kulkke

  • azimli
  • hırçın golcü (294)
  • 2754
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

türk telekom çalışanlarının grev kararı

34. gününe giren, ne yazık ki hakkında her türlü alakasız yorumun ve iftiranın her yerde gırla gittiği grev kararı.

alakasız yorumlar açısından; her ne kadar üzerinde bolca konuşulsa da; türk telekom işçilerinin bir kısmının oraya hangi torpiller ile geldiği yahut ne kadar maaş aldıkları söz konusu grevle alakalı değildir en başta. çünkü, grevin çıkış noktası ve grevcilerin talebi bu değil, salt olarak eşit işe eşit ücret talebidir.

ama illaki maaş ücretleri diyorsanız, kesk'in bu yıl yaz başlarında verdiği rakamlara ve gene yaz başında yaptığı açıklamalara paralel olarak açıklamaya çalışayım; tek kişinin aldığı maaşın, çalışanın tek kişilik yoksulluk sınırında olması yani azıcık insanca ve yoksulluğun ucunda yaşaması açısından kesk, en düşük maaşın 1100 ytl olmasını istemekte idi - ki bu para ile ailenizle yemeğe çıkmak yahut bir kerecik olsun sinemaya gitmek gibi olanaklarınız yoktur, asgari olarak insanca dedi isek, o kadar da insanca değil. buradan yola çıkarak; telekom teknikerlerinin en düşük olarak net 800 ytl aldığını görmekteyiz örneğin. kesk'in yaz başında söylediği asgari olarak insanca yaşama rakamına ulaşabilenler ise, anca 25 yıl çalışıp da kıdemi ile bilmemneyi ve ek haftasonu vardiyası ile birlikte maaşını alan teknik memur yahut 20-21 yıldır çalışıp da kıdemi ile bilmemneyi ile maaşını alan müşteri temsilcileri. tabi bu örneklerin kıdemsizleri yahut altları bu parayı haliyle alamıyorlar. gidip de müdürü ile, yabancı kökenli danışmanı ile oluşan ortalama ücrete bakıp yahut yarısından çoğunun kesildiği brüt ücret sayılarına bakıp konuşmak ne yazık ki gerçekleri göstermemekte. yani türk telekom maaşları müdürü açısından olmayabilir ama telekomun başka çalışanları açısından insanca yaşanacak düzeyde değildir kesk rakamlarını baz alırsak, bu kadar açık bu. buradan da kalkıp işçilere de hali hazırda asgari oranda insanca yaşamlarını sağlayamayacakları bir 800 milyonu çok görüyorsanız, "ne çok maaşınız var" diyorsanız zaten diyecek bir şeyim yok size; aslansınız, kaplansınız siz. eğer ki, memurları yahut diğer işçileri gösterecekseniz, zaten grevlerin önemi buradadır; bu grevin başarısı da bu önemi gösterecek ve diğer işçilere de örnek olacaktır, olmalıdır. zaten buradaki sorun, aynı çıkar grubundaki inasnların biribirine destek olmaması, biririni müşterisi olduğu şirketin çalışanı yani kendisini onun müşterisi olarak görmesi, dayanışma gibi şeyleri yok saymasıdır.

işin bir de “sendika hakkı” ve sendikasızlaştırma yönü var daha önce açıklandığı gibi.

ama başta belirttiğim gibi; zaten konu bu değil. çünkü greve giden sendikalı işçiler; 3 milyar ücret yahut herhangi bir kerelik maaş artırımı, vt. talep etmiyor. bu işçiler, ücret adaletsizliğinin ortadan kalkmasını istemekteler. bu açıdan, eleştiri getirebileceğiniz yahut altına yazılan başlık olan grev kararı hakkında yorum yapabileceğiniz nokta maaşlar değil. grevin yapılış amacı olan yani istenilen "eşit işe eşit ücret`" talebinin de artık yüzyıl önce tanınmış bir hak ve bir temel insan hakkı * olduğunu bilmektedir sanırsam herkes. bu açıdan grevin amacına da bir şey diyecek olan var mı hiç bilemiyorum. adamlar diyor ki; "aynı penseyi tutuyoruz, aynı görevdeyiz ama adam yanımda maaşını çıkarıp saydı, benim maaşımın iki katına yakın maaş almakta-aramızda bilmem kaç yüz milyon fark var. eşit işe-eşit emeğe, eşit ücret talep ediyorum"

ki bu haklar salt olarak telekom işçileri için yahut onun bunun için değil, emeği ile geçinen yani üretim aracına sahip olmayan herkes için geçerli olan bir şey; yani benim için, sizin için de geçerli. benim de sizin de çıkarınız bu çıkar. yani telekom işçileri ile aynı çıkar grubundasınız, aynı çıkar grubundayız. hatta, grevin nedeni olan eşit işe eşit ücret talebi temel insan haklarındandır tüm insanların. eğer ki çıkarlarınıza ve haklarınıza bile sahip çıkamayacaksanız, kalkıp da neye sahip çıkacaksınız?

hadi bu çıkarınızı geçersek; küçük burjuva, beyaz yakalı, yeni orta sınıf gibi katman ve ya sosyal-sınıflarda dahi olsanız gene tutumunuzla bizzat kendinize ihanet etmektesiniz. türk telekom, bilindiği üzere gats edimleri uyarınca özelleştirilmiş ve kar mantığının insafına ila yabancı sermayenin insafına bırakılmış bir kurum. sizin başlıca tüketiminize ve temel iletişim hakkınızı gerçekleştirdiğiniz bir kuruma dönük var olan bu oluş (ki üzerine gats çerçevesindeki ulaşımdan, sağlığınıza ve çöpünüze kadar her şeyinizi ekleyebilirsiniz) hali hazırda zaten sizin aleyhinize olduğu gibi; gats, gss gibi antlaşmalar ve bunlar çerçevesindeki uygulamalar, şu an için mızıtıp da "böhüüü, bu pis işçiler grev yapıyor, hak istiyor. bana ne kardeşim, benim maaşım kaymak gibi olacak. bak ben bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim, mimarım, doktorum, oyum buyum, olmadı küçük burjuvayım. ama internetim kaç gündür kesik, telefonu iptal ettiremedim, hattı taşıyamadım, böhüüü.. isyanım var hulen!" demenize karşın sizi de eğitimin özelleşmesi, yetkin mühendislik, radyoaktif ışınlar altında 4 saat yerine 8 saat çalışma uygulamaları, dışarıdan ithal doktor * (ki siz o dışarılarda en iyimserinden denklik ve dil zorunluluğundayken, türkiya içerisinde ise zorunlu hizmet göreviniz varken, işbu "ithal doktor" arkadaşlar bu konularda pek gamsız olacaklar) o, bu, şu olarak karşınıza gelmekte. yahut, doktor olarak örneğin; herhangi bir etik kaygıyla ve insan hayatı kurtarma şevki ile değil micheal moore'un sicko filminde aktardığı sağlık sisteminde çalışacaksınız. o zaman yani sizin çıkarınız iyice zedelendiğinde ve haklı olarak kalkıp da karşı duruş sergilediğinizde, sizin hakkınızda da; "bunlar hain", "pis bilgisayar mühendislerinin yaptığı bilmemne ulusal güvenliğimizi yedi bitirdi", "bu hödük inşaat mühendisleri ve kimyacılar yüzünden tırnağıma sürmek için 3 gündür oje bulamadım, kahrolsunlar hepsi!" gibi tepkiler görünce ve çok güvenip de haberlerine inandığınız seksi fotoğrafları için tıklayınız gazeteciliği yahut "çeşitli basın kesimleri" size karşı akla hayale gelmedik suçlamalar ve söylemlerde bulunarak bir anti-propaganda yürütünce artık pek bir mutlu olursunuz sanırım. batı avrupa'da, britanya'da, birleşik amerika'da değil türkiye'de yaşıyorsunuz ne yazık ki ve beğenseniz de beğenmeseniz de, ne kadar aksine davransanız da bu işçilerle aynı çıkar grubundasınız.

son not olarak; grev kırıcılığını desteklemek, "bunlar niye bırakmıyor ki telekom grev kırıcılığı yapsın; taşeronlar tamir etsin." demek ve grev kırıcılığını engelleyenlere "terörist" gözüyle bakmak, en iyimser söylem ile ayıptır. hele ki, yaşadığı sorunlar dolayısı ile türk telekomu değil aynı çıkar grubunda bulunduğunuz hak talebindeki telekom işçilerini suçlamak bambaşkadır. telekom yönetimine değil de telekom işçilerine karşı kamu oyu oluşturmak ise dombililiktir, taoculuktur.

devamını okuyayım »
18.11.2007 03:34