kendi kendine yasayan yavrucak

  • azimli
  • kofti anarşist (169)
  • 2447
  • 62
  • 12
  • 0
  • evvelsi gün

kant'ın a posteriorisi ve nietzsche'nin a priorisi

hepimizin zihnen olgunlaşma evresinde hatta devamında gelen süreçte yaşadığı buhranın iki ters noktasının somut ifadesidir bu. ne, niçin, nasıl, ne zaman sorularına verilen pür cevap ile hepsini boşvermenin arasında sıkışıp kalmanın yarattığı ıstıraplı gerilimin iki filosof arasındaki çekişmesinden ibarettir. kant bir kefeye ahlaklı insan olma gibi emek gerektiren bir olguyu koyarken nietzsche hayvan türü olarak insanı ele alır. şüphesiz ki kendini hayvan olarak görüp ona göre "niyetli" istençler geliştirmek de kolay değildir. bilakis içinizde bir şeyleri yakıp yıktığınız, huzur anlayışınızı kaybettiğiniz, amaçsız görünen amaçlar uğruna yaşam fonksiyonlarınızı devam ettireceğiniz anlamına gelir. elinizden geriye kalan şeyleri savunmaktan başka bir şey gelmez ki geriye kalan şeyler de hayvani yaşam anlayışınız içerisinde bedensel hazlardan başkası değildir. tatmin etmeyen ama bağımlılık yaratan hazlar.

kant akılcı ve insanı koruyan anlayışıyla kendini gerçekten ağır bir yükün altına sokmuştur. "ahlak" dediğimiz pek çok fikrin koordineli bir biçimde bir araya gelmiş hali, hele hele "neden ahlak, nasıl bir ahlak?" sorularıyla felsefi altyapısı oluşturulmuş bir ahlak anlayışı zihnen büyük yorgunluk demektir. onca hayvani güdüye rağmen kendini dizginleme iradesini gösterebilme demektir ki hiç kolay değildir. bunun yanı sıra nietzsche'nin kendine yaptığı çok daha zor, çok daha ağırdır. "niyet", "istek" gibi kavramları dağarcığından silmektir yaptığı bir nebze. kendine eziyet etmiştir, kendi içini yok etmiştir.

temeldeki bu ayrımdır ilk entry'de bahsedilen. aslında sahip oldukları kavramlar farklıdır bu amcaların. biri kavramlarını kutsayarak yaşatır, diğeri ise onları cenaze hükmünde görür. arasını bulmak lazımdır. zaten ömür dediğimiz şey de bu iki gerilim arası gelgitten ibaret değil midir?

devamını okuyayım »