lateralusz

  • 148
  • 5
  • 3
  • 0
  • evvelsi gün

god of war

god of war serisinin son günlerde beni eve hapseden muazzam oyunu. birçok kişi oynanış üzerinden yeni oyunu ele almış, ben biraz daha hikaye odaklı yorumlamak istiyorum.

yazının buradan sonrası oyunu oynamamış olanlar için büyük spoiler içerir.

--- spoiler ---

anlatmaya başlamadan önce alın şunu arkaplanda çalsın.

öncelikle oyun çıkmadan önce god of war'un hikaye gidişatını iskandinav mitolojisine nasıl yedirecekleri hakkında büyük şüphelerim vardı. kabaca iskandinavya'ya göç eden kratos'un oradaki tanrılarla mücadelesini pek bir derinlik katmadan ele alırlar diye düşündüm. beni ters köşe ettiklerini söyleyebilirim. hikayenin temeline yapılması gereken en mantıklı şey olarak ragnarök'ü koymuşlar. oyunda atreus'un arkaplanı yavaş yavaş çözülmeye başladığında ve kratos'un eşiyle ilgili bazı bilgilere ulaştığımızda bütün hikayenin çok iyi bir biçimde oturdulduğunu hissettim.

önce bir orijinal hikayeyi bilmemiz gerekiyor. oyunda ana düşmanımız olarak karşımıza çıkan baldr, odin'in freya'dan olma oğullarından bir tanesi. tanrılar arasında en çok sevilen ve en çok saygı duyulan kişi kendisi. hatta kendisine duyulan sevgi eski yazıtlarda şöyle dile getiriliyor: "baldr bütün canlıların ve varlıkların, hatta devlerin bile sevdiği bir tanrıydı." ki devler ve tanrılar arasındaki anlaşmazlıklar bu mitolojinin temel çatışmalarından bir tanesi olmasına rağmen. bir gün odin bir rüya görür. rüyasında daha önce hiç tecrübe etmediği kadar dehşete düşer ve bunları mantıklı bir şekilde yorumlayamaz. hal böyle olunca alır başını gider ve bir falcı/seer bulur ve ondan rüyasını açıklamasını ister. falcı, odin'in anlattığı rüyayı "oğulların arasından en sevileni kaybedeceksin. rüyanda gördüğün yerler ise hel'in ta kendisi." odin asgard'a geri döner ve durumu freya ve diğer tanrılara açıklar. freya doğal olarak oğlunu aşırı fazla sevdiği için bu durum onu derbeder hale sokar ve gidip iskandinav mitolojisi evreninde yaşayan her bir varlıktan (canlılardan tutun tanrılara, devlere ve ağaçlara, insanlardan, toprağa, taşa kadar) baldr'a hiç bir zarar vermemesi için yemin etmesini ister. freya bu görevini tamamladıktan sonra baldr artık hiçbir şey tarafından zarar görmeyen ve doğal olarak "acı" nedir bilmez bir tanrıya dönüşür. kelimenin tam anlamıyla ölümsüz olmuştur.

asgard'daki tanrılar da bunu fırsata çevirerek büyük bir eğlence düzenlenler ve baldr'ın ölümden kurtuluşunu kutlarlar. çok büyük bir şenlik verilir, büyük sofralar kurulur herkes deliler gibi içer. hatta bir noktadan sonra bütün tanrılar baldr'a eğlence niyetine kılıç, ok, çatal, bıçak ve ellerine ne geçtiyse fırlatmaya başlar. baldr hiçbir şeyden etkilenmediği için bunu ilginç bir etkinliğe çevirirler. loki fırsatı görür ve bu olaylar yaşanırken freya'ya gider. endişeli bir tavır takınır ve freya'ya "baksana herkes deli gibi bir şeyler fırlatıyor adama, hiçbir şeyin ona zarar veremeyeceğinden emin misin? sonra pisi pisine gitmesin sevgili tanrımız" der. freya "sadece ökseotundan (mistletoe) yemin istemedim. zararsız sevimli bir ot, ökseotundan kime ne zarar gelir ki?" der. loki oradan hemen ayrılıp ökseotundan ucu sivri bir mızrağa benzer sopa yapar. eğlencenin olduğu yere geri döner ve kör tanrı hodr'ın yanına yaklaşır ve şöyle der: "herkes çılgınlar gibi eğleniyor, seni körsün diye dışlıyorlar, al şu sopayı sen de fırlat baldr'a ben sana yardımcı olacağım." hodr sopayı alır ve loki'nin rehberliğinde baldr'a fırlatır. baldr aniden acıyla yere yığılır ve kalbine saplanan ökseotu onu oracıkta öldürüverir. tanrılar büyük bir şok ve üzüntü içerisindedir. aralarında en kötü durumda olan ise freya'dır. freya baldr'ın ölümünü kaldıramaz ve gidip hel ile anlaşma yapmaya karar verir. hel'e "baldr evrendeki en sevilen varlık, onu bize geri ver." der. hel de "madem baldr evrendeki en sevilen varlık, git ve evrendeki bütün varlıklara baldr için ağlamasını söyle, eğer hepsi ağlarsa baldr'ı geri veririm." der. freya yine yollara düşer ve evrendeki bütün varlıklardan baldr için ağlamasını ister. tabi herkes baldr'ı çok sevdiği için freya'nın bu isteğini geri çevirmez. freya son olarak en zor yere, devlerin mekanı jötünheim'a gider. devler bile baldr için yas tutmayı kabul eder fakat loki yeniden devreye girer. kendisi bir shapeshifter (şekildeğiştiren) olduğundan ötürü bir devin kılığına bürünür. freya, dev kılığındaki loki'nin yanına gelip baldr için yas tutmasını istediğinde loki buna karşı çıkar ve baldr hel'de kalır ve geri getirilemez. sonrasında bütün bu yaşananların loki'nin başının altından çıktığı anlaşılır ve loki odin tarafından sonsuz bir cezaya mahkum edilir. tanrılar loki'nin bağırsaklarını çıkarırlar ve o bağırsaklarla kendisini üç büyük kayaya bağlarlar. tepesine de ağzı açık bir zehirli yılan koyarlar. yılan periyodik olarak lokinin üstüne çok büyük acı veren zehir damlatır. loki'nin eşi siguna elinde bir tas ile lokinin tepesinde dikilir ve zehirin lokinin üstüne damlamaması için sürekli tası elinde lokinin tepesinde tutar. tas dolduğunda boşaltmak için hamle yaptığında yılanın ağzından dökülen zehir loki'ye temas ettiğinde loki acıyla çırpınır ve iskandinav mitolojisinde depremler de lokinin çırpınışının bir sonucu olarak açıklanır.

bu olayın en önemli noktası ise, baldr'ın ölümü ve loki'nin cezalandırılması ragnarök'ü başlatan olaydır. loki'nin evlatları bu cezaya karşı saf alırlar. loki'nin evlatları ragnarök'ün başrolleridir: jörmungandr (world serpent), hel, fenrir ve daha bir çoğu. aynı zamanda baldr'ın ölümüyle tanrıların arasındaki büyük huzursuzluk ragnarök'ün alameti olarak görülür. bir süre sonra fimbulwinter (ragnarök'ün habercisi büyük kış) gelince her şey anlaşılır.

şimdi god of war'a geri dönecek olursak, oyunu bitirip şu an bunları okuyanların kafasında zaten bir şeyler yerleşti. hikayenin en yaratıcı kısımlarından bir tanesi kratos ve oğlu atreus'un iskandinav mitolojisi içerisine yedirilme şekli. kratos iskandinav topraklarından bir hanıma** aşık olmuştur. bu hanım oyunun sonundan anladığımız kadarıyla aynı zamanda bir buz devi (bazıları şekil değiştirebiliyor). küllerinin jötünheim'ın en yüksek yerinden serpilmesinin istemesinin en büyük sebeplerinden bir tanesi de bu. asıl şok olduğumuz kısım ise kratos'un eşinin atreus'un isminin önce loki olmasını istemesi. fakat sonrasında kratos'un eski yoldaşı ve savaş kahramanı atreus'un isminde mutabık kalıyorlar. hatırlarsanız atreus oyunda bir ara ökseotundan oklar yapmıştı. freya bu okları gördüğünde aniden çılgına dönüp "nereden buldun bunları, lanetli bunlar!" diye çıkışmıştı ve o okları ateşe fırlatmıştı. fakat son boss kapışmasında baldr'ın atreus'a attığı yumruktan sonra o ökseotundan yapılma ok uçlarının bir tanesinin baldr'ın eline saplandığını gördük. böylelikle freya'nın baldr üzerinde topladığı bütün yeminler bozulur ve baldr ölümlü hale gelir. orijinal hikaye ve god of war arasındaki benzerliklere baktığımızda atreus loki oluyor, baldr'ın ölümüne sebep oluyor ve böylelikle ragnarök'ü başlatıyor. hatırlarsanız boss fight bittikten sonra kratos ve atreus, annenin küllerini savurmak için jötünheim'dan döndükten sonra cüceler kendi aralarında "filbulwinter" ile ilgili konuşuyordu ve fimbulwinter'ın geldiğini söylüyorlardı. yani bu oyunun sonuyla beraber ragnarök başlamış oldu.

hikayede en çok hoşuma giden nokta ise baldr'ın orijinal hikayede çok sevilen bir karakter olmasına rağmen burada nasıl bir villain olarak ele alındığı ve motivasyonunun ne kadar mantıklı olduğudur. oyunun yapımcıları baldr'ın hiçbir şey hissetmemesinden, daha da önemlisi acı da hissetmemesinden ve ölümsüz olmasından yola çıkarak nasıl bir psikolojiye büründüğünü çok iyi yansıtmışlar. baldr, kratos ve oğlu atreus'un kendisi için bir çözüm olduğunu biliyordu ki oyunun başından beri bu sebeple onlara musallat oldu. baldr kendisinde gelişen "bir şeyler hissetme isteği" ile artık öyle bir noktaya gelmiş ki, "eğer bir şeyler hissedebileceksem bu ancak ölümümle olur" şeklinde bir motivasyonla kaliteli bir antagonist olarak karşımıza çıkıyor.

şimdi hikayede biraz daha derine inelim. hatırlarsanız world serpent (jörmüngandr) ile kapışmamızdan sonra kendisiyle bir kez daha karşılaşıyoruz ve mimir (bu arkadaşı çok güzel yedirmişler hikayeye) aracılığıyla iletişim kuruyoruz. bu noktada jörmungandr kratos ve atreus'a yardım ediyor, çünkü ragnarök'ün başlangıcının atreus sayesinde olduğunu biliyor. hani hatırlarsanız orijinal hikayede jörmungandr loki'nin evlatlarından bir tanesiydi ve loki'nin evlatları ragnarök'ün başrollerindeydi. şimdi bir de oyunun en sonundaki gizli thor sahnesine dönelim. hatta bu sahnenin hemen öncesinden daha önce bahsettiğim fimbulwinter konuşmaları da var.

thor "yıllar sonra" kratos ve atreus'un evinin kapısında oldukça düşmanca görünen bir tavır içerisinde aniden beliriyor ve sahne orada bitiyor. şimdi orijinal hikayeden bildiğimiz üzere thor'un baş düşmanı (nemesisi) jörmungandr, aynı zamanda doğal olarak baldr thor'un kardeşi. bu iki meseleyi ve tabi kratos'un thor'un oğlunu öldürmesini göz önünde tutarak bir sonraki oyunun baş düşmanının thor olacağını zaten rahatlıkla kestirebiliriz. tabi ama en büyük düşman her şeyin babası odin ve ana olay ise artık ragnarök. sonuç itibariyle kratos ve atreus (loki) ragnarök'te tanrıların karşısındaki safta yer alacak ve hatta o gördüğümüz world serpent (jörmungandr) da kratos ve atreus'un safında yer alacak.

en nihayetinde oyundan çok büyük zevk aldığımı söyleyebilirim, özellikle oyunun geçtiği mekanları, karakterleri ve hikayenin orijinali biliyorsanız çok daha büyük zevk almışsınızdır. ve şu an beni bu oyundan çok daha fazla heyecanlandıran bir şey var: hikaye şu an o kadar güzel bir şekilde kurgulanmış ki artık önümüzdeki story arc'lar insanlara kafayı yedirtecek nitelikte, şimdiden söyleyeyim size. ileride god of war: ragnarök isminde bir oyun görebileceğimiz ihtimalini bir düşünsene!

--- spoiler ---

devamını okuyayım »
30.04.2018 16:58