kenken

  • 50
  • 0
  • 0
  • 0
  • 18 yıl önce

aşk

-"aşk, patatesli sanal bir börektir"

-sıcacık, burnunuzda tüter, size sunulduğunda, yutkunmaktan kendinizi alamazsınız...

durdu, bir nefes daha çekti sigarasından.

-büyük bir iştahla, kocaman bir lokma ısıverirsiniz. o an kendinizden geçmişsinizdir. ağzınızdaki lezzeti kaybetmemek için, lokmayı yutmak istemezsiniz. işte o an olanlar olur.

dinleyenler, pür dikkat kesilmiş dinlemeye devam ediyorlardı.

herkes böreği, dudaklarının arasında hissetmişti.

- çünkü çiğnemeye başlamış, üstteki ılık hamur kısmı tüm lezzetiyle hissetmişsinizdir. fakat patates içinde yangını korumaya devam etmektedir. önce dişleriniz sızlar, patatesin sıcaklığı damaklarınızı yakar, sonra diliniz, damağınız ardından boğazınız yanmaya başlar. artık hem hoşunuza gidiyor hem de acı çekiyorsunuzdur. çıkarmak istersiniz lezzetten vazgeçemezsiniz, yutmak istersiniz acıdan bunu da beceremezsiniz... bu her lokmada devam eder... ya ağzınız hissizleşecek, ya da açlığa tahammül edeceksiniz. soğuk yemeyi denerim diye düşünmeyin sakın, o ayrı bir dert. karnınız doyar ama ağzınız buruşur. yediğinize yiyeceğinize pişman olursunuz...

o akşam konu kapanmıştı.
en azından hikmet'in dışındakiler için...
ya hikmet?
evde, yolda, iş yerinde...
artık dışı hikmet içi fehime bir haldeydi.
hep onu düşünüyordu. ama ne düşünme! hem hep onu düşünüyor hem de onunla ilgili hiç bir şey düşünmüyordu.
daha çok, o sanki hikmet idi. insan kendini nasıl düşünürdü ki? düşünmezdi, hissederdi, duyumsardı... işte o da şimdi fehime'yi düşünmüyor, daha çok duyumsuyor, onu duyumsarken kendi varlığını hissettiğini sanıyordu.

devamını okuyayım »