kurdu seven kuzu

  • 447
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

17 ağustos 1999

yaşadığım her şeyi unututrum da bi bunu unutamam. ama unutmak için de neler feda ederdim neler.

önce bi gök gürültüsü, sandım ki yağmur yağacak şiddetle. sonra rüzgar uğultusu ama o kadar şiddetli bi rüzgar ki uğultu arttıkça rüzgar evi hafifçe titretecek güçte sandım. o hafif titreme iki saniye içinde öyle bir arttı ki düşmanıma dilemem o korkuyu. 45 saniye sürdü dediler sonrasında ama bana sorsalardı 15-20 dakika sürdü derdim. öyle sıradan bi deprem gibi değildi o sarsıntı. insan yerinde duramıyodu sallanırken. yatağın başında oturuyodum, bittiğinde yatağın ayak ucundan aşağı doğru kaymıştım. ama asıl korkutan sallanmaktan çok duyduğum sesti. o uğultu nasıl oldu bilmiyorum ama 11 yıl oldu hala rüyalarımda duyarım kan ter içinde uyanırım bazen.
konyalıyım ben, o güne kadar deprem görmemiştim hayatımda. annemle beraber teyzemin evinde misafirdik. deprem bitince korkmuş da olsak bitti dedik, yatalım hadi dedik, uyuyamasak da sakinleşiriz dedik, zaten elektrik de kesilmişti, kalksak ne yapacaktık ki. o anda odaya teyzem girdi el feneriyle, yatıyoruz diye fırçayı bastı, bizi aldı dışarı çıktık. meğer deprem olunca evin yıkılması ihtimaline karşı tedbiren dışarı çıkılırmış. o gün öğrendim merdivenden inerken, ama çok da aklıma yatmadı. koskoca evdi, yıkılma ihtimali çok uzak ve hayali geldi. biz insanlar bayılırız felaket senaryosu yazmaya diye aklımdan geçirmiştim çok iyi hatırlıyorum. dışarı çıkıp bir arabanın farı sayesinde iki bina ötesini görünce anladım gerçekte neler olduğunu. koca apartman yıkılmıştı. önünde 17 yaşlarında biri yere çömelmiş, elleri başında yıkık binaya bakıyodu. galiba o da neler olduğunu anlamaya çalışıyodu. etrafta dolaşan polisler evlerin önünde beklemeyin, güvenli bir yere geçin diyolardı bize. sokağın diğer ucu boş bi alandı. tüm sokak oraya gittik, yere oturduk. yere uzandım bitkinlikten, uzanmaz olaydım. gökyüzünü görmez olaydım. aklım başımdan gitti, bir an çıldıracak gibi oldum. bütün marmara bölgesinin elektrikleri kesilince tüm yıldızlar görünür hale gelmişti. o kadar çoktu ki, gökyüzü görünmüyodu desem yeridir. resmen metalik griydi gök. bu manzarayı farklı şartlarda görsem çok keyif verirdi eminim ama o ruh halinde çok kötü oldu. daha o dehşeti içimden atamamışken ilk artçı geldi. 6. küsür şiddetinde olduğu için ve yerde uzanıyor olduğum için ilk depremden daha korkunç geldi. sanki yer altımda kayıyo gibiydi. tüm mahalle aynı anda besmele çekip şahadet getirdi ben de dahil, ama bu rahatlatacağı yerde daha çok ürküttü nedense.
gün aydınlanınca görünür oldu herşey. görünenler belli, yıkıntılar ve yıkıntıların başında ağlayanlar... önce insanlar evleri yıkıldı diye ağlıyolar sandım ama öğrendim ki yıkılan evlerinin altında kalan canlara ağlıyolarmış. o gün tek düşündüğüm otobüse atlayıp konyaya eve dönmekti ama kolay olmadı. yalova bir gecede değişmişti, otogarı bulamadık. eniştemin arabasına binip istanbula gitmeye karar verdik. normalde 3 saat süren yol 12 saatte bitti. yolda trafik tıkalıydı. tam da gölcükte tıkanmıştı. sol tarafta denizin karşı tarafında tüpraş alev alev yanıyodu. öyle bi yangın ki, bazıları kamera ellerinde kaydedicem diye uğraşıyolardı. o an kızmıştım ama şimdi anlıyorum. o yangını tanıdıklarına sözle anlatmaları mümkün olmayacaktı. sağ taraf ise en unutulmaz kısmıydı benim için günün. gölcük, neredeyse tüm evler yerle bir, katlar birbiri üstüne yıkılmış, aralarından renk renk perdeler çıkmış. kimi yıkıntılarda yangın. insanlar koşuşturma içinde, sedyeler, yaralılar, ölenler...
bana gelince, sapasağlamdım, yakınlarımın burnu bile kanamamıştı, kaldığım evin duvarında çatlak bile yoktu. toplamda 2-3 gün sonra konyada evimdeydim. buna rağmen 1 yıla yakın kendime gelemedim. her akşam hava kararmaya başladığında kontrolum dışında ağlamaya başlıyodum. içim daralıyo kalbim çarpıyo nefes alamıyodum. ilaç kullanarak atlatabildim. e ben bu kadar etkilendiysem, bugün şunları yazarken bile yıkıldıysam o enkazların altından çıkanlar, yakınlarını kaybedenler nasıl dayanabildiler? o dehşeti benim hissettiğimden yüz kat fazla hissedenler ne yaptılar? o insanlar ayakta durabildilerse bilin ki onlara kahraman demek yetmez.
o günün öncesi ve sonrasında da depremler yaşandı, şehirler yıkıldı. hiç kimse kendini kandırmasın depremle yaşamayı öğreniyoruz diye, öğrenmiyoruz. hala bilmiyoruz evimizin ne kadar dayanıklı olduğunu. küçük bi sarsıntıda bile telefonlar kilitleniyo, yollar tıkanıyosa güvenmiyoruz kardeşim oturduğumuz yere. kimse de bu konuda bişey yapmaya niyetli değil, o da ayrı mesele.

devamını okuyayım »
17.08.2010 02:22