lateralusz

  • 177
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

true detective

the wire ve battlestar galactica ile birlikte true detective hayatımda izlediğim en iyi dizilerdir. her ne kadar insanlar true detective'in ikinci sezonuna pek ısınamamış olsa da ben hala aksini savunurum ve en az birinci sezon kadar derinlikli bir yapısı olduğunu söylerim. tabi doğal olarak birinci sezondan da kalite olarak uzakta fakat bu senaryo ile açıklanamaz, mesele yönetmenlikteydi. birinci sezonda carry fukunaga isimli dahi bir manyak yönetmendi ve bize o sevdiğimiz kaliteyi sunan yegane etken de kendisiydi.

şimdi üçüncü sezonun çıkan ilk iki bölümünü izledim. birinci sezonun southern gothic formülüne olduğu gibi geri dönmüşler. kahverengi tonlarının ağırlıklı olarak yansıdığı bir kırsal atmosfer, benzer karakteristikleri yansıtan iki dedektif, farklı zaman çizelgelerinden ilerleyen bir senaryo yapısı, bulunan sembolik ipuçları, pedofili ve ensest bulguları, 80'lerin ünlü satanist komplo teorileri ve daha birçoğu. her ne kadar dizilerin başarılı yönlerini alıp tekrar tekrar işlemesine karşı olsam da (ki sırf ikinci sezonun en sevdiğim yanlarından birisi de buydu), true detective'in üçüncü sezonu pek de birinci sezonun kopyası gibi de durmuyor. yeni yönetmene de özellikle carry fukunaga'nın izinden gitmesini tembihlemişler gibi, gördüğüm kadarıyla kullandığı kamera açıları ve kırsal çekimler bunu gösteriyor.

alttaki kısım ilk iki bölümü izlememiş olanlar için ağır spoiler içerir.

--- spoiler ---
ilk iki bölümden anlaşıldığı üzere roland west ve wayne hays (bu arada henüz bence belirtmek için biraz erken ama bu karakteri canlandıran mahershala ali oldukça sağlam bir iş çıkarmış, ek olarak takma adının "purple hays" olması da vietnam geçmişini göz önünde bulundurduğumuzda mükemmel bir detay.) ilk bakışta bir pedofili vakası gibi görünen iki çocuğun kaçırıldığı ve birinin öldürüldüğü bir dava üzerinde çalışıyorlar. hatta bulunan küçük tahta oyuncak bebekler ile ilgili konuşurlarken taa ilk sezonda bahsi geçen ve fbi'ın pedofili vakaları için hazırlamış olduğu bir dosyadan direk olarak bahsediliyor. aynı zamanda ilk sezonda olduğu gibi sağa sola ayrıntılar serpiştirilmiş. bunlardan bir tanesi de şu. hatırlarsanız oğlan çocuk aynı bu şekilde ölü bulunmuştu ve olaya gel ki ikisinin de böyle bir fotoğrafı var. karakterlerde, özellikle dedektiflerde henüz pek bir derinlik göremedim ama ilerleyen bölümlerde özellikle wayne hays'i oldukça derinlikli bir karakter olarak göreceğimize yüzde yüz eminim. özellikle yaşlı halinin alzheimer olmasından mütevellit ilk iki bölümde zaten ilginç şeyler de gördük.
--- spoiler ---

hatta bir ayrıntıyı daha söyleyeyim, bildiğiniz üzere nic pizzolatto çok büyük bir hp lovecraft ve robert w. chambers (king in yellow kitabının yazarı) hayranı. bu iki yazar da edebiyat tarihinin en nitelikli korku/gerilim yazarları. kaçırılan çocuk will'in odasında bir kitap var the forest of leng isimli. "leng" lovecraft külliyatında zamanında bir rahip tarafından kaçırılmış bir adamın yaşadığı yerin adı. bu rahip sarı giysiler içerisinde tasvir edilir ve yaratık-insan karışımı bir varlıktır. söylendiğine göre ay'da yaşar ve hasat dolunayı zamanlarında insanları ay'a kaçırır. daha ayrıntılı bilgi şurada var. yani demek istediğim, birinci sezonda olduğu gibi bu sezonun da "king in yellow" benzeri bir edebi altyapısı bulunmakta.

sonuç olarak ikinci sezondan bu yana aradan neredeyse 5 yıl geçtiğini düşünürsek nic pizzolatto'nun birinci sezon gibi derinlikli ve ince ayrıntılarla işlenmiş bir senaryo hazırlamaya bir hayli vakti olmuş. kesinlikle birinci sezon kalitesinde ve aynı temaların hakim olduğu bir sezon izleyeceğiz, buna adım gibi eminim. hadi yine iyisiniz birinci sezoncular, istediğiniz nitelikte bir sezon geldi, bayrakları asabilirsiniz. ama şu ikinci sezonu çok yabana attınız söyleyeyim size.

son olarak, şu intro parçası. ilk bölümün sonunda çalan şarkıyı arıyorsanız, buyurun. yalnız belirteyim muhtemelen dizi için özellikle bir cover'ı yapılmış, yakında koyarlar yutuba. bu parçanın farklı bir versiyonu the big lebowski'de de çalıyordu. ha bir de var ya, o kadar black sabbath'ın bahsi geçti, en azından bir kere children of the grave çalmazsa kafanızı kırarım. dizinin senaryosuyla bile uyuyor lan!

devamını okuyayım »