ludmilla

  • 327
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

despair

nazim dikbaş imzalı türkçe çevirisinin başında nabokov'un önsözü var, orada nabokov şöyle bir şey diyor:

"... ama 1935'te bu 1965 metnini okuyabilsem ne kadar mutlu olacağımı ve heyecan duyacağımı da. genç bir yazarın bir gün dönüşeceği yaşı yazara duyduğu coşkulu aşk ihtirasın en takdire şayan biçimidir. daha büyük kütüphanesindeki yaşça büyük adam bu aşka karşılık vermez, çünkü taze bir damak ve perde düşmemiş bir gözü esefle hatırlasa da, gençliğinin acemi çaylağına sabırsız bir omuz silkmeden başka sunacağı bir şey yoktur."

okurken sık sık aklıma geldi bu sözler, usta nabokov'un dokunuşlarına ve müdahalelerine karşın lolita'ya göre acemice kalıyor cinnet, içerdiği tüm mizaha ve kurgusuna rağmen.

--- spoiler ---

kitabın sonu bana das parfum'u anımsattı, çok alakalı sayılmazlar, aslında uzaktan yakından bir alakaları yok ama hermann'ın küçük konuşmasını okurken jean-baptiste'in tüm şişeyi üzerine boca ederek kalabalığın içine yürüyüşünü anımsadım.

--- spoiler ---

devamını okuyayım »
28.03.2010 22:16