karl donitz

  • 35
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

jandarma yüzbaşı ali alkan

sabaha karşı 05:30'da olay yerine vardığımızda, o çoktan ekibini* toplamış, harekete geçmiş ve somaya ulaşmıştı... hemen idari binanın ön tarafında kurdukları dinlenme alanında yanlarına gittik, hasret giderdik. ekipte birbirini tanıyanlar sohbete başladı, tabii biz de onunla.. "vandan beri görüşemedik" dedi.. "tayin sırası bize geldi" dedi.. "yolculuk şırnağa, bakalım hayırlısı".. içimden geçirdim van depreminde tanışıp sırt sırta çalıştığımız, özverisi ve azmi ile hepimizi kendine hayran bırakan bu dünya iyisi insanın oralarda ne işi vardı? oysa tam yerinde görmüştük aslında insan kurtarmada ne kadar iyi olduğunu.
ben bunları düşünürken maden ağzına indik.. onun ekibi bizden önce girecekti içeriye. benim ayağımda sarı çizmeler, onun ayağında ise subay postalları vardı.. "komutanım bu şekilde girmeyin" dediler.. "çizmenle botlarımı değişelim mi" dedi. "lafı mı olur komutanım" dedim, oracıkta değiştik ayağımızdakileri.. "iyi bak ha botlarıma" diye de ekledi.. "merak etmeyin komutanım" dedim. isteğini geri çeviremeyeceğiniz kadar temiz, dünya iyisi bir insandı.
velhasıl kelam, ben ali yüzbaşımın botlarına iyi bakamadım.. biz madene girerken onların ekibi daha çıkmamıştı mecbur ayağımda onun postalları ile daldım madene.. ertesi sabah tekrar buluştuğumuzda "iyi bak ha" diyerek emanet ettiği postalları ben mahvetmiştim. bırakın kurutmayı, ayağımdan çıkarıp suyunu boşaltmaya ancak zaman bulabilmiştim.. utana sıkıla gittim yanına "komutanım kusura bakmayın, siz çıkmadan biz de girdik.. mahvettim postallarınızı" diyebildim.. "senin canın sağolsun" derken bile o güzel gözleri parlıyordu.. helalleştik, ekip olarak dönüşe geçtik. son görüşümmüş.
mekanın cennet olsun ali komutanım.

devamını okuyayım »