kirkinin da kulpu kirik kup

  • 1501
  • 5
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

akran zorbalığı

çok sessiz, birçok başka şey gibi sokağa çıkmasına da izin verilmeyen (çünkü ben ve kardeşim sokakta mutlaka zorbalığa maruz kalıyorduk, aile de kökten çözüm üretmişti, zorbaların aileleriyle yüz göz olmamak için), neredeyse ilk sosyalleşmesini ilkokulla beraber yaşamış bir çocuktum.

sınıfımızda latif diye bir çocuk vardı. topaldı. bir bacağı komple metal bir aparatın içindeydi. birinci sınıfta kızamıktır, kabakulaktır, suçiçeğidir allah ne verdiyse hepsini geçirmiştim, dönemin yarısından fazlası okula gidemediğim için derslerim zayıftı. üstelik bu ateşli hastalıklardan sonra dudaklarım bembeyaz kabuklanıp katman katman soyulmaya başlamıştı, kabuklar gitsin de o iğrençlikten kurtulayım diye acı verse de sürekli soyardım. o zaman da "aman evladımızın dudağı niye kabuklanmış" diye doktora götürmeler yoktu. neyse. bu latif, bana "yaralı böcek" diye isim taktı. bununla da kalmadı. canı sıkıldıkça beni "seni yaralı böcek" diyerek evire çevire dövmeye başladı. abim 5. sınıftaydı, niye ona veya başkasına anlatmadım bilemiyorum. gerçi böyle bir olayda bir posta da evden dayak yiyeceğim kesindi (kesin bir şey yapmışımdır, yoksa niye dövsün di mi). belki de latif'in şerrinden korkuyordum. bu bayağı rutin haline geldi. sonra yine bizim sınıftan muzaffer diye bir çocuk dayanamayıp beni latif'in elinden aldı bir gün. "günak* ya niye vuruyosun" dediği gün gibi aklımda. muzaffer şimdi nerede ne yapıyor bilmem ama her aklıma geldiğinde dua ederim o merhametli çocuğa. sayesinde dayaktan kurtuldum. ama akran zorbalığına fiziksel olmasa da psikolojik olarak hep maruz kaldım. evet, bunların yaraları kapansa da izleri kalıyor.

diğer yandan bu zorbalıklardan çok şey öğrendiğimi sanıyorum. hiçbir eğitim bu kadar etkili olamazdı.

devamını okuyayım »