lacivert kadife ve kirmizi visne

  • 2671
  • 7
  • 6
  • 0
  • evvelsi gün

ahlak

bir başkasında değil ancak kendinde bulabileceğin şey. ahlak avcıları, kendilerini seçmek yerine başka insanları denetleme sevdalıları aslında en ahlaksız olan insanlardır. başkalarının ahlakına sarılmak ya da saldırmak, aslında hiç ahlakı olmayan kişinin acizliğindendir.

banal örnekler: .....pornosu çıkan x, ....din değiştiren y, .....sokakta öpüşen f ve g

kişi, kendini tehdit altında hissettiği ve kendi ahlak kurallarına göre ona ahlaksız olduğunu hatırlatan biriyle karşılaştığı an "ahlaksız" der karşısındakine. karşısındakinin daha önce hiç görmediği amını, sikini, ya da orgazm anındakini suratını gösteren bir video şaşkınlık yaratmakta, ve karşısında görmeye alıştığı insan figürünü bozmaktadır, bir yandan da merak etmektedir ne olmuş ne bitmiş diye. içindeki basit düzeneğin ayarı şaşmıştır. (varsa,) zarar görmesini istemediği çocuklarına da bir tehdit olarak algılar bu durumu. hem onlar üzülmesin istediğinden hem de çocuklarının örnek almasından korktuğu için ahlak taklaları atmaya başlar. sex gibi mahrem saydığı bir şeyi normale uymayan bir şekilde ortalık yerde ifade etmesini de gururuna tehdit olarak alabileceğinden ayıplama hallerine bürünür. bazıları, kimsenin olmadığına inandıkları ve izlenmediklerini sandıkları anlarda o hallerinden soyunup masturbasyon yapabilirler. ondan sonra, ahlak damarları daha bir kabarıp da daha büyük ahlakçı kesilmeleri bile mümkündür.

ayrıca,

kişisel örnek: bu gece evim soyulsa, hırsıza ahlaksız derim. çünkü, mallarıma önem vermişimdir. ve o malların aslında birilerinin sömürülmesi aracılığıyla, elimle uğraşarak yapmadığım mallar olduğunu boşvermişimdir. "dünyanın çok derdi var, hepsiyle uğraşamam" demişimdir. ve sistemdeki konforum tehdit edilmediği sürece, bir takım şeylere "eyvallah" çekmişimdir. oysa, o hırsızın evime girmesinde benim de payım vardır, ahlağımdaki noksan başıma patlamıştır. eğer kendime zarar verilmesini istemiyor olmanın ötesinde samimi davransaydım, mal istiflemeyi bırakıp, daha açık bir yaşama geçerdim. çünkü basit bir kurguyla görebiliriz ki, bu sistemde hırsız dediğim insan benim yaşadığım yaşantıyı sürdürüyor olsaydı, bu kez allem eder kallem eder ben onun evine girerdim. ve ahlak rolümüz de değişirdi. belki, şu an, benim yerime o, "virgülü nereye koysam" diye düşünür, bununla ilgilenirdi.

kısaca, dünyadaki herkes kendi ahlakını sorgularsa ve bunun (kendi ahlakının) çözümünü ararsa ortada ahlak problemi kalmaz. ancak, dünya birbirinin ahlakını arayan ahmakların hüküm sürdüğü bir ahlaksızlık meskenidir. çoğunluğun çoğunluğu, hala, birbirinin kusurlarını arayan ve kendine şekil verme becerisinden yoksun kazmalardan müteşekkildir. ve yaşanılan her tehdit, senin de payının bulunduğu bir başkasının yaşadığı tehditin geri dönüşünden başka bir şey değildir. bu nedenle, toplum ahlakı hırdavatçıları bunca bin yıldır hiç bir şey kuramamıştır.

ister öldür, ister tecavüz ya da işkence et; karşındakinin ahlakını kendine göre düzeltemezsin. denesen de beceremezsin. düşüncesini de öyle. hatta senden korkusu kalmamışsa, onun eylemlerinde de iktidarın kalmamıştır. bu nedenle, bir insanın kendi ahlakıyla uğraşmayı seçmesi de bir yaptırımla olamaz. insanın yalnız kendi ahlakı ile uğraşması, kendi varabileceği bir karardır. görüşünü geniş tutar ya da kimin siki kimin amına kaç defa girmiş sayıp o sayı kadar "ayıp ayıp ayıp" ya da "komik komik komik" diye zırvalar.

devamını okuyayım »
17.01.2006 14:32