kazim

  • minyonların sevgilisi (49)
  • 849
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

aziz yıldırım

bir şerefsiz biz miyiz dedi, haklıydı. bir konuşursam yer yerinden oynar dedi, yaptığı şantaj her ne idiyse tayyip koç moç seferber oldu, hukukun amına koyulmasının eşiğine kadar gelindi. bütün bunlar olurken fenerbahçe sevgisi, dik duruş vb zırvalarla gerçek mücadele perdelendi. uefa çatırdayabilir denildiğinde ciddiye almadık, dalga geçtik ama gerekçeli cas kararını gördükten sonra yine dolaylı yoldan uefa'nın da içinde şantaj yapmaya müsait pislikler olduğunu ima ediyormuş anlayamamışız, gördük. velhasıl büyük adam, aba altından sopa göstermekte mahir büyük bir şantajcı. elindeki sırlar artık ne kadar kıymetliyse, bu sırlara artık ne kadar güvendiyse 2010-2011 sezonundaki fütursuz şike ve teşvik serisini göstere göstere yapacak kadar kendine güveniyordu. şike soruşturmasının başlatılması bu ülke şartlarında bir kazaydı. bu kaza görmek isteyene ne menem bir ülkede nasıl bir insan profiline dayanan bir toplum olduğumuzu, hangi güç ve çıkar ilişkileri içinde yaşadığımızı açık ve seçik olarak gösterdi. ben kendisinin hapse girmesini artık bu kirli ilişkiler ortaya çıksın, bu cerahat her neyse aksın, kendisiyle ilgili olanlar dışında şantaj malzemesi olarak kullandığı pislikler ortaya saçılsın diye istiyorum. bu pislikler ortaya çıkıp toptan bir hesaplaşma olmadıkça bu ülke yaşanmaya değer medeni bir ülke olmayacak. aslında aziz yıldırım şahsında elimizde bir altın anahtar var ama biz saçma sapan futbol takımı taraftarlığı gözüyle bakıp bu kazanın bize sağladığı fırsatı es geçiyoruz.

bakın 3 temmuzdan beri 3 sene geçti. kimlerin işlerine geldiğinde hangi gerçekleri nasıl fütursuzca ve hangi kanallarla tahrip edebildiğini görmek için onlarca fırsatımız oldu. bu sürede 28 şubat'ta başka siyasi aktörlere hizmet eden aynı mekanizmaların gezi olayları sırasında eski mağdurlara nasıl hizmet ettiklerini gördük. iktidarı muhalefeti, aynen fenerbahçe kulübünün o itirafname gibi olan teşekkür açıklamasında olduğu gibi, bir suç örgütünü kurtarmak için aynı imkanları nasıl seferber ettiğini de gördük.

ha şu var, bütün bu resimin en acı tarafı, bu kollektif kendinden olanı haklı çıkarma uğruna gerçekleri ve genel geçer insani değerleri reddetme eğiliminin ne kadar büyük bir kesimde karşılığı olduğunu da gördük. sorun para değil, sorun eğitim de değil. nitekim bu pisliği bile bile örtmek konusunda ekonomik durumu olanlar da, sözümona eğitimli olanlar da aynı midesizliği gösterdiler. bu hem bireysel düzeyde, hem de toplumsal düzeyde bir ahlak sorunu. bu ahlak sorunu sadece fenerbahçelilere atfedilebilecek bir sorun da değil maalesef. eğer bu ülke insanının genelinin ahlak düzeyi şimdiki gibi olmasaydı, aziz yıldırım merkezinde 3 temmuz 2011'den beri yaşanmakta olan ve en nihayetinde cas'ın gerekçeli kararında aslında ülke olarak aşağılanmamıza neden olan rezaletler silsilesine neden olan şike ve teşvik olayları hiç olmazdı.

şu resim içinde kendimize sormamız gereken soru şu: çamurda debelenen domuzlar misali böylesine bir pislik içinde yaşayabilir misiniz? ben yaşayamam. ben bu pisliği hazmedemem. hazmedenle de mecbur olmadıkça muhatap olmam.

devamını okuyayım »
03.07.2014 17:11