liamangelus2001

  • bıçkın (496)
  • 775
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

arrow

bir buffy the vampire slayer değil, ama bir smallville hiç değil... (smallville hayranları, beni zamanın ötesi'ne göndermeden önce, şunu söylemek isterim ki, 10 sezonunun tamamını ben de keyifle izledim, ama "5. - 10. sezonlar arasındaki dönemden, ilk 4 sezondaki keyfi aldın mı?" diye sorsanız, "kesinlikle hayır" derim), peki neden yazıma bu dizilerle kıyaslama yaparak başladım, birazdan o noktaya geleceğiz...

eğer bir green arrow yazısı yazıyorsam, bol miktarda batman göndermesi yapmam gerekiyor... zira justice league bünyesinde bulunup da, insanüstü özelliği olmayan, ancak üstün fizik güçleri, karakter yapıları ve davalarına adayabilecekleri bol miktarda mal varlıklarının dışında, bu iki kahramanın başka ortak yanları da var... hem batman mitosunda, hem green arrow mitosunda, bol miktarda ortak element bulmak mümkün... buna önümüzdeki sezonlarda görmeyi umduğum birds of prey gibi kahramanlarda, her iki kahramanın ortak düşmanlarından olan solomon grundy gibi anti kahramanları da dahil edebiliriz...

dizi, bu yaz başlama fırsatını bulduğum iki diziden birisi (diğeri için, sizleri da vinci's demons'a yönlendirmek istiyorum ve kesinlikle da vinci'nin maceralarını şiddetle tavsiye ediyorum), ve her ne kadar da vinci's demons'dan aldığım keyfi almamış olsam da, "kahraman" hikayesi takip etmeyi sevenlerin keyif alacağını söyleyebilirim... arrow'u, buffy ile kıyaslamamın sebebi, her iki kahramanın da çevrelerinde, ekibi tamamlayan farklı karakterlerde arkadaşlarının bulunması (dizide en tuttuğum erkek karakteri kesinlikle diggy, kadınlardan ise felicity'nin hastası olmamak için sebebim yok)... ancak, arrow da, her ne kadar bufy gibi, ailesi ve arkadaşları için herşeyi feda edebilecek olsa da, davasını birçok kahramandan çok daha yukarıda tutuyor (diggy'ye deathstroke'dan intikam almasına yardım etmesindense, defterden bir isim eksiltmeyi tercih ettiği bölüm, oliver'a tek gıcık olan ben değilimdir sanırım)... bu noktada, smallville'de gayet buhran takılan clark kent'den de ayrılmış oluyor oliver... 10 sezon boyunca clark'ın envai çeşit kararsızlığına şahit olurken, oliver'ın ilk sezonda "arrow" olmaktan vazgeçmeyi düşündüğü tek bir bölüme rastladık)...

yeri gelmişken, tv.com gibi televizyon temalı sitelerde, dizinin ilk başladığı zamanlarda bahsi geçen ve sıklıkla eleştirilen "oliver, çok rahat adam öldürebiliyor" konusunun, dizinin ve kahramanın ana konularından birisi olması da yazarların başarısı oldu... gerek tommy, gerek felicity ve diggy, gerek lance ailesi, zaman zaman arrow'un bu yönünü dile getirdiler ve oliver da her zaman, bir şekilde ikna edici olmayı başardı...

gelelim 2.sezon tahminlerine... aslında, bu bölüm, çizgiromanlardan yola çıkarak, sadece 2.sezon değil, arrow'un tüm geleceği hakkında tahminler yürütecektir, bu sebeple "ben çizgiromanları okumadım, tadımı kaçırma" diyenler, bu bölümü lütfen es geçsinler...

--- spoiler ---

bu noktada da green arrow ve batman mitosu başta olmak üzere, detective comics külliyatındaki bazı bilgilerimizden faydalanalım... öncelikle, helena bertinelli'yi (huntress) yeniden göreceğimizi düşünüyorum... aslında, ağırlıklı olarak batman hikayelerinde gördüğümüz bu karakter (hatta bazı versiyonlarda catwoman ve batman'ın kızı olarak geçmektedir), bir noktada karanlık geçmişini geride bırakıp, önce solo bir "suçla savaş" kariyeri başlatır, daha sonra da dinah lance(black canary) ve barbara gordon(batgirl) ile birlikte birds of prey ekibini kurarlar... bu sebeple, lance kardeşlerden birinin (belki sara da, oliver gibi kazadan kurtulmuş olabilir) önümüzdeki sezonlarda black canary karakterine dönüşeceğini tahmin ediyorum (summer glau'nun diziye katılacağına dair haberler yayıldığına göre, summer'ın sara'yı ve canary'yi canlandırması olası, tabi diğer bir favori dizimiz person of ınterest kadrosundaki rolü buna ne kadar müsade eder, bilinmez)...

black canary'yi önemli bir karakter yapan diğer bir özelliği, dc comics (ve hatta diğer çizgiroman evrenlerinde) evreninde az rastlanılan bir şekilde, green arrow ve black canary karakterlerinin, evleniyor oluşudur... tabi, black canary'nin öldürülmesinin ardından, green arrow, kahramanlıktan vazgeçerek, bir "intikam" arayışına girer)

batman mitosunda önemli karakterlerden biri olan komiser gordon'un, arrow dizisine komiser lance olarak yansıyacağını düşünüyorum, lance, gittikçe vigilante olarak adlandırdığı arrow'a yaklaşmaya başladı ve sezon finalinde ekiple birlikte çalışmış olması (ve görevinden geçici olarak alınması), onu da ekibe dahil edecektir... tabi, tıpkı gordon gibi, hiçbir zaman arrow'un kimliğini öğrenmeyeceğini, öğrense dahi çaktırmayacağını düşünüyorum... kızı ile yaptığı bir diyalogda, oliver ile ilgili pozitif düşüncelerini paylaşmış olması ise, onu da arrow'un kimliğini öğreneceklerden birisi haline getirebilir...

gelelim, speedy'ye... speedy, çizgiromanlarda, tıpkı robin'in batman'a "sidekick" (yardımcı) olduğu gibi, green arrow karakterine yardımcı bir okçudur... speedy, arrow'un kıyafeti ile aynı ancak kırmızı bir kostüm giymektedir... arrow ile kafayı bozmuş olan roy harper'ın speedy olacağı muhakkak... umarım 2. sezon bu değişimi seyretme imkanımız olur... oliver'ın birkaç sefer kardeşi thea'ya speedy lakabı ile takılması, "acaba elementary'nin dr. watson'ı kadınlaştırması gibi, arrow da speedy karakteri için bu yolu mu seçecek diye düşündürse de, bu yolu tercih etmemeleri izleyicileri sevindirdi... muhtemelen thea - roy arasında da oliver - laurel hikayesine benzer bir "gerçek kimliğini saklama" hikayesi seyredeceğiz...
--- spoiler ---

adada 5 yıldan geri kalan zaman (fryes öldürüldükten sonra olanlar), slade wilson karakterinin glades'e gelip gelmeyeceği (birçok crixus sever, onu daha çok görmek istiyordur diye tahmin ediyorum), önümüzdeki sezonun diğer soruları olacak gibi gözüküyor... "flashback" yöntemi, lost'dan bu yana, birçok dizide kullanılmaya başlandıysa da, karakterin doğuş hikayesini bu şekilde vermek, keyifli bir seyir yaratan başarılı bir fikir olmuş...

son olarak, ikinci sezonun 9 ekim'de başlayacağını belirtip, o zamana kadar biraz ara verelim...

devamını okuyayım »