kesyapistirmikelanj

  • 1709
  • 13
  • 3
  • 1
  • bugün

kişisel gelişim

new age uzantısı gibi geliyor bu kafa.

dale carniege diye bi adam vardı, üzüntüyü bırak yaşamaya bak, dost kazanma ve insanları etkileme sanatı falan filan... dost kazanmayı kitaplardan öğrenmeye çalışmak aslında üzücü bir durum.

leo buscaglia diye bir adam vardı, sevgi kusardı. sevin birbirinizi ete para vermeyin genjler şeklinde tavsiyelerini kitap yapmış, sağlam paralar kırmış zamanında.

susanna tamarro ve paulo coelho'nun karakterlerinin karakterlerinin başına trajik bişey gelir, birden bu muazzam bir içsel yolculuğa dönüşürdü. bilgelik akardı okuyanların paçasından.

böyle şeyler gündelik yaşamın boğuculuğu altında ezilmeyip, birinci dünya ülkesi vatandaşı gibi olmadık şeylerden bunalıma girmeye lüksü olanların işi gibi biraz da.

şimdi düşününce garip, sürekli bir mutlu olma çabaları, ne olursa olsun gülümse, boşver lan takma amk, bak daha kötüsü de var olm, yaşamak negzel şey şeklinde mantığa oturtma şeklinde ilerlerdi bu tarz kitaplar.

sonra anthony robbins'ler sınırsız güçler çıkmaya başladı. etkili insanların bilmem kaç özelliği, al eline kuponu ara nalkopunu şeklinde draje haline getirilmiş demlenmiş(!) hayat tavsiyeleri. parantez içinde ünlem koyarak sikimsonik ironi yapmak da negzelmiş bu arada.

bence insan bu hırbolara prim vermek yerine samimiyetle çeşitli sıkıntılara kafa patlatmış insanlardan bişeyler kapmaya çalışmalı.

carl gustav jung okumalı insan, nedir bu adamı kendini incelemeye yönelten, sigmund freud'a kulak vermeli, sapıkmış lan o diyenlere kulak asmadan, wilhelm reich diye kral bi adam yaşamış zamanında, sonra deli ilan etmişler adamı bi dinle bakalım neden?

adorno'yu okumalı modern yaşamı en güzel anlayan kafalardan biri, marshall mcluhan'ı tam da bu internet çağını kaç yıl öncesinden analiz etmiş, nietzsche'yi, belki acıyı itelemek yerine onu da mutluluk kadar doğal kabul edip doğamızla barışabilir böylece. bir de nevrozları en güzel inceleyenlerden biri karen horney. nevrotiğiz çünkü hemen hepimiz. ister kabul edin ister etmeyin, bastırılmışız, psikolojik olarak sakat bırakılmışız, ondan ölüyoruz sevgisizlikten, bu denyolardan medet umuyoruz.

jack london, ki kendisi hayvanlı çocuk kitabı yazarından fazlasıdır, ne demek sınıf mücadelesi, yaşam gailesi, nasıl toplum evrilmiş sanayi inkılabından sonra anlayabilmek için.

chuck plahniuk'un kafasına girmek lazım, beladan kaçmak yerine ona kucak açmayı öğrenmek için, kimbilir belki de tam da bu bela dediğimiz şeylerin içinde bizim için bir kurtuluş vardır?

devamını okuyayım »