kiwi kraze

  • hippi (415)
  • 524
  • 7
  • 3
  • 0
  • dün

1.4 m çocuğun açlıktan ölme riskinde bulunması

azıcık biyoloji bilgisi olan bir insan bilir, bir türe sınırsız yiyecek imkanı tanırsanız o türün nüfusu sürekli artmaya devam eder. tarım devriminden beri insanoğlu için böyle oldu. bugün 1.4m çocuk doyunca yarın 1.4m çocuk yine aç kalmayacak mı? onları doyurunca yeni açlar gelmeyecek mi? insan nüfusu sınırsız yiyecekle kaç milyar olup da dünyanın anasını iyice belleyene kadar çoğalacak?

bunun iki çözümü var. birincisi yapay yöntem olan doğum kontrol. bir toplumda her çift ikiden fazla çocuk sahibi olmazsa o toplumda nüfus azalması yaşanır. ikinci ve doğal olan çözüm ise doğadaki bütün canlılarda olduğu gibi nüfusu yiyecek miktarı ile sınırlamak, yani yiyecek bulamayanların açlıktan ölerek nüfusun dengelenmesi. tabi günümüz koşullarında bunun ne kadar doğal olduğu tartışılır.

7 milyar insan var dünyada. 7 milyar nüfusun diğer canlılara ve doğaya olan etkisini uzun uzun dramatize ederek anlatmak istemiyorum. tek diyeceğim hiç tanımadığım bir insanın varlığı, güneş bile görmediği bir çiftlikte yumurtasından çıktıktan üç hafta sonra kesilecek bir civcivden neden önemli olsun ki? hele hele buna müsebbibken.

edit: idrak etmemekte ısrar eden beyinler için kısaca özet geçeyim tekrar, dramatize etmek de gerekiyormuş demek ki. dünyada 7 milyar insan varsa ve bunun yarım milyarı açsa sen -istersen serverti eşit dağıtarak- bu yarım milyarı doyurduğunda nüfus 7,5 milyar olur. bunun aç olan yarım milyarını doyurduğunda 8 milyar olur. bunun aç olan bir milyarı doyurduğunda 9 milyar olur, böyle gider. yiyecek/nüfus dengesi, biyolojiye giriş101. nereye kadar diğer canlıların yaşam alanlarını ve haklarını işgal ederek devam edecek bu çoğalma? bunun zenginlik fakirlikle bir ilgisi yok, zenginlik fakirlik sadece seleksiyona uğrayacak bireyleri seçer, bu sosyolojik bir tartışmadır biyolojik değil. bak bu grafik fi tarihinden günümüze insan nüfusunun artışını gösteriyor. ilk sıçrama tarım devrimine ait, yani yiyecek/nüfus dengesinin bozulması, yani sınırsız besin&sınırsız nüfus. ikinci ve çok daha büyüğü ise penisilinin keşfi, grafik ölçeği logaritmik olduğu için ilk görüşte anlaşılamayabilir. ikincisi ayrı bir konu. ama insanın dünyaya tecavüzü tarım devrimi ile başlar.

tarım devrimi insana sadece sınırsızca üreme imkanı sağlamaz. bütün besin kaynaklarını tapuna geçirirsin, bununla beslenecek olanlar besin bulamadıkları için nüfusları azalır. kalanları da beslenemesin diye sen öldürürsün. besine ulaşmasını engellersin. benim yemem gerek o yemesin diye tarım ilacı kullanırsın. benim yemem gerek o yemesin diye çoban köpeği tutarsın. sonra bakarsın yetmiyor, hayvan çiftliklerinde endüstriyel ürün gibi üretirsin hayvanları. bütün bu gaddarlığın nüfusun ile birlikte artar. neden? insanlar açlıktan ölmesin.

neyin iyi neyin kötü olduğunu tartışmayacam, görecelidir. dünyayı insan için yaratılmış olarak görüyorsan buna karşı çıkabilirsin, günün birinde yaşayacak yer/kaynak kalmayınca kendi türünü boğazlayana kadar. bunun dışında ya insanı doğanın bir parçası olarak görüp doğada var olmayan "sınırsız besin"e karşı çıkarsın ya da tanrı takılıyorsan tanrılığını bilip doğurganlığını kontrol altında tutarsın.

pm üzerine edit: meselenin etraflıca anlatılmış halini daniel quinn'in birbirine çok benzeyen ishmael ve the story of b romanlarında bulabilirisiniz.

pm üzerine edit2: acediac rumuzlu üye de noah harari'nin sapiens adlı kitabında aynı meselenin anlatıldığını belirtmiş.

devamını okuyayım »