malganis

  • azimli
  • anadolu çocuğu (320)
  • 1686
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

ekşi itiraf

kainatın yaradılışında "malganis'in insanlara kızması yasaktır" gibi bir kodun girildiğini düşünüyorum. çünkü ben insanlara kızamıyorum. yani aslında kızıyorum, çok güzel kızıyorum hem de. ama kızgınlığımı ifade edemiyorum.

ya da edemeyegeldim bu güne kadar. kızgınlığımı ifade edemediğim için bütün içimde patlayan öfke nedeniyle kalp çarpıntıları başladı lisede, ve bugün heyecandan uzak olmak adına lunaparka bile gidemeyen bir adamım mesela. tabii başka detaylar da var bu hale gelmemde ama en temel sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. ve insanlarla tartışamıyorum - aslında tartışabiliyorum gaayet, ama tartışırken parmaklarımın ucu buz kesiyor. içimden titremeyle karışık çarpıntı geliyor. öfkeleniyorum, ama çok şükür öfkemi kontrol etmeyi güzelce öğrendim. insan gibi tartışmayı da öğrendim mesela, düzgün ifadelerle, karşındakini aşağılamadan, tane tane, temiz temiz. netekim ben öfkemi kontrol etmeye çalışıp tane tane konuşunca işler yürümüyor. çünkü bir taraf öfkesini tutuyor sadece, diğer taraf ise değer verdiği insanlara en ufak bir sinir halinde düşmanıymış gibi davranmakta en ufak bir beis görmüyor, bunu düşünmüyor, söyleyeceklerinin nerelere uzanabileceğini hesaba katmıyor. paldır küldür konuşabiliyor. kırıcı, üzücü, duyarsız, düşüncesiz laflar. algıladığı neyse o. "ben öyle yapmadım" diyorsun, "ben öyle anladım ve sen suçlusun" diyor. o zaman da olmuyor.

en nihayetinde insanlara kızamıyor ve onlarla tartışamıyor olmamın sebebinin (veyahut bu eylemleri gerçekleştirdiğimde vücudumun saçma sapan tepkiler vermesinin sebebi) insanların egoları olduğunu düşünüyorum. o kadar haklı ki herkes. mesela iş bana geldiğinde, hayatımda kızdığım pek az şey konusunda benden özür dilenmiştir - ki özür dilenmesini beklemem, genelde üstünü kapatmaya çalışırım olayların -, pek az konuda "ya evet malganis, haklısın, kusura bakma" denmiştir. ya aslında dur lan, buna da gerek yok; pek az seferinde gerçekten kırılma, gücenme olmadan "ya abi tamam sen öyle düşünüyosun, ben de böyle düşünüyorum, hadi boşverelim dalgamıza bakalım nolur ya" denmiştir - tam aksine çoğu zaman karşımdaki insanla aynı görüşe sahip olmadığım için suçlu hissettirilirim, trip yerim, surat yerim, böyle bi soğukluklar, çirkinlikler falan. mesela kimse gergin havayı dağıtacak egoyu bulamıyor içinde sanki - ulan kim haklıysa haklı, umrumda değil, burada daha değerli bir şey var" diyemiyor kimse ve kimse haklılığının önemsiz olduğunu düşünmüyor dostluğun büyüklüğü karşısında. herkes için fikirleri, davranışları o kadar mühim ki! işte insanların o şeyleri en yakınındakileri kırmak pahasına var güçleriyle savunmaları bana çok ağır geliyor sözlük. çok çok çok ağır geliyor hemde. kendimi bir hiç gibi, önemsiz birşey gibi hissediyorum. altı üstü bir fikir ayrılığıdır, ne bileyim, yanlış bir söz kaçmıştır benim ağzımdan veyahut seninkinden. ne ki abi, ne olabilir ki? ama haayır. karşısındaki kırılabilir, hiç problem değil. "abi siktiret" demek yok, varsın kırılalım. hiç mühim değil.

kırılmak da değil mesele aslında. biraz alçak gönüllü olmak ya. bu kadar abi. biraz sakin olmak. biraz esnek olmak, biraz yumuşak başlı olmak. ulan şurada 2 gün yaşayıp yaşamayacağımızı bilmiyoruz. ulan zaten öyle rezil bi memleketteyiz ki 2 tane özü sözü doğru insan bulunca göbek atıyoruz. yani, ne bileyim; eşler, dostlar, arkadaşlar birbirlerini bulmuşken... bilmiyorum abi bilmiyorum. bazen birbirimize imkan tanımamız gerekiyor. ben kızamıyorum, kızamama sebebim karşımda her zaman kaya gibi duran ve asla geri adım atmayan insanların olması. kızamıyorum, çünkü kızarsam ve kızgınlığımı ifade edersem her şey daha kötü olacak, daha çok gerilecek ortam. ve ben kötü olucam bu sefer, onu da biliyorum, çok yaşadım çünkü.

benim birşeylere kızmaya hakkım yokmuş gibi geliyor artık bana gerçekten. bu kendimi bildim bileli böyle. ilkokuldaki, ortaokuldaki orospu çocuklarına da kızardım, ama ne şikayet edebilirdim ne bişey. her türlü bokluğu, iğrençliği yaptılar o yavşaklar. o zamanlardan başladı zaten. liseden itibaren kız meselesi benim ağzıma ayrı sıçtı. üniversitede solcu ablalar ağzıma ayrı sıçtı. gelen sıçtı geçen sıçtı. ben kimseye sıçamıyorum, hakkım yok çünkü. benim sinirlerim yok. içime sıçıyorum ben de. herkes başkasının üstüne bakarak tırmanıyor egosunun merdivenlerini. ben ise belli konularda prensip sahibi olunca mesela itici oluyorum, sıkıcı oluyorum falan - gene üzerime basılıyor yani.

bilmiyorum, o kadar doluyum ki. o kadar doluyum ki, o kadar olur. çok öfkeliyim, çok sinirliyim. bir çok kişiye, bir çok konuda çok sinirliyim. hiç bir şey söyleyemiyorum, söylemeyeceğim de zaten. yazık günah, o gerginliğe hiç gerek yok. ama bari benim "aman gerginlik olmasın" diye 48 tane takla attığımı iyi bilen insanlar bana benzer bi muamele yapsın. çok mu lan. çok mu şey istiyorum. kimseye zararım yok, dostumun üzerine basmam ben abi, bana kendinizi ispat etmek zorunda değilsiniz. bana egonuzu, otoritenizi ispat etmek zorunda değilsiniz.

gittikçe sertleşiyorum sözlük. gittikçe sertleşiyorum, gittikçe sertleşmek durumunda kalıyorum, hastalığımı kuvvetlendirmemek için net duruşlar edinmek, net cevaplar vermek durumunda hissediyorum. çok sık "sikerler" diyorum, "banane" diyorum. ben bu değilim. sertleşmek istemiyorum kimseye karşı. kolaylıkla insanları silebilmek durumunda kalıyorum - ki bunu bir kaç kez yaptım geçtiğimiz 1-2 yılda. tak diye yok ettim o insanı hayatımdan. hiç yapmadığım şey, kanlı bıçaklı olsam selamımı veririm, eski sevgililerim vesaire dahil. ama artık yapmak durumunda kalıyorum. hiç gerek yok. hiç.

yeter lan.

devamını okuyayım »
28.04.2014 20:08