mahzun yuzlu sovalye

  • 1890
  • 16
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

the elephant man

david lynch’in vücudu doğuştan deformasyona uğramış ucube olarak nitelenen jonh merrick’in hayatını işlediği başyapıtı. filmin konusu victoria dönemi londra’sında geçmektedir ve siyah beyaz çekilmiş olması dönemin ruhunu yansıtabilmek adına yapılmış on numara bir seçimdir. bildik bir gerçek hayat hikayesine dayanmaktadır ama lynch’in kendi ruhunu yansıtabilmek adına anlayana sivrisinek vızıltısıyla anlamayana davul zurnayla verdiği insanların birbirlerini ucube diyerek ötekileştirmesinin sebebi afrika’nın bir adasındaki fil değil endüstri devrimi sonrası ortaya çıkan çarpık sosyal düzen, tersyüz olmuş etik değerler ve makineleşmenin kendisidir mesajı bence cuk oturmuş.

filmin başında dr. frederick treves’in bir hastayı ameliyat ederken sarf ettiği “son zamanlarda makine kazalarından fazla gelmeye başladı, bu makineler iğrenç bir şey, aklım almıyor” sözleri ve filmin alakalı alakasız her bir yerine serpiştirilmiş fabrika, tren, makine görüntüleri de bu anlamda manidardır.

--- spoiler ---
dikkat çeken ve yürek burkan bir başka ayrıntı da john merrick doktor treves’in evini ziyaret edip çocuklarının nerde olduğunu sorup arkadaşlarıyla birlikte cevabını aldıktan sonra [ki muhtemelen çocuklar korkmasın diye özellikle evden çıkarılmışlardır] fil adamımızın kendisine iyilik yapanlara değişen hitap tarzında ortaya çıkmaktadır. o dakikaya kadar hep edepli edepli doktor bey derken o andan itibaren fırsatını buldu muydu “arkadaş[lar]ım” der durur, sonuçta toplumdan korkunç görüntüsü dolayısıyla dışlanmış birinin çok doğaldır ki hiç arkadaşı olmamıştır ve bu açığı her fırsatta arkadaşım diyerek kapatmaya çalışmaktadır. gerçi john’un gerçek arkadaşı treves midir yoksa kendisine sirkten kaçması için yardım eden, gemiye bindirip uğurlarken “bol şanslar, zaten şansa bizden daha çok kimin ihtiyacı olabilir ki” diyen cüceler midir sorusunun cevabını dr. treves “ben iyi miyim/kötü müyüm” iç hesaplaşmasında verir gibi olur..neyse..
--- spoiler ---

son olarak bu hazin hikayenin kahramanına yakılmış bir kuzey londra türküsüyle baş başa bırakıyorum sizi:

londra'dan bir haber geldi
dediler ki merrick öldü (oy oy oy)
keşke merrick ölmeseydi
kesileydi elim kolum (oy oy oy)

john merrick merrick merrick
ben kurbanım sana merrick
ben hayranım sana merrick

doktor yarayı kesiyor
gene merrick kan kusuyor
dediler ki merrick öldü
anası kime küsüyor

oy merrick merrick merrick
ben kurbanım sana merrick
ben hayranım sana merrick

şu merrick'in acısına
çarşaf serin gecesine
keşke merrick ölmeseydi
sabır onun anasına

oy merrick merrick merrick
ben kurbanım sana merrick
ben hayranım sana merrick

devamını okuyayım »