medeniyet budalasi 2

  • 98
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

çocukluğa açık mektup

mektubun muhatabı için: https://eksiup.com/p/ch287534tkq6

biliyorum, insan yalnızca bebekken masumdur. masumdur çünkü dünya onun için bir düş kırıklığıdır ve kendisi de zamanla başkalarının hayal kırıklıkları hâline gelir. aslında bunu öğrenir ki bu açıdan bir bakıma kurbandır. başta ebeveynlerinin arzularının kurbanıdır, toplumun beklentilerinin, devletin kurumsal ve politik hiyerarşisinin kurbanı... sonra kurgusal yaşamın katı dinamikleri kıyar onu, ananelerin ve serbest piyasanın kurbanıdır. kendini normlara adapte olmaya çalışırken bulur ardından: modernitenin, estetiğin, hukukun kurbanıdır. nihayetinde ruhsuz çarkların yontulmuş bir dişlisi olup çıkmıştır, öteki kurbanların ezilme süreçlerine katılımı beklenmektedir artık. olan biteni idrak etmeye başlayıp mekanizmaya dâhil olmayı reddettiği an ise diğer dişliler arasında sıkışır, iki büklüm kalır. bu dakikadan sonrası, bilinmezin gölgesine bırakılır.

işte o masum bebekten yaratılan felaket, akıl almaz boyuttadır; geri döndürülemez, toparlanamaz, etkileri hafifletilemez bir yıkım tasarlanmıştır onun için. tüm ömrü törpülenir ve ömrün sahibinden utanmazca müteşekkir olması beklenir. ilgiçtir, büyük çoğunluk söz konusu beklentiyi olumlu yanıtlar. ben "ne yazık ki" çoğunluğa hak verenlerle aynı safta yer alamadım. hak vermek şöyle dursun, öyle bir suçluluk duydum ki içimde, kendimi öyle hırpaladım ki... zaten oldum olası aykırıydım. birilerinden özür dilemeli miyim peki? kime sunmalıyım en saklı teessüflerimi? sanırım seziyorum.

sana bir özür borçluyum güzel bebek, sana yaptığım her haksızlık için sarih bir özür borçluyum. aslında bundan fazlasını hak ediyorsun, biliyorum. ayaklarına kapanmalıyım beni bağışlaman için, önüne serilmeliyim ve yalvarmalıyım. ve evet, seni muhatap kıldığım "hata"nın tüm günahı bana ait olmasa dahi sorumluluğumu ziyadesiyle üstlenmem gerektiğinin de farkındayım. ne koşulların çetinliği ne de zamansal imkânsızlıklar ardına sığınabilirim. işte, olanca mahcubiyetimle karşındayım.

gözlerinin eşsiz parıltısını donuk bakışlara terk ettiğim, yüzünün pirüpak tebessümünü samimiyetsiz ifadelerle değiştirdiğim için af diliyorum. hayata karşı merakını ve iştahını koruyamadığım, yaşamaya senin kadar istekli kalamadığım için bağışla. riya bilmez yüreğini türlü ayak oyunlarına alet ettiğim, o berrak zihnini usta düzenbazlara eğlence malzemesi hâline getirdiğim için affet beni. hoş gör, yitirdim ellerinin naifliğini, artık parmaklarının doğrudanlığını haiz değilim. ne olur kızma, emanetine sahip çıkamadım ama bak, henüz bende çocukluğun. kirpiklerimde saklıyorum onu, hem, ara sıra gözümün nemiyle yıkıyorum. sevgin de kaldı tabii, bırakır mıyım bir yere? daha ne kadar tutabilirim bilemiyorum gerçi ama... yine de benimle işte. bir sen yoksun. sen de olsan...

20 küsur ışık yılı ötede, hâlâ bir şekilde yaşıyorsun. orada olmayı yeğlerdim demiyorum, ama şimdikinden güzel gülüyorsun. usulca geçiyorsun devimin sularından, yıldızlar selamlıyor sükûn-u zarafetini, görebiliyorum. kollarına sığınası geliyor insanın, yitirdiklerimi ne de güzel taşıyorsun. evet, ben de kaçacağım buralardan. sana yetişip yetişemeyeceğimi kestiremesem de ardın sıra düşeceğim yola. ve gelirken kurtarabildiğim son cevherlerimi; bana bıraktığın kirpiklerini, masum çocukluğunu ve sevgini de yanımda getireceğim.

az kaldı inan, asla ait hissetmediğimiz dünyaların ve zamanların boyunduruğundan kendimizi çekip çıkaracağımız ve sonsuzluğun cömert dalgalanışında huzur bulacağımız dingin yok oluşlar uzak değil. söz veriyorum, biz buluşuncaya kadar, o yalan yüklü ruh emicilerin senin varlığını çalmalarına müsaade etmeyeceğim. hırslarından, nefretlerinden, bencillik ve kibirlerinden sakındığım gibi ikiyüzlü ve çıkarcı sevgilerinden de yüz çevirdim. şimdi sadece onların trajedi saydığı kutlu güne ulaşmak gerek, bekleyeceğim. sabret küçüğüm, güzelim, biriciğim. iyiliğin ve kötülüğün hükümsüz olduğu ufuklarda kavuşacak izlerimiz. kimsemiz olmayacak birbirimizden başka ve birbirimize karışarak eriyeceğiz. elbet, adımızın da ötesinde, yeniden yek vücut haline geleceğiz. yeter ki sabret...

devamını okuyayım »