kraker

  • 2438
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

blue american

dünyanin acinasi haline bir bakis; gerçekle yüzlesmenin yikiciligi ve hayallerin yikilisi... insanligin insanlik-disi sovunu yücelten ironik tesekkürler... ironik ve kaba; ama gerçek... mavi ülkenin irkçiligini ve acimasiz kapitalist sistemini, ayni acimasizlikla elestiren, mavi bir kitaptan çikmis mavi bir sarki...

"60'li yillarin çiçek çocuklari, 90'li yillara miras olarak ne birakti?" belki de bu soruya verilecek tek yanit: müzigin gücü. bugünün müzik sanatçilari arasinda, hippie'lerin bir zamanlar "makineye hosgeldiniz!" slogani ile elestirdikleri düzen içerisinde takir takir islemekte olan o makineye kendilerini çoktan kaptirmis olanlarinin yanisira, halen az da olsa o sisteme dahil olmamak için çaba harcayan ve disaridan gördüklerini anlatmak ve elestirmek için müzigin gücünü kullanan sanatçilari da barindirmakta.
1994'te brian molko, steve hewitt (öncesinde robert schultzberg) ve stefan olsdal tarafindan kurulmus olan placebo da, elestirisini müzigi ile dile getiren bir grup olarak rock müzik tarihinde yerini almis önemli bir isim. karsitlik mücadelesi 40 yildir süregelen irkçilik , savas-vahset, homofobi - cinsel özgürlük gibi çok ciddi konular hakkinda duyduklari tepkiyi onlar da, özellikle 2000 yilinda piyasaya sürülen "black market music" albümünde yeralan sarkilarinda yogun olarak dile getirdiler. çogu müzik elestirmeni bu albümün, gençlik bunalimlari ve uyusturucu temasi üzerine kurulu öncekilere göre daha ciddi ve politik oldugu konusunda ayni görüsü paylastilar.

grubun beyni olan brian molko'nun "kontrol altinda tutulan, ulasilamayan, sahip olunamayan; ama ayni zamanda sahip olunmasi gereken bir sey" olarak ismini tanimladigi "black market music*" albümünün en disli sarkisi olan "blue american", amerikan irkçiligi ve kapitalizmini elestiren bir kitaptan esinlenerek yazildi. en kinayeli, en hicivli sözcüklerle...

"blue american", bir karakter; amerikan yasam tarzi ve sistemi içinde dibe vurmus bir insanimsi. hikayesi ise, bir yandan "insan" olmanin verdigi agirligi üzerinde hisseden; ama ote yandan o isleyen çarklara kendini çoktan kaptirmis, artik o düzenegin bir parçasi haline gelmis ve bu kisir döngü içinde sikisip kalmis olmasi nedeniyle yasanilan çeliski. aynaya bakildiginda, nihayet bunca zamana kadar dogru, gerçek ve iyi olarak bilinen her seyin aslinda ne kadar kabul edilemez oldugunu görmek... yüzlesme ani. üç buçuk dakikalik, aci çektirecek derecede yavas ama güçlü bir melodi ile, duyulan katiksiz, mutlak bir nefretin, özbenlige duyulan tiksintinin placebo agzindan dile getirilisi...

bu da herhalde 90'larin kendine has çalkantili yillarinda ve 2000'li yillarin halen savaslarla, kavgalarla sürüp gittigi su ilk döneminde, rock n' roll'un hala söyleyecek çok seyi oldugunun ve bunu da yapmaktan hiç bir zaman geri kalmayacaginin bir göstergesi...

devamını okuyayım »
23.10.2004 02:35