ktulu

  • 2672
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

gebze yüksek teknoloji enstitüsü

son 10 yıldır türkiye'nin akademik olarak en başarılı ilk 5 üniversitesinden biri (hatta çoğunlukla ilk 3'te yer alır, bazı üniversitelerin sıralamasına göre ise yıllardır 1. ama 5 diyelim yine de ayıp olmasın). kaynak: (bkz: urap) link link2

bu kadar az bilinmesinin asıl nedeni ise lisans öğrenci sayısının çok az olmasıdır. tam bir enstitüdür yani. asıl amacı yüksek lisans ve doktora öğrencisi yetiştirmek, yani bilim adamı yetiştirmektir. tabii ki üniversiteler üstü bir kurum olarak da bilim yapmaktır. zaten lisans bölümlerinin çoğu göstermeliktir. geçmişte hiç lisans bölümü yoktu, fakat yök mecburiyet getirince yalandan açtılar işte.. öğrenciler açısından bir değerlendirme yapacak olursak, okulun 3 yıllık ders dönemini bitirip teze geçmiş bir yüksek öğrenim öğrencisi olarak aşağıdaki başlıklar hakkında kişisel görüşlerimi ve değerlendirmelerimi aktarayım: başlamadan önce de, buranın mezunu olacağım 4. üniversite olacağını belirteyim, hatta doktorayı da burada okuyacağım yani 5.si de olacak (tekk gördüğüm üni burası değil yani karşılaştırma yapabilme açısından):

+ vizyon: öncelikle kısa adıyla gyte'nin amacı, ülkenin bilimsel gelişimi için uluslararası ölçekte kaliteli akademik yayın, yani bilim üretmektir. bu amaçtaki üniversitelerin veya enstitülerin tabii ki lisans bölümleri istememeleri doğal. çünkü yoğun müfredatlarla ve kalabalık sınıflarla ders için ayrılan zaman ve enerji akademik çalışmalara ayrılırsa çok daha verimli ve kaliteli makaleler üretilebilir, bunu her bilim insanı bilir. zaten 3 saat süren yüksek lisans ve doktora dersleri varken lisans derslerinin de yükü akademisyenleri bilimsel yayın çıkartmaktan alıkoymaktadır malum. enstitüde benim son bildiğim rakamlar 500-600 lisans öğrencisi, 1500 civarı yüksek lisans öğrencisi ve 600 civarı da doktora öğrencisi olduğu yönünde. rakamların azlığına rağmen türkiye'nin en geniş 2. kampüsüne sahip.

+ öğretim üyesi kalitesi: bunu daha çok bölümlere göre değerlendirmek gerek fakat genel tabloya baktığımızda 2013 yılında öğretim üyesi başına düşen makale sayısında ilk 10'da. rakam neden ilk 5'ten ilk 10'a düştü diyebilirsiniz. ilk 10'daki üniversiteler arasında tıp fakültesi olan üniversiteler çoğunlukta. yani akademik makalelerin pul gibi basıldığı bir alanın da dahil olduğu bir karşılaştırmada bile makale ve atıf sayılarında ilk 10'a girmeyi başarıyor tıp fakültesi olmamasına rağmen. makalenin sayısı kadar kalitesi de önemli. bunu da makalelerden yapılan alıntılara bağlıyoruz, bu alanda da tıp fakültesi olan üniversiteler içinde bile ilk 10'da yer alıyor. tüm bu alanlarda, yani üniversitelerin akademik başarıları alanında rekabet ettiği üniversiteler: odtü, sabancı üniversitesi, itü, boğaziçi üniversitesi gibi üniversiteler. zaten akademik yayın rakamları konuştuğundan öğretim üyelerini çok konuşmaya gerek yok, çoğunluğu dünyada kendi alanlarında önemli yerlere gelmiş hocalar. örneğin benim bölümümde aldığım 10 dersin 10'u da profesör. araştırma görevlisini, öğretim görevlisini geçin, yar.doç veya doç'lardan bile ders almadık. zaten hocalarımızdan birisi rektör yardımcısı, diğeri tübitak'ın yılın en değerli bilim adamlarından seçtiği, dünyada da alanındaki en değerli hocalardan biri.. bir çok bölüm de bunun gibi bildiğim kadarıyla. en azından çoğunun abd doktoralı olduğunu biliyorum.

+ öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısı: bu konuda türkiye'deki en yüksek ortalama enstitüler bazında gyte'ye ait. gata ve iyte ile de çekişiyorlar, doktora programlarında da odtü ile benzer grafiği var, ama hala en yüksek ortalama gyte'de. malumunuz yüksek öğrenim derslerini anfide verip fabrikasyon yükseköğrenim mezunları saçan üniversiteler var ülkemizde... hatta bazı yüksek lisans-doktora derslerinde 2 3 kişiye bile 1 öğretim görevlisi düşebilir. hocaya istediğiniz soruları rahatça sorabileceğiniz bir ortam vardır. diğer üniversitelerdeki gibi danışmanınızla görüşmek için randevu almanıza gerek yoktur, kapısını çalar ve girersiniz.. hocalarınız size hemen hemen her zaman vakit ayırabilir az öğrencileri olduğundan. bir dersi en derinine kadar öğrenememe lüksünüz yoktur. gözlemlediğim kadarıyla yüksek öğrenimde derse katılım oranı ortalama 7-10 öğrenci arası. en azından sosyal bilimler enstitüsünde durum böyle. hal böyle olunca da yüksek not alamama bahaneniz kalmıyor. doktora öğrencisi sayısı enstitünün yaklaşık %14'üne tekabül ediyor ki, bu da türkiye'deki en yüksek oran. kaynak

+ öğrenim kalitesi ve zorluğu: lisans öğrencileri bu konudan çok şikayetçi. ama gyte'yi bir üniversite olarak değerlendirmemek gerek. dediğim gibi buradaki lisans bölümü "eh hadi yök mecbur kıldı diye açalım bari" anlayışıyla açılmış bölümler. okul bir enstitü olduğu için eğitim kalitesi konusunda da hocalar lisans öğrencilerine yüksek lisans öğrencileri gibi davranıyorlar sanırım, çünkü konuştuğum lisans öğrencilerinin hepsi ağız birliği yapmışcasına ders geçmenin ve okuldan mezun olmanın çok zor olduğundan yakınıyorlar. özellikle bilgisayar mühendisliği öğrencileri. sanırım ders geçme konusunda koşullar varmış, üstten ders alma konusunda da. neyse, zaten enstitünün amacı lisans değil, yükseköğrenim. bu açıdan değerlendirirsek sınıfların tenhalığı, hocaların kalitesi ve okulun stressiz havası sayesinde tüm dersleri huzurla ve rahatlıkla dinliyorsunuz, geçmek bence zor değil. şahsen tüm derslere katılım gösterip, derslerde gerekli notları alıp, derse de katılım sağlayarak enstitü 1.si olarak not ortalamamı 4.00 getirmeyi başardım. açıkçası eskiden okuduğum bölümlerde de konuyla ilgiliydim ve çok daha fazla çalışırdım okul dışında da, ama oralardan ancak 2. olarak mezun olabilmiştim (alan "bilgisayar"dı). şu an okuduğum bölüm hakkında daha önce ön bilgim fazla olmamasına rağmen başarılı olabildim. bunu hocaların kalitesi ve ders ortamının rahatlığına bağlıyorum. yoksa mucizevi bir çalışmam olmadı, sadece sınavlardan önce çalıştım ve derslere katıldım. ancak şöyle bir durum var: malum buradaki hocalar akademik kariyer peşinde insanlar olduklarından dersleri çok da önemsemezler. öğrenciyi sıkmazlar. hatta "bu muydu, ne öğreneceğiz şimdi burada, bu mu en iyi üniversitelerden biri" diyebilirsiniz. ama ne zaman teze gelirsiniz, okulun asıl olayını o zaman anlarsınız. çünkü hocalar uluslararası saygın hakemli dergilerde basılabilecek kaliteli bir makale altyapısı oluşturmayacak hiç bir tezi sittin sene kabul etmezler. bu yüzden mezun verme oranı çok düşüktür. örneğin benim bölümümde yıllık mezun sayısı 1-3 arası değişiyor*. kolay öğrenci alırlar, derslerde sıkmazlar, bunu gören öğrencilerin büyük çoğunluğu gevşer ve tezde de posaları çıkar. bu durumda kalmamak için ders döneminin rahatlığı içinde akademik yayınlar basmaya ve akademik dile hakim olmaya, yayın çıkartmaya alışın. hatta kaliteli makale çıkartmaya alışın, yoksa tezde apışıp kalır ve çok büyük ihtimalle de mezun olamazsınız. 6 yıldır yüksek lisans teziyle uğraşanlar olduğunu (!) söyleyelim.

+ kampüs ve ulaşım: bu okuldan bahsederken ilk değinilmesi gereken şey öğrenim kalitesiyse de, ondan hemen sonra mutlaka kampüsten bahsedilmeli. eğer doğa aşığıysanız ve yeşili seviyorsanız (yapay yeşillendirmeden bahsetmiyorum, gerçek doğadan), burası türkiyede bulabileceğiniz en nadide yerlerden. sadece üniversite kampüsü olarak bahsetmiyorum, burası yüzüklerin efendisinden bildiğiniz shire... okula ulaşmak hızlı tren bitene kadar şimdilik zor, evet. ama türkiyenin en geniş ve en yeşil kampüslerinden birine geliyorsunuz ve daha durakta iner inmez ciğerlerinize giden aşırı oksijenden başınız ciddi anlamda dönebiliyor. kesinlikle istanbul'da olduğunuzu anlamıyorsunuz (kampüsün yarısı istanbul yarısı kocaelide kalıyor, sabancı üniversitesi gibi). şahsen sırf o yeşilliğin içinde olmak için bile okula gidesim geliyor, kendini özletiyor resmen. bisiklete binmek için de harika bir ortamı var. uzun süre derslere girecekseniz mutlaka bir bisiklet edinin. doktora derslerim başladığında ben alacağım. bisikletinizi bırakmak için uygun yerler mevcut. ancak öğrencilerde değil de çalışanlarda bisiklet alışkanlığı daha yoğun. bazı yüksek lisans öğrencilerinin okula bisikletle geldiğini biliyorum ama bu oranın çok daha yüksek olması gerekir çünkü ortam kesinlikle enfes. zaten kampüs dümdüz bir alanda ve parkurlar çok müsait. envai çeşit kuş var, kedi ve köpeklerimiz zaten meşhur, hatta öğrenci işleri binasına yakın arı kovanları bile var. bahar aylarında rengarenk çiçekler, yazın yemyeşil ağaçlar, ilkbaharda kelebekler kampüsten hiç eksik olmaz. tabi bir de dev bacaklı sinekler var*. hatta ve hatta okulda inek görürseniz bile şaşırmayın*. ben inek olsam (ki bazıları öyle de diyor) gideceğim yer kesinlikle gyte olurdu. ima yok *. çimler çok güzel ne yapalım... bu kadar bahsetmişken bir kaç görüntü de paylaşalım ki laflar havada kalmasın:

foto 1
foto 2
foto 3
foto 4
foto 5

ilkbaharda papatyalar, ballıbabalar, mineler, değişik meyve ağaçları, erik ağacı örneğin, hatta sümbüller görebilirsiniz. mesela şu mevsimde papatya kokusu resmen parfüm gibi dolduruyor kampüsü.

bu arada binalar arası mesafeler çok uzun, ortalama 200 300 metre, hatta bazen 1-2 kilometre(!)(örneğin kütüphane, moleküler biyoloji ve genetik binası, sosyal tesisler vs.), bu yüzden bisiklet çok iyi bir ulaşım tercihi. zaten okulu bir ucundan başlayarak yürümeye çalıştığınızda en az yarım saatiniz gidecektir, çünkü uçtan uca 3 km gibi bir mesafe var...

ulaşım konusunda sıkıntı var evet. bu sıkıntının tek sebebi uzaklık aslında. gerçi 1990lardan sonra kurulan üniversitelerin hemen hepsinin böyle bir sorunu var. örneğin koç, sabancı, yeni özel üniversiteler vs. gyte de 1992 yılında kurulmuş bir üniversite olarak bunlardan en şanslılarından biri aslında. kimi üniversiteler gibi dağın başında veya sanayi kokusu içinde değil. çok pahalı ücretli servisleri yok. sadece zaman olarak sıkıntı... eskiden tren vardı, okulun neredeyse içinde inerdik. hatta şöyle ki, okulun içinden geçen tren yolu, kampüsü tam ortadan ikiye bölüyor. kampüs öyle büyük ki, birisi okulun içinde, diğeri okulun kapısına çok yakın 2 adet tren istasyonu var*. fakat bunların yerini sadece okulun içinde olan tek bir istasyon alacak sanırım hızlı tren geldiğinde. trenle ulaşım aşırı kolay ve hızlı, hem de ucuz. anadolu yakasında sahile indiğiniz an ortalama yarım saat gibi bir sürede okula varabiliyorsunuz. daha yakınsanız tabii ki bu süre çok kısalıyor. otomobille e5'ten ulaşım çok rahat. trenden daha hızlı gelebiliyorsunuz bu şekilde de. otobüsle de 17b ile gelebiliyorsunuz (kartal e5'ten kalkıyor). ayrıca gebze-harem minibüsleri var. her akşam 16:00 ve 17:00'da okuldan 17b kalkıyor. tam bir öğrenci servisi gibi oluyor bu otobüs ve hiç dolaşmadan doğrudan kartal'a gidiyor (yaklaşık 40dk). buradan sonra metro var zaten kadıköye kadar. aktarmayla toplamda 90 kuruşa kadıköye gidebiliyorsunuz yani öğrenci istanbul kartla. bu arada ismine bakmayın, okulun gebzeyle alakası yok... kampüs bayramoğlunda yani tuzla - gebze arasında tam. hatta tuzlaya çok daha yakın. son olarak da eski entrylerde selden falan bahsedilmiş, artık öyle bir imkan yok çünkü okulun içinden geçen dere ıslah edildi, çok yüksek bir set içinden akıyor şu an. eski doğal görüntüsü gitti ama olsun..

+ spor imkanları ve sosyal olanaklar: aslında okul tam bir spor yuvası olabilecek potansiyele sahip, ancak öğrenciler nedense pek ilgili değil bu konuda. sanırım binaların arası çok uzak olduğu için lisans öğrencilerine yürümekten gına gelmiş. fitness salonu katılıma oranla yeterli büyüklükte. ancak daha büyük olursa daha çok öğrenci gelebilir sanırım. ücreti yüksek lisans öğrencisine aylık 20 tl. 2 adet halı futbol sahası var ve genellikle dolu. onun da ücreti tüm saha için 30 tl (kişi başı değil toplam). futbol turnuvaları meşhur. 2 tenis kortu var bunlar da genellikle dolu. 2 voleybol sahası, 1 plaj voleybolu, 2 basketbol sahası var. bunları hep boş görüyorum. yüzme havuzu ise sahildeki sosyal tesislerde. sosyal tesisler tam bir otel havasında. aşırı ucuz, aşırı yeşillik içinde, denize ve kumsala sıfır, manzarası mükemmel. henüz yazın gitme şansım olmadı fakat alkol ve yiyip içme aşırı ucuzmuş duyumlarıma göre. ayrıca okul dünyadaki üniversiteler arasındaki en başarılı kürek takımına sahip. en son fransa - nantes'da düzenlenen kürek şampiyonasında 1. oldular.

+ enstitünün uzmanlık alanları: nanoteknoloji (bu alanda türkiye'deki sayılı lab'lardan birine sahip), moleküler biyoloji, fiziğin çeşitli dalları, elektromanyetik, optik, biraz da nükleer vs., sosyal bilimlerden de teknolojik inovasyon diyebiliriz. ismine yakışır bir akademik seviyesi var yani. son olarak, bence en önemlilerinden biri, enstitü-sanayi işbirliği konusunda epey atılımı olan bir kurum. özellikle bünyesindeki kosgeb'le çevresindeki 13 organize sanayi bölgesi, tse ve tübitak'ta epey biliniyor istanbul'un aksine.

bu kadar laftan sonra, çok kısa olarak özetlemek gerekirse gyte, akademik olarak türkiye'nin en başarılı üniversiteleri arasında, hatta 1.liğe oynayan bir üniversitedir -kaynak 1 -kaynak 2 -kaynak 3 (hatta sabancı üniversitesi gibi bazı üniversitelerin kriterlerine göre yıllardır en iyi üniversiteler sıralamasındaki 1.lik ünvanını kimseye kaptırmadı -kaynak 1 kaynak 2). sırf doğası için bile özlenebilir, ulaşımı tren yapılana kadar biraz zahmetli ama kesinlikle yüksek lisans ve doktora yapılabilecek doğa harikası bir kampüste huzurla gelip gidilebilecek ve çok kaliteli öğretim üyelerinin bulunduğu sağlam bir enstitüdür.

lisans adayları ise buranın bir enstitü olduğunu unutmadan tercih yaparlarsa, daha mutlu olurlar. ancak malumunuz şu çok meşhur laf burası için de cuk oturuyor: "asker ve öğrenci gittiği yeri beğenmez".

ktulu, shire hasretiyle bildirdi.

devamını okuyayım »
02.04.2014 01:15