levhi kalem

  • 164
  • 18
  • 12
  • 1
  • bugün

levh-i mahfuz

herhalde en garip kavram zamandır. ne olduğu üzerine bilim, din ve felsefenin çok çeşitli tanımları var. bizim bildiğimiz şey geçmiş, şu an ve gelecek.
tanrı için nasıl acaba?
tanrı gibi düşünmek tanrı gibi hissetmek mümkün değil.
tanrı için zaman nedir? bu sorunun cevabını eğer bize tanrı verdiyse bilebilirz. aksi takdirde tanrı için zaman nedir bilemeyeceğiz. bilebileceğimiz tek şey, her şeyin o'ndan geldiğine inancına sahipsek eğer, zaman da onun yarattığı birşey.
bu şekilde baktığında tanrı için zaman kavramı dün, bugün ve yarın şeklinde bizim anlayacağımızdan apayrı bir kavram.
tabi böyle olunca kendi içinde tutarlı olabilecek bir tanrısal sistemi en çok zorlayan kavram budur sanırım.
herşeyi bilen ve herşeyi yarartan tanrı levhi mahfuzunda bizimle ilgili tüm zamansal konuları biliyor ve hatta onu levhi kalmeyle yazıyorsa neden varız? ödüllendirilenler neden ödüllendirilecek? ceza çekecekler neden çekecek?
bu soruların hepsinin temelinde esasında "insan gibi düşünmek" yatıyor. en başta da dedik. tanrı gibi düşünmek ne mümkün. tanrıyla empati yapabilmek imkansız. kendimizi onun yerine koyarak düşünmek imkansız.
yapacağımız yorumlar kötü birer tahminden öte olamaz.
benim tahminim zaman bizim için dün, bugün ve yarın ancak tanrı için zaman bir çizelge değil. dünü yok. yarını yok. şu anı yok. herşey oldu bitti. ya da hiçbirşey olmadı. ya da herşey her an oluyor. tanrı bunun heryerinde (burada dahi insan gibi düşünmek zorunda olduğumdan-ki insan olduğum için aksi mümkün değil- tanrıyı zamansal olarak değerlendirme paradoksuna düşüyorum)
levhi mahfuzda herşey var.
kritik nokta burada yazanları kim yazıyor. kaderimizi kim belirliyor. biz mi yoksa tanrı mı?
mutlak irade olduğunu düşünmuyorum elbet. kısmen deterministtim. iradeden de biraz var, iradeyi belirleyen etkenlerden de biraz var. bildiğim tek nokta levhi mahfuzun levhi kalemle yazıldığı.
bence levhi kalem benim. sensin. o, bu, şu.
tanrının kaderimizi yazdığı kalemin kendisi biziz. boyle düşündüğumde kendi kaderimiz tanrının olduğu kadar bizim de eserimiz olduğunu düşünüyorum.
ama bizim kaderimiz yazıyla değil resimle yazılıyormuş gibi düşünmek zorunlu oluyor.
biz en iyi sanatçının elinde bir kalemiz. kalem güzelse resim daha güzel olacak. ınancım bu.

devamını okuyayım »
05.11.2017 02:02