landho

  • 429
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

dilin kökeni

ing. origin of language
kutsal bilgi kaynağında daha önce tartışılmamasına şaşırarak üstün nano özetleme yeteneğimle başlamak istiyorum.

arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkan kalıntılar ışığında bilinen en eski dil sümerliler'in kullandığı sümer dilidir. milattan önce 3000 ve 1700 yılları arasında ortadoğu'da bu dilin kullanıldığına dair kanıtlar olsa da bu bizi, sümer dilinin bütün dillerin anası olduğu fikrine götüremiyor. dil üniter bir temele sahip olmadığı için, kompleks bir yapı olduğu için dilin kökenine ulaşmaya çalışırken olaylar serisini takip etmemiz gerekir.

nitekim ünlü dil bilimciler de bu yapıya bu şekilde yaklaşıp dilin kökenine ulaşabilmek için çeşitli teoriler ortaya attı. teori diyorum, çünkü buradan sonrasının bilimsel bir kanıtı yok. insanlığın karanlık dönemine ilerleyemediğimiz için insanlık tarihinin en büyük sırlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor, dilin kökeni.

bilime muktedir olunamayan her zaman diliminde, insan kendinden yüce bir güce anlamlar yüklemeyi, her şeyin sorumlusunun o olduğunu düşünmeyi seçti. dil gibi bir mekanizma da bu kompleks yapısı yüzünden, böyle bir düşünceden payını aldı.

- the divine source/tanrı vergisi, ilahi kaynak

toplumlarda dil, tanrının ya da tanrıların insana bir hediyesi olarak görülmeye başladı. tevrat'ın ilk kitabını oluşturan genesis'de, yaşayan bütün canlıların isim babasının adem olduğu geçer. (genesis 2:20) bu da inananları, dilin doğuştan insana bahşedildiği görüşüne iter.
bu görüş , dilin de insanlık tarihiyle birlikte başladığına ve modern insanın anatomik olarak dili yaratma becerisine sahip olduğuna dair kanıt sunmadığı için başka teorilerin sunulmasına ortam hazırlar.

- natural evolution hypothesis - dilin evrimsel teorisi

daha önce şurada değinmiştim: (bkz: #65764418)

basitçe, insanın nörolojik, biyolojik ve dil kapasitesi gelişimlerinin birbiriyle bağlantılı olduğunu söyleyen bir teoridir. charles darwin'in evrim teorisi ile birlikte anlam ve kanıtlanmamış da olsa dayanıklı bir görüş sağlamıştır. insanın dik durmaya başlamasıyla, dili üretmesini sağlayacak mekanizma da oluşmaya başlamıştır der.

- invention hypothesis - türetme teorisi

bu teori pek de ciddiye alınmış, kendi kendine çürüten bir teoridir. dilin, sesleri taklit etmeyle yani orijinale bağlı kalarak türetmeyle ortaya çıktığını savunur. kelimenin anlamını, o kelimenin bizzat kendi realitesinden aldığını söyler. patlama için buum, kalp için tak-tak gibi. teori kendi içinde dallanır, ah uh gibi fiziksel reaksiyon anlarında gösterdiğimiz ifadeler için pooh-pooh teorisi, hayvan seslerini taklit ederek oluşturduğumuz ifadeler için bow-bow teorisi gibi teoriler üretilmiştir. en ciddiye alınan yo-he-ho teorisi olarak bilinen sosyal etkileşim teorisidir.

(bkz: the social interaction source) insanların topluluk içinde yaşaması, sürü halinde gezmeleri ilk dilin oluşmasına sebep olmuştur gibi bir görüşü savunur. ağır kayaları kaldırmaya çalışırken, ya da hep birlikte ava gittiklerinde marş gibi topluluk halinde ürettikleri aynı sesler dilin ilk örnekleri olabilir der. yo-he-ho da bu marşı temsil eder.

fakat dil bilimciler bunun üzerinde durmazlar. çünkü antitezi kendi içinde saklıdır. bu ifadelere biz aslında toplu bir şekilde yansıma sözcükler deriz. (bkz: onomatopoeia) şırıl şırıl, hav hav gibi ifadeler şu an pek çok dilde hala kullanılmakta. kullanılmakta ama her dilde farklı bir şekilde yer ediniyor. ingilizcede woof woof olarak taklit edilen ses türkçede hav hav olarak karşılık buluyor ve bu ifadeler her dilde kısıtlı sayıda bulunduğu için bir dili oluşturmaya yetmeyeceği görülüp, baştan çürütülüyor.

- genetic source / genetik olarak kodlanmışlık

dil, gen ile birlikte gelmiştir. language acquisition device denilen, dili edinen ve üretimi sağlayan bir mekanizmadan bahseder. bu mekanizmadan evrimsel teori de bahseder. ama karıştırmamalıdır. genetic source bize, dilin doğuştan itibaren insanlar için programlanmış olduğundan bahsederken evrimsel teori, dil biyolojik gelişimlerle üretilebilme yetisini lad ile sağlar der. arada süreç farkı vardır.
duyma yetisi olmayan insan yavrusu bile işaretlere bağlı olan iletişimsel bir dil üretebilir der. bu teori üzerinden dil bilim çalışmaları yürütmekte olan dil bilimciler halen bulunmaktadır. immanuel kant etkisinde kalannoam chomsky özellikle lad mekanizmasını savunarak doğuştancılık ilkesini en çok benimseyenlerdendir.

kapsamı genişletilmiş bir teoridir, universal grammar'ı ele alan bilişsel bağlantı sürecini ele alır. evrensel dilbilgisi, her dilde değişmez kurallar ve değişebilen parametrelerin olduğunu savunur. dilin kökeninden bahsederken evrensel dilbilgisi kuramına değinmemin sebebi her dilin tek bir kökeninin ya da birkaç dilin birleşiminin olduğu söylenmesidir.

monogenesis denilen her dilin tek bir dilden doğmuş olduğu düşüncesi, universal grammar'da ele alınan değişken parametrelere baktığımızda mümkün görünmemekte. bütün dillerin temelini oluşturduğu söylenen dil - ki o da frigce oluyor- diğer dilleri etkilemişse;
fransızca: banane
almanca: banane
ingilizce: banana gibi karşılıkları olan kelimenin türkçesinin neden muz olduğunu açıklayamaz. bu da, açıklayamadığını düşünenler tarafından polygenesis yani dilin birkaç bağımsız dilden türediğini söyleyen çoklu dil kökeni teorisidir.

işin komik yanı bu teorinin deney aşamasıdır.

"psammetikus*iki çocuk üzerinde deney yaparak dilin kökenini bulmaya çalışıyor. yeni doğmuş iki bebeği, onlara bakması için dilsiz bir çobana teslim ederek, kimsenin onlarla konuşmasına izin vermemesini tembih ediyor. çocuklar büyüdüğünde ise konuştukları ilk kelimeleri tespit etmesini istiyor. psamtik ‘e göre, dışarıdan müdahale edilmediğinde çocukların söyleyeceği ilk kelimeler, tüm insanların dilinin kökenini ilk orijinal dili belirleyecek. “bekos ”diyorlar firigya dilinde “ekmek “anlamına geliyor. frigcenin insanların orijinal dili sonucuna varıyorlar. ancak herodot dışında buna kanıt yok."

ee sonuç diyeceksiniz. sonuç yok. her biri hipotez/teori olarak kalmakta. homo erectus ve homo neanderthalis insansılarının lad mekanizmasına sahip olup olmadığı bilinmeden de kolay kolay bir diğerini çürütüp diğerini doğrulayabilecek bir gerçekliğe sahip değiliz. sanıyorum ki bu karanlık dönem yüzünden, dil ve kökeni, insanlık tarihinin en bilinemeyenlerden olarak hala tartışmalara konu oluyor.

devamını okuyayım »