kendimi severim yaradandan oturu

  • 66
  • 8
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

sözlükçülerin en eften püften başarıları

ortaokuldayken ülke fethetmece diye bir oyun icat etmiştim. tüm mahallede ve okulda popüler olmuştu. o dönemler kimsede bilgisayar da yok tabii.

oyun çok basitti aslında. önce içinde bir sürü ülke olan uydurma bir harita çiziyordum. çizdiğim ülkelere gerçek ülke adları veriyordum. zaten elimde atlasla gezen bir çocuk olduğum için dünyadaki tüm ülkelerin adlarını ezbere biliyordum. hatta başkentlerini ve bayraklarını da.

sonra oyunculardan her biri gözünü kapatıp haritaya kalemle dokunarak ülkesini seçiyordu. oyun tek zarla oynanıyordu. önce saldırmak istediğin ülkeyi seçiyordun. ülkenin senin topraklarına sınırının olması gerekiyordu tabii. sonra zarı atıyordun.

1) kazanmak
2) barış yapmak
3) birleşmek
4) kaybetmek
5) birleştiğinden ayrılmak
6) barış bozmak

kazanırsan saldırdığın ülkeden kendi toprağın kadarını alıyordun. ondan büyüksen ülke yok oluyordu. kaybedersen tam tersi. saldırdığın ülkenin toprağı kadar kaybediyordun.

barış yapmak geldiğinde bir kez daha zar atıp o kadar el boyunca o ülkeye saldırman engelleniyordu. barış bozmak ise mevut bir barışın varsa onlardan istediğini bozabileceğin anlamına geliyordu. yoksa pas geçiyordun.

birleşmek demek o ülke ile topraklarının birleşeceği anlamına geliyordu. ülke adları birleşiyordu. avusturya-macaristan gibi. bu sayede sonraki ellerde saldırdığında daha büyük topraklar kazanabiliyordun. birleştiğinden ayrıl geldiğinde ise ilk birleştiğinde o ülke ne kadar toprağa sahipse onu geri verip o ülkeyi siktir ediyordun.

bu kadar basit. ama o yıllarda inanılmaz popüler olmuştu. o dönemlerde moritanya, madagaskar, bangladeş, nikaragua gibi ülkelerin isimlerini bizim mahallede bilmeyen çocuk yoktu.

sonra ülke fethetmece serileri çıkartarak oyunu daha da upgrade etmiştim. seri 7. oyuna kadar devam etmişti. tabii artık zarla oynanmıyor, harita resim derslerinde kullandığımız devasa fon kağıdına çiziliyor, tanklar, uçaklar üretilebiliyor ve bir savaş saatler sürüyordu.

devamını okuyayım »