kava

  • 29
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

neşet ertaş

halk ozanı, unesco yaşayan ınsan hazineleri’nden biri, üstün hizmet ödülü ve fahri doktora sahibi. devamı olan bu titrlerden ayrı olarak dinleyicisine saygılı yaklaşımı ve utangaç içten gülüşü ile gönlümüze taht kurmuş ölümsüz değerimiz.

sıradan başlayan gün muhtelif nedenlerden dolayı gri bir haleti ruhiye ile devam eder. fiziksel ve ruhsal koşturmacalar arasında dengeyi bulamayınca durulur. genel olarak bu tür anlarda sorunların, 'çözümü henüz bulunamamış öğrenme fırsatları' olduğu düşünülüp pozitif psikoloji yöntemleri uygulanmaya çalışılsa da, bugün herhangi bir yöntem bulunamamıştır. bitkinlikten dolayı çözüm için bilimsel başka bir yöntem araştırma isteği de sönüp gitmiştir. sonra birden hatırlanır, ağır yükleri olan günlerde neşet ertaş hep acil çıkış olmuştur. bilgisayarda yeni bir masaüstü açılıp, dış dünyayla tek bağlantı olarak neşet ertaş bırakılır. yaklaşık bir saat herhangi bir konu ile ilgilenmeden, sadece saz nağmeleri ve ertaş'ın tüyleri diken diken eden sesi gözler kapalı dinlenir. böylece, hızla atan kalbin yavaşlaması sağlanır. yavaşça gözler açılır, "şu yemen elleri, ne de yamandır” ve “cahildim dünyanın rengine kandım” ile bugünün griliğine katkı sağlayan son birkaç senenin anıları yad edilir. "dane dane benleri var yüzünde, can alıcı bakışları gözünde” ile yavaş yavaş yüze gülümseme yayılmaya başlar. “sofular haram demiş bu aşkın badesine/ ben doldurur ben içerim günah benim kime ne” ile kendine güven, yine yeni yeniden olağan seviyesine gelir. “canana kıyılır mı kıyılır mı/ canana kıyanlar hakkın kulu sayılır mı” ile bugünün düğümlerine dönme ve onları çözme isteği artar. bahsedilen aşk bireye duyulmaktan çok ötedir, keza bu nedenle düğümlerin açılması zorlar insanı. lakin baştada söylendiği gibi, ertaş her daim bu duruma 'derman' olmuştur. bugün ben bunu yaşadım.

toprağın bol olsun usta, her can yangınında merhem olduğun için tekrar teşekkürler.

devamını okuyayım »
24.07.2018 03:09