koenagadol

  • 2492
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

fransızca öğrenmek

sürprizlerle dolu bir maceradır. ne ingilizce öğrenmeye benzer ne almanca.

1- fransızca fonetik bir cilvedir.

* fransızca öğrenirken gözünüze çarpacak ilk ayrıntı, yazılan birçok şeyin inatla okunmadığıdır. yumurtalar anlamına gelen oeufs sözcüğünün "ö" okunduğunu öğrenmek türünden bir sürü tecrübe taaccübünüzü arttıracaktır. ancak çok basit açıklamaları olabilecek bir düzene sahiptir fransızca. mesela, bir çok ünlü ses yazıda birden fazla harf ile gösterilir:

e için ai, é, ê, è, ë,
i için i, y, ie,
o için o, au, eau, eaux
ö için eu, e, eux
u için ou, oux, au
ü için u (istisnai durumlarda eu) gibi

** sona gelen sessizler kendilerinden sonra bir sesli harf konmamışsa genellikle okunmazlar. o nedenle "étudiant (öğrenci)" yazıp etüdiyan okurken "étudiante" yazıp etüdiyant okur frenkler.

*** r'leri söyleyemiyorsanız bir süre "yumuşak g" olarak telaffuz edin. farkına varmazlar. zamanla fransızcayı duya duya yumuşak g'nizi de sertleştirir, fransızcadaki "r" kıvamını bulursunuz. ama asla il elden "doktor röno pari" demeyi düşünmeyin, diyemezseniz üzülmeyin. hem zaten illa da telaffuz etmenize gerek yok. bir aksanınız olursa havanız olur. dalida'yı düşünün mesela, fransızlar bu r'leri üstüne basa basa söyleyen kadına bayılırlar.

**** üzerine "accent" (aksan, hani şu çizik) olmayan e'leri ne kadar yutarsanız sizi o kadar fransızcaya hakim gösterir. yutmazsanız bile "ö" olarak söyleyin. "le verre" (bardak) diyecekseniz "lö ver" demeyip "l'verö" demek daha inandırıcı görünür. je (ben)'deki e'yi ise telaffuz etmeyi hiç düşünmemenizde yarar var. "je ne sais pas"* diyecekseniz "ş'pa" demeniz kafi gelecektir. "je peux"* yerine her zaman "ş'pö" deyin.

2- fransızca gramer olarak başlangıçta sizi ne kadar ağlatırsa ilerledikçe sizi o kadar güldürecektir, ingilizcenin aksine.

* maalesef her sözcüğün bir cinsiyeti vardır. ve size bu cinsiyet ayrımının hiçbir mantığının olmadığını söylerler. "topuklu ayakkabı erildir ama sakal dişildir" gibi örnekler verirler. çok açık söyleyeyim: aldanmayın! fransızcadaki cinsiyet ayrımı ağırlıklı olarak fonetiktir. örneğin -tion, -xion ile biten sözcükler dişildir. son hecesinde aynı sessiz harften iki tane bulunan sözcükler (-elle, -ette, -enne gibi) genellikle dişildir. sonu -au, -eau ile bitenler, sessiz harfle bitenler (sac, coq gibi) ve yabancı dillerden girenler (le yacht, le wagon, le whisky) çoğunlukla erildir. bunları keşfedip, bir yerlere not almak işinizi kolaylaştırır. almancadan çok daha düzenli bir yapı sunar fransızca size.

** tonlarca zaman ve dilek kipi öğreneceksiniz. buna hazırlıklı olmakta yarar var. geniş zaman, geniş zamanda etre* ve avoir* fiilinin çekimleri, bileşik geçmiş zaman* -ki aslında kullanılan tek geçmiş zamandır günlük dilde- ve geçmişte süreklilik bildiren/tamamlanmamış zaman* çekimlerini iyi öğrenirseniz bütün zamanları kıvırırsınız. diğerleri daha kolaydır. subjonctif olarak bilinen dilek kipi hariç. onun ipucu ise şudur. bir duygu verip vermediğine dikkat edin. emir kipine uyuyor mu ona bakın. demek istediğim şu, subjonctif'de aslında çekilmiş bir emir kipiyle karşılaşacağınız için "gelmemesinden kokuyorum" cümlesinin aslında siz "korkuyorum ki gelmesin" demek olduğunu bilin. işiniz çok kolaylaşacaktır. gelecek zaman falan zaten çok daha kolaydır.

*** birinci çoğul ve ikinci çoğul, yani biz ve siz, şahısları hemen her fiil çekiminde arıza çıkarırlar, onlara dikkat edin. hazırlıksız yakalanmayın. birinci grup fiillerde (-er ile biten düzenli fiiller) şimdiki zaman çekiminde birinci tekil, ikinci tekil, üçüncü tekil ve üçüncü çoğul şahıslar -her ne kadar aynı yazılmasalar da- aynı okunurlar.

je mange (yiyorum)
tu manges (yiyorsun)
il/elle mange (yiyor)
ils/elles mangent (yiyorlar) yazılsalar da fiil hep "manj" (jö manj, tü manj, il/el manj, il/el manj) okunur. hayat kurtaran bir ayrıntıdır.

**** kaç tane fiil kullanırsanız kullanın hep tek fiil çekilir, unutmayın. "ben okula gitmeyi sevmekle gurur duyuyorum" cümlesinde çekilen/çekime giren tek fiil "gurur duymak" tır.**

3- fransızca sürprize doyuran bir dildir. her şey istisnalarla doludur, ancak istisnalar bile belli bir düzendedirler.

* örneğin sayıları öğrenirken 69'a geldiğinizde derin bir nefes alın. çünkü sonrası sizi şaşırtacaktır. zira fransızlar (kanada ve belçika'da yaygın bir durum değildir) 70 demek için 60+10 derler. bu böyle gider. 71=60+11, 72=60+12... tam alıştık zannederken 80'ler gelir ve bir şok daha! fransızlar sekseni 4.20 diye ifade ederler. bu durumda 81 için de 4.20+1. buna alıştığınızı düşünürken 90'lar çıkar karşınıza. onlar da 80'lerin düzenini kısmen koruyarak üzerine çıkarlar. örneğin 93=4.20+13. korkmayın. sadece 70'ler, 80'ler ve 90'lar böyledir.

**lehçeleri arasındaki farklar sizi şaşırtacaktır. örnepin fransa'da tuvalet sözcüğü çoğul kullanılır. bir fransız "tuvaletlere gidiyorum" der, oysa belçika'da durum değişir, gayet alıştığınız şekilde tuvalet tekildir. 60-70-80-90 saçmalığı belçika'da yoktur. onlar kendi uydurdukları kelimeleri kullanırlar bunun için. kanada'nın fransızcası ise* biraz eskidir. orada araba için kullanılan sözcük bugün fransızca'da "at arabası" demektir.

4- fransızca düzenli bir dildir.

* inandırıcı gelmediğini biliyorum. ama öyledir. fransızca "düzenliler ve düzensizler -ki onların da düzeni şudur-" mantığıyla sınıflandırılmış, kolayca öğrenilebilen bir dildir. eğer size "ch" ş okunur demişse, kafanızı karıştırmamak için ekler, "ama yabancı dillerden gelen (özellikle de eski yunancadan) sözcüklerde durum değişebilir. o yüzden siz sadece dilin yönlendirmesine bırakın kendinizi. o bütün zorlukları evcilleştirerek önünüze koyar.

** her harf/harf dizisi okunması gerektiği konusunda size verilen bilgiye uygun şekilde okunduğu için duyulduğunda ingilizceden çok rahat anlaşılır bir dildir fransızca. o yüzden fransızca dikte sınavları ingilizceninkinden çok daha kolaydır.

*** fransızcada küfür -neredeyse- yoktur, olanlar da ya güneyli argosuyla arapça ve afrika dillerinden gelmiştir ya da sizi sinirlendirmeye bile yetmeyecek kadar masumcadır. "git kendini düzdür" diye küfür mü olur. küfür dediğin sinli kaflı olur.

bütün bunların dışında, fransızca öğrenirseniz eğer rus klasik romanlarındaki soyluların kendi aralarında konuştuklarını da anlarsınız. dünyayı bir de frenk algısının penceresinden izlersiniz. afrika'nın büyük bir kısmıyla anlaşabilir, çok havalı olabilirsiniz.

her şeyden ötesi jacques brel dinleyebilirsiniz.

devamını okuyayım »
29.03.2009 02:33