kendinimamutsanankeselisican

  • 39
  • 0
  • 0
  • 0
  • 9 yıl önce

the lake house

güzel film, hoş film. ister istemez türkiye'de böyle bir olay olsa neler yaşanırdı diye düşünüyor insan.

uzak mesafe ilişkisine pek bir alışık olan bünyelerimiz sağolsun, muhtemelen ilk bir iki mektuptan sonra birbirlerine "aşkım, bir tanem, tatlım" diye hitap etmeye başlarlar, daha sonra kızın erkeği kıskandırma çabaları dozaj arttırarak devam ederdi.

- aşkııım, bugün bernalar'a giderken iki adam bana laf attı yaa, çok korktuumm.
- ya güzelim ben sana demiyo muyum, evden bi tek işe giderken bir de göl evine gelirken çıkıcaksın. kendi başına gezersen aha olacağı budur. hayır şimdi sinirlendim, kafa göz dalıcam bi bulursam adamları ama arada iki sene var be gülüm. başıma iş açıcan yeminle.

- aşkıııım, bugün iş yerinden ihsan bana çıkma teklif ettiii bilio musun? hihihi. kabul etmedim tabiki ama merak etme sen.
- ulan ben o ihsanı bi ele geçiriyim var ya, çok fena olucak. sen de bırak o işi zaten, ben işleri bi hale yola koyayım hemen alıcam seni evimin kadını yapıcam. iki seneye kralı olurum ben bu müteahhitlik piyasanın bee.

- aşkııım, bana yarın görücü geliyomuuuş. annemler "madem evde oturuyosun boş boş, bari bi gör tanış" diye ısrar ediyolar yaa. yarına kadar beni kaçırman lazım yoksa ben evleniyorum galiba.
- ya ne yarını yaa? benim için iki sene oluyo kızım o, göz göre göre gidiyo lan sevdiceğim. hay sıçiim böyle işe.

işte bir film senaryosunun içine de böyle edilmiş olurdu sayın seyirciler. allahtan türkiye'de olmuyor bu gizemli antin kuntin olaylar, yüreğimizi ferah tutalım.

devamını okuyayım »
03.10.2008 09:46