leon robinson

  • 45
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

dedenin ölmesi

büyümektir zamansız, gözyaşına sahip olmadığını düşündüğün babanın ağlamasını görmektir. ne kadar sıralı olursa olsun ölüm hep beklenmeyendir. baba evinin kurallarına karşı bir kaçıştır, özgür bir soluktur, dede ve evi. bazı açılardan da sığınak olmuştur ebeveyn hoyratlığına. ölümü o kadar soğuk gelir ki sana, haberi veren doktorun ölüm raporunu doldururken ondan hasta diye bahsetmesi bile ümitlendirir, acaba dersin. ancak makul ve modern her insan gibi tek şeyi sorarsın: "acı çekti mi?"

temiz, çok iyi bir adamdı dedem, hep sevgi doluydu, hataları oldu muhakkak ama çoğunlukta değildi. ben o yönünü vefatından sonra anlasam da istediklerini gerçekleştiriyordu birer birer, hayatta değilken bile. o kadar ki, kalanlar başka planlar yapsa da, ne yaptı etti, 45 yıl boyunca gittiği camide cenaze namazını kıldırttı, yeni evinde kalamayacak derken, ölümü bile aştı, bir gece olsa da orada kalmayı başardı. çok sıkı halk partiliydi, hacı olmuştu, büyük gözlükleri ile kuran okurken ya da dua ederken görürdüm hep, bu sebeple inancın sembolüydü benim için. çocuk aklımla inancı dedemin bünyesinde somutlaştırıyor, hayatın sırlarını ona soruyordum, cevapları aldığımdam emin değilim ama midem dondurma ile doluyordu. ne kadar sevsek de aynı inancı paylaşamıyoruz idol kabul ettiklerimizle, büyümek bu manaya geliyor sanırım, ben inancın değil hakikatin öğrencisi olmuştum. onun inandıklarına inanmasam da büyük saygı duydum onun inancına, sezse de bunu, hiç söylemedi. belki de yine o kazandı, çoğu bünyede rastlanan kaba materyalizme saplanmamamı, başka inançlar edinmemi sağladı.

devamını okuyayım »
31.12.2016 01:09