemi sağladı maalesef. gerçekten de tam iki ay sonra aradı beni ve yemeğe davet etti. arkadaşlarım ve hatta annem de buluşmam için gaz verdi. adamın tipi elbette bu adam gibi değildi , subay olduğu için traşlı, eli yüzü temiz, akça pakça, düzgün giyimli olup, sadece biraz kilolu ve iri bir adamdı.

neyse adam beni evimin oradaki duraktan arabasıyla aldı bu adam ve biz yemek yemeye ordu evine gidiyoruz güya. yolda bir arkadaşı aradı, buluşmak istedi bununla. 'o da gelse bir sakıncası var mı?' diye sordu. biraz tuhafıma gitti ama 'yok' dedim. onu da aldık ve hep beraber yemeğe gidiyoruz sanıyorum. mevsim de sonbahar, kasım falan sanırım ki, havada erkenden karardı. ben yemeğe gideceğimizi düşünürken, bu dağbaşında zifiri karanlık bir yere çekti arabayı. dedim, ne oluyo? işte dedi burada manzara güzel, laflarız biraz. bu arada arkadaşına bir işaret çaktı o arabadan indi gitti. hah işte bu noktada ben çok korkmaya başladım. adam beni öpmeye çalıştı, ben istemedim. zorlayınca da dudağını kanattım. bunun üstüne hakaretler eşliğinde okkalı bir tokat attı yüzüme. işte o noktada sürüngen beynim devreye girdi ve ne yapacağımı, bu durumdan nasıl kurtulacağımı deli gibi düşünmeye başladım. dedim karga buraya kadar galiba, sonun bir dağ başında tecavüze uğrayıp öldürülmek. çığlık atıp diğer arkadaşından yardım istedim ama bize arkası dönük şekilde sigara içiyordu ve tenezzül edip başını çevirmedi bile. yardım isteğinden sonuç alamayınca bu sefer adamı şikayet edip, ordudan attırmakla tehdit ettim. gerçekten ordu mensubu olduğunu biliyordum, çünkü kimliğini görmüştüm. yine hakaretler eşliğinde bir tokat yedim. bu arada bana ne dediğini hiç hatırlamıyorum, beynim onları tamamen silmiş. olay çok eski, telefonlar o zaman internete bağlı değil. beni dağ başında bıraksalar konumumu tarif edemem, taksi çağıramam. bir yandan arkadaşı da olaya dahil olacak diye de aklım çıkıyor. adam hakkında bilgim de az, şimdiki gibi sosyal medya hesabını inceleme şansın da yok. o hesaplar eğer içi doluysa bir insan hakkında o kadar çok şey söylüyor ki.

baktım tehdit ve sertlik işe yaramıyor, bu sefer korku filmlerinden öğrendiğim taktikler aklıma geldi ve adama aslında çok iyi bir insan olduğunu, iki ay boyunca beni aramayıp sözünü tuttuğunu, böyle bir olaya kalkışırsa çok pişman olacağını ve kendisinden utanacağını söyledim. taktik inanılmaz bir şekilde işe yaradı ve adam yumuşamaya başladı. korku filmini izlemiyor, bu sefer yaşıyordum. eve gidebileceğim bir durağa bırakmasını söyledim adama, biraz uzağa bıraktı ama yürüyerek durağa gidebildim. eve gittiğimde misafirler vardı ve bir odaya kapanıp bir süre ağladım. annem allahtan o esnada misafirlerle meşguldü de yüzümü görmedi. sonra olayı çok yakın birkaç arkadaşıma anlatınca, biri beni travmalar üzerine uzmanlaşmış bir doktora yönlendirdi. önce anlatamadım olayı, sadece yüzümdeki şişliği gösterip, acıdığını söyledim. bu arada yanağımın tek tarafı davul gibi şişti ve soranlara yirmilik dişimin iltihaplandığını söylüyordum.dr nasıl olduğunu sorguladıkça ağlamaya başladım. o da sigara içip içmediğimi sordu. 'hayır' dedim, 'ben de içmiyorum ama şimdi bir sigara yak' dedi. hayatımda o sigarayı içerkenki kadar ellerimin o kadar titrediği başka bir an olmadı. dr beni sakinleştiren, hiçbir suçumun olmadığını söyleyen cümleler kurdu. çünkü durakta beklerken adamı pek tanımadığım için biraz ürkmüş ve şimdi kızılay otobüsüne binip gitsem ve numaramı değiştirip bu adamdan kurtulsam mı acaba diye çok düşünmüştüm. işte o otobüse binip gitmediğim için çok suçluyordum kendimi. dr bana onun kendisini çok kötü ve rezil bir insan gibi hissettiğini, benden bin beter halde olduğunu söyleyince rahatladım. bilmiyorum gerçekten cinsel saldırı ya da tecavüz suçunu işleyen erkekler, kendini kötü hissediyor mu ama ben o an inandım buna ve bana çok iyi geldi gerçekten. odadan gülümseyerek çıktığımı hatırlıyorum. bu olaydan bir entry'imde daha, bahsetmiştim ama bu sefer daha detaylı anlattım.

bu travmanın benim üzerimdeki etkisiyle doktora tezimde toplumsal cinsiyete yöneldim. sonra bir konferansta tecavüz ya da cinsel saldırıyı durdurmanın bir yolu olup olmadığını ve bunu durduran kadınlar olup olmadığını sormuştum. ben izlediğim filmler sayesinde durdurdum ya da adam gerçekten de şikayetçi olmamdan ve ordudan atılmaktan korktu. konferansta bir izleyici ise okuduğu bir olayı anlattı. bu olayda tecavüz eylemi gerçekleşecekken, kadın dışkılıyor ve adam iğrenip tecavüzden vazgeçiyor. tabii bunu başarmak ne kadar mümkün ya da her erkek bu aşamada vazgeçer mi bilmiyorum ama bu bilgi de kulağınızın arkasında bulunsun.

o yüzden insanları yargılamak çok kolay. kadın belki çok şiddet dolu bir ortamda büyüdüğü için, normali bu. belki adam kadını çok iyi manipüle edip sindiriyordu, en önemlisi kadın ölmemek için bu işkencelere katlandı belki. her halükarda yasal olarak bu olayda suç işleyen kadın değil, erkek. artık bir zahmet mağdurun hataları yerine, zanlıya odaklanmayı öğrenin. tüm şiddet mağdurlarının şifa bulması, zanlıların en ağır şekilde cezalandırılması dileğiyle. yaşadığım travmayı ilk kez ağlamadan anlatabildim. umarım artık tamamen iyileşmişimdir.

edit : başka bir arkadaşımın tanıdığı olan kadın ilk buluşmada burger king gibi bir mekana gidiyor ve adam kadının çayına bir hap katıp, onu uyuşturıyor. kadın hiçbir şey hatırlamıyor ama maaş kartından 5000 lira çektirmiş adam, arabasını bir yere çarpmış kadın ve kadının tüm vücudu morluk içindeymiş. morluklar kazadan mı, tecavüzden mi hiç bilmiyormuş. abisinin emniyetteki pozisyonu sayesinde bu şahşs yakalanıp, hapse girdi bu arada.

o yüzden lütfen az tanıdığınız ya da içinizde en ufak olumsuz bir his uyandıran erkeğin arabasına ilk buluşmada binmeyin, önce dışarıda bir mekanda vakit geçirin. ben de dışarıda buluşmak istedim ama o 'eryaman uzak, yorulma buraya kadar.' diyince centilmenlik olarak yorumladım bunu. self servis yapılan değil, garsonların servis yaptığı bir mekanda ilk buluşmayı gerçekleştirmek de önemli. kimsenin, düşmanımın bile böyle bir olay yaşamaması dileğiyle.

edit 2: beynim o kadar çok unutmak istemiş ki bu olayı, bazı şeyleri yanlış hatırladığımı anladım düşününce. olay tez değil, ders aşamasında olmuş olmalı çünkü tezin son aşamasında ailemle yaşamıyordum ben artık. yine sonbahar değil, şubat ya da mart ayı gibi olmalı, çünkü ilk tanıştığımız gün gözümden yaş gelen çok soğuk bir aralık ya da ocak akşamıydı. bu durumda bu iğrenç olay şubat ya da mart ayında yaşanmış olmalı.

devamını okuyayım »