kraliyett

  • kofti anarşist (172)
  • 568
  • 40
  • 9
  • 1
  • bugün

tek taş yüzük istemeyen kadın

insanlığın tarihini incelediğinizde bazı toplumları, "kendi geleneklerinin" yok ettiğini göreceksiniz. türkiye için tehlikeli geleneklerden bir tanesi de "düğün geleneğidir" şimdi diyeceksiniz ki, evleneceğin kişiye tek taş yüzük almak gelenek değil inceliktir. romantikliktir ona verdiğin değerdir, falan filan.

hayır efendim bal gibi gelenektir. türkiye'de yaşayan ortalama tüm evlenecek kızların tek muhabbeti bu tektaş yüzüğün boyu ve fiyatıyla ilgilidir. bu yüzüğü istemeyen kız bulursanız sadece evlenmeyin, evliya,ermiş,ulema, ferrarisini satan bilge kabul edin gidin müridi falan olun, tekke ve zaviyesini kurun. o derece bulunmaz hint kumaşıdır. candır. meseleyi çözmüş akıllı bir insanoğludur.

ancak tektaş yüzük diye tutturana da çok kızamayacağım. asıl kızacağım yaratıklar; gelin adayının yakın arkadaş ve akrabalarıdır. azrailler, cehennem zebanileri, sodom ve gomorro'nun valileri, bu insanlar nasıl olurda en mutlu gününe gelin ve damat tarafından davet edilir anlaşılmaz bir durumdur ama meselenin kaynağı bu insancıkların yüzlerini buruşturup güzel gelin adayımıza acı ve kınayan gözlerle bakmasındadır. "faaaakiiir" "apttaaal kıııız" bakışları bir çok aşk ve sevdayı delip geçmiştir. o muhteşem aşk masalları, bu saçma bakışlarla darmaduman olmuştur. o kadar çok örneği vardır ki, bence herkesin etrafında tanıdığı uzaktan yakından en az bir kişinin bu nedenle nişanı, sözü veya aşkı bitmiştir.(düğün masrafları nedeniyle sadece yüzük değil)

damatlığı, gelinliği, çiçeği, kuaförü, traşı, zarf parası, makas parası, düğün salonu, davetiyesi, evi, süsü, püsü, bilumum tüm ikramları topladığın zaman binlerce türk lirası ediyor. asgari ücretli (veya biraz üstü maaşla çalışan masaüstücü) olan bu zavallı, parasını deli gibi ortalığa saçtıktan sonra, ömrünün düğünden sonra kalan, aşağı yukarı 10 yıllık kısmını bu masrafları, borçlandığı kişi ve bankalara faiziyle ödemek zorunda kalacaktır. kimisi bu borçlarını da, borçla ödeyip, balayı tatiline çıkıp sonu 3.sayfada bitecek evliliğini upgrade ederek 1.sayfaya sürmanşet verilecek dehşetli sonlara götürecek oscar ödüllü kaderlere aday olacaktır.

bu sırada gerçekten kendi ihtiyacı olduğu bir çok şeyden mahrum kalırken o zamana kadar elde ettiği araba gibi bilumum malvarlığından da olacaktır. kız nazlı diye parmağına taktığı o "yüzük" için işinde en ucuzundan 4 ay sadece karın tokluğuna çalışmış olurken, yüzüğü geri satalım dese, hem eşiyle arasını bozacak hem de bozduğunda 2 günlük simit çay parası karşılığı edecek parayla hazin sonunu iki gün daha erteleyerek, dünyada 2 gün daha fazla sefil olarak kalacaktır.

sonra ne mi olacak?

gidecek önce çocuklarını, sonra karısını, bir de kendisine çakacak kurşunu, buralarda yazan homeoffice klavye jigolalarıda bu vahim olaylar zincirini "eğitim şart" veya "kadına şiddete hayır" klişesine indirgeyecektir...

özetle tektaş yüzük almak istemeyen kızcağızımız, anarşisttir, devrimcidir. düzeni ve sistemi davranışlarıyla bozacak nadir bulunan kutlu insanlardandır.

şunu da eklemek isterim ki;
ekonominin gidişini de dikkate aldığımızda bence türk toplumunu, türk kadınları ve bütün naz ve şımarıklığını bahane ettiği türk düğün kültür ve geleneği yok edecektir...

devamını okuyayım »