maria de fosforosa

  • 110
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

the red pill

ufkumu iki katına çıkaran akım.

"ölüler de sanıyor ki diriler her gün helva yiyor. ülke yönetmek, öyle tahtta oturup, 'bana şarap ve gadın getirin hahaha.' gibi bir şey değil. ya da gösterişli elbiseler giyip törenlerde halkı selamlamaktan ibaret değil."

hadi canım? vay be, neler bilmiyormuşuz. görüyor musun bak, insan her gün yeni bir şey öğreniyor. hayat ne ilginç.

kadınlar ne fedakarlıklar yapmış da yönetime gelsinmiş? yahu kafan mı basmıyor? kadının doğuştan öyle bir şansı yok ki? hani "savaşçı yeteneklerimi sergileyeyim, ne kadar dayanıklı olduğumu göstereyim ki belki beni kral yaparlar" gibi bir şansı yok ki kadının? daha en başından, böyle yetenekleri sergileme fırsatını gösteremeden bu hak elinden alınmış. ağzıyla kuş tutarken ordu yönetse ne?

toplumsal cinsiyet rolleri her iki cinsiyet için de bir yüktür, ama bu yük erkeklere egemenlik hakkı verirken kadına hiçbir şey vermez. bu yüzden erkek egemenliği diyoruz zaten. bir erkek alt sınıftan bile olsa, en azından evlendiğinde kendi ailesi üzerinde bir hakkı olur, fakat kadın kıçını da yırtsa kendi bedeni üzerinde bile bir hakkı olamaz. ayrım bu kadar ortada iken neyin derdindesiniz ya?

ayrıca çoğu zaman krallar öyle fedakarlık filan ile kral olmaz. kralın en büyük oğlu olduğu için olur. hatta kralın tek oğluysa 7 yaşında bile kral olur. hani meritokrasi baya modern çağa has bir şey, hatırlatayım dedim.

devamını okuyayım »
03.09.2017 10:20