makineci

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (534)
  • 1689
  • 13
  • 3
  • 0
  • evvelsi gün

menzil

adı "köy" olmasına rağmen, türkiye'deki köy kavramıyla hiç alakası olmadığını belirterek başlayalım. birçok ilçeden daha büyük, yolları parke taşı kaplı. kendine ait hastanesi, marangozu, benzinliği, asfalt yolu, alışveriş merkezi olan; kendi kendine yetebilen, kapalı devre takılan fantastik bir köy burası.

fakat estetikten, şehircilikten bahsetmek mümkün değil. menzil köyü en fazla bir bağcılar, bir mamak kadar planlı. hristiyan muadillerinin avrupada ortaya koydukları eserler yanında menzilcilerin yaptıkları pek bir yavan kalıyor. ---tabii aslında bu bir kültür meselesi, konuyu dağıtmayalım.---

benim gibi yabancılara karşı hiçbir olumsuz tavır takınmıyorlar. yine de kimseyi rahatsız etmek istemediğim için fotoğraf makinamı yanımda götürmedim.

sokak erkeklere ait, neredeyse hiç kadın yok. bulunduğum süre içinde gördüğüm kadınların sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

menzilciler, şakirtlerden alıştığımız giyim tarzına takke, hacı sakalı ve sigarayı eklemişler. öyle ki, sigara adeta bir aksesuar gibi, 7'den 70'e herkesin elinde. "serbest" değil, adeta teşvik ediliyor.

futbol sahası genişliğindeki otoparkında özellikle cumartesi günleri yer bulunamıyor. memleketin dört bir yanından buraya direk otobüs seferleri var. meydanda, yeni ve büyük bir cami var. hemen yan tarafındaki üzeri açılabilen sundurma ise yazlık cami olarak kullanılıyor. bunun altında ise müridlerin kalabileceği yatakhaneler oluşturulmuş.

bize söylenene göre; caminin hemen yanında, 10 metrelik duvarlarla köyün kalanından izole edilen kısım, kadınlara açık olan haremlik kısmıymış. (sokakta kadın göremememin sebebi buymuş demek) şeyhin (gavs da deniyor sanırım) malikanesi bu haremliğin hemen yanında yer alıyormuş.

ziraatle yakından ilgililer. tarikat köy etrafındaki arazilerde aktif olarak tarım yapıyor, hayvancılıkla uğraşıyor. kendilerine ait süt ürünleri fabrikaları var. ayrıca hayatımda gördüğüm en düzgün üzüm bağları burada, belirtmeden geçemeyeceğim.

burayla ilgili en hayret verici konu "hizmet" mevzuu. burada emeğin adı hizmet, karşılığı ise alıştığımız iktisat teorisindekinden çok farklı. köyde iş gücü harcamaya hizmet deniyor. yeni müridlerin sadece 3 gün yiyip içip yatmalarına izin veriliyor, (bu yeme içme de çorba ve ekmekten ibaret...) daha sonra "hizmet etmeleri" bekleniyor. gayri ihtiyari kulak misafiri olduğum bir diyalogta, hacı dayılardan biri diğerine "tarlada hizmet lazım" diyordu.

boşta duran müritlerin köy meydanında toplanıp bir "hizmet havuzu" oluşturdukları, ihtiyaç halinde ilgili yerlere sevkedildiklerini de duydum, ama aslı var mıdır bilmem.

çoğu iktisadi teşebbüsün adı hizmet. (hizmet fırını, hizmet bakkaliyesi, hizmet market vb.) "hizmet" olmayan adlar da konjonktüre uygun seçilmiş: edep kuyumculuk gibi. bakkala mal taşıyan kamyonetin üzerinde "hizmet nimettir" yazıyor. o derece...

sokaklarında gezerken "gavs, şıh, tekke ve zaviyeler, hizmet, kalite yönetimi, takke, külah" kavramları beyninizde dolanıyor, yer değiştiriyor, anlamını yitiriyor... sonuç olarak, bin yıl öncesinin kuralları, bugünün imkanlarıyla yoğrulmuş ve gönüllülük esasına dayalı bir düzen kurulmuş.

son olarak: köy girişinin hemen solundaki 3 tane devasa malikane, hanedanın diğer üyeleri için inşa edilmiş. kendini kaptırmak üzere olan potansiyel müridlerin dikkatine..

devamını okuyayım »
15.10.2011 16:09