longmarch

  • 280
  • 28
  • 14
  • 1
  • bugün

deniz gezmiş

bu ülkeye deniz gezmiş gibi insanlar geldi ama ülkenin yönetimi kimlere kaldı. bir yerde okudum bugün, deniz gezmiş hakkında şey demişlerdi; deniz gezmiş, kurtarılmak istemeyen bir halkı kurtarmaya çalışıyordu. ne kadar da doğru bir söz.

keşke şu sözlere sahip çıkacak bir halkımız, gençliğimiz olsaydı;

"ey türk gençliği!

birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel senin en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, türk istiklâl ve cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

deniz gezmiş'in türkiye cumhuriyetini yıkacağını sanan insanlar türkiye'nin 70 yıldır işgal altında olduğunu bilmiyorlar. şuraya da harun karadeniz'in aynı dönemlerde yazdığı yazıyı atayım;

"gençliği ülke sorunları ile ilgilenmeyen bir ulusun sonu gelmiş demektir.

gençlik olarak biz, ülke sorunları ile ilgilenmeyi görev biliyoruz ve ülke sorunlarıyla ilgilenip etken olduğumuz ölçüde görevimizi yaptığımıza inanıyoruz. çünkü ülkenin geleceği, gençliğin geleceğinden ayrı düşünülemez. biz ülke sorunları ile ilgilenmekle, gerçekte kendi geleceğimize sahip çıkmış oluyoruz. yaşlı kuşağın bize devredeceği türkiye’yi, amerikan üslerini, bizi amerika’ya bağlayan ikili anlaşmaları, yıldan yıla artan dış borçları ve türk halkının nasıl sömürüldüğünü görüp de ülke sorunlarıyla ilgilenmemek en yumuşak söyleyişle ihanettir. türk ulusuna ihanettir. türk devletinin geleceğine ihanettir.

gençliğin ülke sorunlarıyla ilgilenmesi ve sömürülen türk halkından yana eylemler yapması, sömürgen çevreleri tedirgin etmekte ve bu çevreler “gençlik siyaset yapıyor” diye feryadı basmaktadır.

egemen sınıfın isteğine kalırsa, onlar bizi yönetecekler, ömrümüz boyunca acısını çekeceğimiz ikili anlaşmalarla bizi bir yabancı devlete bağlayacaklardır.

fakat biz kadere boyun eğeceğiz, bu ikili anlaşmalara karşı çıkmayacağız.

bir doğu-batı savaşında onlar türkiye’yi bir nükleer hedef haline getirecekler. fakat biz nato’ya karşı çıkmayacağız.

bütün yer altı kaynaklarımızı amerika’ya peşkeş çekecekler, fakat biz bu sömürünün hesabını sormayacağız.

köylünün ürününü ucuza kapatarak köyle kardeşlerimizi sömürecekler, fakat biz köylüyü sömürüyorsunuz dahi demeyeceğiz.

kıbrıs’ta yolumuzu kesen 6. filo istanbul limanı’na demirleyecek, fakat biz 6. filoyu protesto etmeyeceğiz.

meslek bilgimizi kullanarak lüks binalar inşaa edeceğiz, fakat bu binalarda kimlerin yatıp kalktığını sormayacağız.

mühendis olarak silahlar yapacağız, fakat bu silahlar küçük ücretlerine zam isteyen işçi kardeşlerimize çevrildiği zaman ses çıkarmayacağız.

bugünün öğrencileri yarının meslek adamları olarak ülkemizin bütün sorunları ile ilgilenmek zorundayız.

öğrenciliği bitirip meslek hayatına atılacak olan biz mühendisler için iki yol vardır. bu yollardan biri, kim için ve ne için üretim yaptığını düşünmeksizin egemen sınıfların yararına üretim yapmaktır. kısaca neden ve niçinini düşünmeksizin bir miktar karşılığında üretim yapmak yani robotlaşmak.

ikinci yol ise kim için ve ne için çalıştığını bilerek emekçi halkın yararına üretim yapma olanaklarını aramaktır. bir başka deyişle, ikinci yol küçük bir azınlığın yararına robotlaşmak değil, büyük çoğunluğun, yani toplumun yararına çalışarak insanlaşmak yoludur."

açıkçası bu insanların duruşlarına hayranlık besliyorum. kararlılıkları bu inandıkları yolda hayatlarını feda etmeleri oldukça onurlu bir davranış ama işte kurtarılmak istemeyen insanları nasıl kurtarabiliriz ki?

devamını okuyayım »
06.05.2018 02:27