kirsof35

  • 2407
  • 124
  • 31
  • 4
  • dün

sadece askerde karşılaşılan olaylar

istanbul 24. zırhlı tugay* kışlasına teslim olmaya gidiyordum. istanbul'u çok iyi bilmediğim için, ona buna nasıl gideceğimi soruyorken en son,

"sultan çiftliği dolmuşu yanından geçer"

diyince abinin biri, durağından atladım dolmuşuna. hava karardı kararacak. şoföre teyit ettirip, nizamiye kapısında indirmesi için ricada bulundum. yol boyunca " yaklaştık mı" diye de ara ara hatırlatıp duruyordum.

yolda, asker olduğumu öğrenip duygu seline kapılan vatanperver yolcularla koyu bir asker muhabbetine dalmıştım. neyse bir ara boşluktan istifade fırsatını bulup şoföre "abi yaklaştık mı tugaya " diye elli birinci kez sorunca, yavşak herifin

"geçtik biz orayı, önceden desen ya "

cevabıyla irkiliverdim..

" abi elli kere mi söyliyelim"

diye çıkışsamda, olan olmuştu. kıllık olsun diye yaptığını hissetmiştim o an. şoför kılığına girmiş, tek hücreli bir pkk sempatizanıydı. eşgali, alaycı ve iplemez tavırları tezimi kuvvetlendirir nitelikteydi..

bu arada, vatansever yolcular, dolmuşu geriye döndürme konusunda agız birliği etmiş, şoföre "dön bırakalım askeri" diye baskı yapmaya başlamıştı. şoför beni yanıltmayarak bu isteğe yanaşmıyor, ama. yolculara davalarında ısrarla direniyordu..

tugayın bir iki kilometre geride kaldığını öğrenince, "yolculara teşekkür edip, inip yürüyebileceğimi söyledim. hayırlı tezkereler temennileri eşliğinde, dolmuştan indim ve omuzumda koca çantayla, gerisin geriye yardırmaya başladım..

yaklaşık bir kilometre civarı yol tepip, üzerinde forbidden zone tabelaları asılı tel örgülerle karşılaşınca, kalbim küt küt atmaya başlamıştı. bu arada etrafta yaya bir allahın kulu yoktu ve sadece farları yürüdüğüm kaldırımı aydınlatan araçlar, yanımdan vızır vızır geçiyordu..

bir iki dakika daha yürüdüm yürümedim, uzak bi yerlerden bir bağırma sesi işittim sanki. birisi epik bir şiirin tek mısrasını tekrarlıyor gibiydi..

yürümemi kesmeden , kulak kabartmaya devam ediyorken, aynı ses bu sefer daha sert ve net bir şekilde, kulaklarımda patladı..

+ eller havada tek kişi yaklaşş!!

sesin geldiği yere bakıyor, ama hiç bir şey göremiyordum. sesin sahibi, emir cümlesini çok daha sert bir tonda, üçüncü kez tekrarlayınca l, ellerimi havaya kaldırmam şart oldu..

çantayı yere koymaya yeltendiğim anda, kalaşnikofların çekilen kurma kollarının sesi, dün gibi hala kulaklarımda-)

artık aşina olduğum bu buyurgan sert sese, heyecanlı bir titreklik karışıyordu bu sefer.

+ yere yatt!!

diye bağırınca ses;

" yatmamm, bende askerim" diye karşılık verdim. sinirlenmiştim. vatani görevimizi yapmaya geliyoruz şuraya, yaptıkları muameleye bak diye düşünüp aklımca gurur yappıştım. ne olacak sivil zihniyeti işte-)

+ ne askeri oğğlum, ne işin var bu saatte dışarda?!

+ teslim olmaya geldim. kısa dönem askerim ben. dolmuş ileride bıraktı, yürüyerek geliyorum!

+ yavaşça evraklarını çıkar. eller havada tek kişi bekle kıpırdama geliyorum..

tüfeğini bana doğrultmuş nöbetçi karanlıklar içinden sıyrılıp iki metre de karşımda dikelip durdu. sonra adımlayıp evrakları elimden alıp inceledi. tamam diye bağırınca, üç nöbetçi daha karanlığı yararak oradan buradan çıkıp görünür oldular...

+ yemin ediyorum elini biraz daha geç kaldırsaydın ateş edecektik lan sana. bu saatte mi teslim olunur gardaş..nerelisin sen?

diyince ikna olmaya başladiğını anlayıp, derin bir nefes aldım..

ateş etmiş olsalar, guinnes rekorlar kitabına," dünya askerlik tarihinin, en çabuk şehit olan askeri" diye geçecektim. ya da en çabuk niyazi olanlar katagorisine..

lafladık biraz ve en son özür dileyerek sigaran var mı diye sordu erzurumlu dadaş onbaşı.onbaşı olduğu halde, çapraz nöbete çıkmasından yakındı. devre boşluğu varmış..her neyse, bende sigara paketini çıkarıp tuttum, sonra yedek paketlerim olduğunu hatırlayınca, paketi komple askere verdim.

+ nöbetçi astsubaya sakın söyleme ama, anamızı siker yemin olsun. askerliğimizi bitirmez amına goyamm..

+ şafağın kaç?

+ 58 sayiyorum..

+ kazasız belasız tezkereler birader. merak etme, söylemem kimseye bir şey söylemem diye sırıttim. hadi size de iyi nöbetler arkadaşlar. hoşçakalın..

diyerekten de vedalaşıp, nizamiye kapısına doğru, son üç yüz sivil metremi yürüdüm..

devamını okuyayım »
27.12.2017 21:26