life is drunk

  • 1381
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

köpek kovalaması

geçen hafta sokak lambalarının hala yandığı saatte evden çıktığım bir sabah ufak bir münasebetimiz oldu mahalledeki köpeklerden biriyle. 15-20 saniyelik bir kovalamanın ardından sanırım köpek de "yazık la adama bu saatte işe gidiyor meczup bırakayım peşini" dedi ki çabucak bitti kovalama. ama az önce "hmnnıskym hoşt" diye koşan adam ben değilmişim gibi durağa kulağımda kulaklık bir girişim var ki sanki köpeklere fısıldayan adamım anasını satayım. bu ufak çaplı kovalama aklıma üniversite yıllarımda mahalleye çöreklenen köpek çeteleriyle olan iç burkan mücadelemi getirdi. hani bu yaşadığım kovalama onların yanında sağlıklı bir sabah koşusu gibi kalır.

üniversitede öğrenci evimin olduğu mahallede sabahları işinde, gücünde, ekmeğinin peşinde olan pırıl pırıl olan köpeklere akşam çökünce bir hal gelirdi. böyle serseri grubu halinde bekleşmeler, milletin dişisine, anasına hallenmeler, gelene geçene havlamalar, hırlamalar falan hem gerçek hem de mecaz anlamda it gibi takılıyorlar. ben ufaktan tırsıyorum bunlardan ama mesafeyi de bir şekilde koruyorum, hiç muhatap olmuyorum, yolumu uzatıyorum falan bir şekilde hallediyorum. fakat bir gün lanet olası yollarımız kesişti geceleri hepsi birer cujo olan köpeklerle. ben yine 2 tanesinin evin oradaki parkta beklediğini görünce arkadan dolanmaya karar verdim. fakat arka yola girince gördüm ki çok büyük bir oyunun içindeyim. pusu atmış şerefsizler. 2 tanesi de arka sokakta adeta beni bekliyormuş gibi ayağa kalktı beni görünce. aklımdan sonsuz düşünceler geçmeye başlamıştı.

- evet sakin olmalıyım. neydi? hah köpeklere korktuğunu belli etmeyecektin. etmemelisin. yaparsın ya sen ki lisede hoşlandığın kıza 3 ay boyunca "günaydın" bile diyemeyecek kadar duygularını saklamış insansın. evet korkmu... ay boğazım kurudu. evet evet korkmuyorum. hırlıyor mu o? haa neydi bir de göz göze gelmeyecektin. evet bakma gözlerine sakın. ooo baya hırlıyor. oha dişe bak! hasiktir bakmayacaktım hafif göz devirdim gibi oldu. iyice alınacak şimdi köpek. başka şeyler düşün başka. bak hava ne kadar güzel, sıcak. evet çok sıcak ağzım dilim kurudu. lan geliyor mu o? hasiktir. korkma! belli etme! etme! etmeeeee imdaaaatttt!

bunlar bana doğru hafif hareketlenmeye başlayınca kaçırmak üzere olduğu otobüse bile koşmaya ben bir yardırmaya başladım ki ağaçlar falan yanımdan flu bir şekilde geçiyor. öyle kaçıyorum. 1-2 yıl gibi geçen 1-2 dakikanın ardından karşıma biri çıktı. daha doğrusu çıkmadı ben koşarken bir andan yanımda birini buldum, beraber koşuyoruz. oha o kadar hızlı koştum, ışık hızına falan çıktım da uzayı, zamanı bi şeyi mi büktüm acaba da yanımda bi adam daha oluştu amına koyim. 1-2 dakika da bilim dünyasını yerle bir edip yoktan var olan adamla beraber koştuktan sonra ve artık dayanacak gücüm kalmadığını hissettiğim, tam durup "gel amk piçi gel" diyecekken bir ışık huzmesi içinde "o" geldi. o'nu bize kim gönderdi bilmiyorum. hiçbir atayizin de açıklayabileceğini düşünmüyorum.

o'ydu işte...

ismi hüseyin...

13 yaşında...

1.50 boyunda...

"sizin avradınızı sikerün haaa" diye taşla köpeklere doğru bir koşusu var ki hala tüylerim diken diken oluyor anlatırken. ben ve bir anda oluşan genç arkadaşımın peşinden köpek gibi koşan (e normal olarak) şerefsizler hüseyin'i görünce "viiik viik" diye bir kaçtılar ki sormayın.

işini bitirdikten sonra "siktiimin itleri yaa" diye salına salına bir yanımıza gelişi var ki ben hayatımda çok az insana bu kadar saygı duymuşumdur. hüseyinim benim! kahramanım! hüseyin'i o akşam yemeğe, çikolataya boğduk koşu partnerimle beraber.

seni hiç unutmadım hüseyin. denk gelir de bu yazıyı okuyacak olursan; "kanka ben antalya'dayım buralardaysan beni bul. mahallede çok köpek var yaaee :/"

devamını okuyayım »