marcel

  • 323
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 ay önce

masumiyet müzesi

orhan pamuk un hem nobelli ask hikayesi hem de post-modern realist muzesi. yillar once foucault sarkacini okuyana kadar cok saglam bir pamuk hayrani iken, o kitaptan sonra pamuk, hayrani oldugum kara kitap ile birlikte gozumden dusmustu. ne de olsa kara kitapin anlattigi seylerden daha da muhtesem olan ve asil beni etkileyen bir kurgu ve anlatim bicimi vardi ki bu besbelli eco dan devsirilmisti. post-modern edebiyati yeni hayat ta ilk defa deneyimlemis her genc dimagi gibi ben de bir sure abi iste tanzimattan bu yana batiya imrenmemiz taklitcikten oteye gidemiyor tepkimeleri vermistim. yine de o gaza ragmen benim adim kirmiziyi da okumadan edememistim. kirmizi teshisi iyice kesinlestirmisti, pamuk, batidan alinan post-modern uslubu orientalizm ve tarihselcilikle harmanlamaktan ote bir sey yapmiyordu. orada da benim pamuk ile kisisel maceram bitmisti, nobeli aldigi gunlerde ben politik nedenlerden nobelli eski dogu bloku ulkelerinin yazarlarinin biografileri ile mesguldum.

lakin banu guven hayranligimdan mi yoksa yaz ortasi bos vakit enflasyonundan midir bilinmez ntvde gecen gun yayinlanan roportaji ilgiyle izledim. pamuk bir iki yila kadar istanbulda masumiyet muzesini aciyoruz diyor, benim ilgimi kitaptan cok ceken bu muze ve arkasindaki fikir oldu. romancilik don kisottan bu yana gerceklik ile kurgunun savas alani olmustur. ilk devrelerinde kurgu gercekligin izinden giderek kendini inkar etmeye calismis, gercekligi oldugu gibi kaydetmek ve olumsuzlestirmek icin varolmustu. duchamplarla magrittelerle 20.yuzyilin baslarinda sanatta yasanan kirilmanin romanciligi etkilememsi mumkun degildi lakin. artik bu bir pipo degildi, kurgu gercekligi resmedemezdi, o sadece bir kurguydu. magritte'in prizmasindan ortaya rengarek romanlar cikti, magical realism ile borgesler marquezler gerceklikle isim olmaz, benim kurguyla sanayi devrimi sonrasi buyusu bozulmus bu dunyayi buyulemem lazim derken tolkien coktan realismle ipleri koparmisti ya, onun zamani doksanlara kadar gelmeyecekti. o ara sartre eski bir ekolun izinde kurguyla dusunsele uzanmayi tercih edip varolussal sorunlarimiza kurgusal yamalarla mesgulken, beckett kurguyu kurgu yapan her ne varsa kaldirip atsam da yine de icinde insanin acisina dair bir seyler kalir deneylerini yapiyordu. orwell'larin huxley'lerin anti-utopyalari buhrani daha da koruklerken, virginia wolf dusunce akisi ile beatniklere yol gosterip,kerouaclara ginsberglere bilincaltinin kapilarini araliyordu. warholun pop arti sadece resimi etkilemedi, romancilikta kopyala yapistirdan payini aldi, belkide post-modern edebiyata asil formunu veren de bu oldu zaten. tarihten dogudan batidan olaylar, ufak onemsiz detaylar balzaczamaninindan beri unutulan bir teknigin modernlikle harmanlanmasiyla tekrar kullanima girdi. michel houellebecq 20.yylin son kitabiyla bu metodu yeniden vaftiz ediyordu bir bakima. gerceklikten parcalar tekrar kurgunun icine tasiniyordu yavas yavas.

romanciligin metodolojik gelisimin yaninda, yuzyilin baslarinda gerceklik yitimine ugrayan kurgu da tekrar gerceklikten payini istemeye baslamisti bu arada. ama bu sefer gercekligi oldugu sekliyle kabul etmeye niyeti yoktu, onu kendine donusturecekti. sanal gerceklik gerekli kavramsal alt yapiyi zaten hazirlamis, amerikan kulturu bunun uzerine insa edilmeye baslanmisti bile coktan. disneyland ve holywood kurgulari gerceklikle bulustururken star wars, yuzuklerin efendisi gibi kurgular arkalarinda milyonlarca fan birakarak sinema salonlarini terkettikten sonra bile para kazanmaya susamis sirketlerin yatirimlari ile tekrar turlu sekillerde gerceklige donuyorlardi. bir sonraki adim cok belliydi, iki sey bir birinin icine gececekti, kurgu gerceklige gondermeler yaparken gerceklik kurguya donusecekti.

iste tam bu nokta orhan pamuk un son romani devreye giriyor, daha once romancilikta boyle bir sey yapilmis midir bilmiyorum, yapilmissa sasirmam ikinci bi foucoult sarkaci vakasi olur benim icin. lakin pamuk bu kitapla gerceklikle kurgunun dansini tam 21.yyla yakisacak bir sekilde bir adim ileri goturuyor. kitabi yazdigi sure icinde topladigi gercek nesneleri kitabin icinde kurguya yedirirken cagimiza yakisir bir bicimde nesnelerin gercekligini degistiriyor. bir iki yil sonra butun o nesneleri masumiyet muzesinde sergilemeye basladiginda, o nesneler artik bir kurgunun gercekligi olacaklar, gercek kurguya donusurken kurgu gercek olucak. kurgudan gerceklige geciste gayet sorunsuz gorunuyor, kitabin icinde anladigim kadariyla bunun yeterince alt yapisi hazirlanmis, kitabin kahramani kemal bu nesneleri orhan pamuk a veriyor ve muhtemelen basindan gecenleri de ona kemal bire bir bir anlatiyor. bu yazarlarin yillardir kullandiklari bildigimiz bir gerceklik ilizyonu yaratma teknigi, ama bu sefer pamuk un fazladan kanitlari da var, kurgunun butun detay nesneleri kanli canli orada muzede duruyor, kitapta anlatilan seylerin, kurgunun, gercek olmadigina inanabilir misiniz artik? o muzeyi gezerken kurgunun icinizde adim adim gercek olmasina engel olabilir misiniz? o tecrubenin onune gecebilir misiniz? acaba kitabin asil yazilis amaci o tecrubeyi okuyuculara yasatmak olabilir mi? ne de olsa kurgunun yuzyillardir hayalini kurdugu bir sey bu, okuyucusuna gercek oldugunu iliklerine kadar hissettirmek.

benimkisi biraz duchamp in pisuarina gidip isemeye calisan performans sanatcilari gibi olucak ama, kendi adima muzeyi gezmeden kitabi okumamaya karar verdim, once butun o objeleri cihangirdeki galatadaki eskici dukkanlarindan toparlanmis degersiz nesneler olarak gormek algilamak hissetmek istiyorum. sonra kitabi okuyup gercekligi kurgunun icine serpistiricem, kurgunun gercekligi manipule etmesine izin vermeden. yine de bu super fikri uygulamaya gecirecek olmasindan dolayi pamuk u tebrik ediyorum ve turkiyedeki ilk postmodern-realist muzeyi gezmek icin sabirsizlikla bekliyorum.

devamını okuyayım »
31.08.2008 07:32