megabyte

  • 1014
  • 2
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

meslek lisesi

hayatımın en büyük hatalarından biri. çocukluğumdan beri bilgisayarlara hem donanım hem yazılım anlamında ilgi duydum. 17 ağustos depremi yüzünden saçma sapan bir ilköğretim hayatı geçirdikten sonra öğretmen olan halam sayesinde aradaki farkı kapatmayı başarıp oks miydi ne boktu adını tam hatırlamadığım sınavdan anadolu lisesine girebilecek kadar puan yaptım. sırf ilgi duyduğum şeylere daha erken kavuşmak için ergenliğin de verdiği atar pointlerle bütün aileyi karşıma alıp anadolu lisesi yerine anadolu ticaret meslek lisesi seçtim. burada geçirdiğim 4 senenin özetine gelecek olursak:

lise 1
çoğunluğu ingilizce dersinden ibaret olan bu yılda hiçbir mesleki dersin olmayışı, bunun bana yaşattığı hayal kırıklığı, 12 saat ingilizce dersi almamız gereken bu yılda okulda ingilizce öğretmeni olmayışı sayesinde delirmenin eşiğine geldim. tam o sırada megep denen projenin de ortaya çıkması sayesinde birkaç sene içinde göreceğim dersleri internetten indirip araştırmaya başladım. bu arada sağ olsun üst sınıftaki arkadaşlar koridordaki nöbetçi öğretmene onların sigara içtiğini söylemememiz için her tuvalete gidişimizde içtikleri sigaradan zorla bir fırt aldırarak sigaraya başlamamı sağladılar. birbirinden ilginç tipler tanıyıp bıçakla tehdit edilip gasp edilmeye varacak kadar uç deneyimler yaşadım.

lise 2
mesleki derslerin başladığı bu yılda konuların "bilgisayar nasıl açılır" dan başlaması, benim okula girmeden önce dahi ufak tefek programlar yazdığımı düşünecek olursak çok ciddi bir hayal kırıklığı daha yaşattı. zaten megep sayesinde lise 4'e kadar alacağım tüm mesleki dersleri bitirip diğer bölümlerin derslerini bile okumuştum. bu yılım tamamen okulun bozulan bilgisayarlarını tamir edip bilgisayarına porno sitelerden virüs bulaştıran müdür yardımcısının bilgisayarına format atmakla geçti.

lise 3
açıkça söylüyorum, bu yılın %90'ı benim için uyuyarak geçti. okula git, kafayı sıraya koyup uyumaya başla, arkadaşın dürtmesiyle laboratuvara git, orada da uyu, çık ve eve gel rutini sayesinde her gece sabahlayıp internetten araştırarak yazılım ve programlama konusunda yeni şeyler öğrenme şansım oldu. bu bana aynı yıl hayatımın yolunu çizen iş teklifini almamı da sağladı, o ayrı tabii. yılın ikinci döneminde okuldan çok işi düşünüyor oldum.

lise 4
zaten ciddi bir bölümü stajdan ibaret olan bu yılda kendimi daha çok işime verdim ve mezuniyet sonrası işimi garantilemiş oldum. haftada 2 gün okula gitme zorunluluğu olduğundan, 20 günlük devamsızlık hakkı + 20 gün raporla 40 hafta okula gitmeme opsiyonunu da kaçırmayarak sadece sınavdan sınava okula gidip tam zamanlı çalışan haline geldim.

sonuç olarak;

anadolu lisesine gitmiş olsaydım mühendislik okumak isterdim. mühendis olur muydum, olsam şu anki işimi yapabilir miydim onu hiç bilmiyorum. şu anki eğitim sistemiyle zor. ama çok ciddi hayal kırıklıkları yaşadım, kendime olan güvenimi kaybettim, sigaraya başladım ve sonunda "alaylı" oldum. meslek lisesinin bana sağladığı onca boş zaman sayesinde java'dan c#'a, veritabanından elektroniğe pek çok alanda birçok proje geliştirme şansım oldu. bunlar sayesinde türkiye'nin en büyük e-ticaret sitelerinden birinin it departmanında çalışmaya başladım. burada hem yazılım hem pazarlama hem de girişimcilik anlamında çok şey öğrendim. orada öğrendiklerim sayesinde mobil teknolojilere merak saldım. o sayede kendi şirketimi kurdum. o şirketi batırana kadar muhasebeyi işletmeciliği öğrendim. şirketi kurduğumda parasızlıktan tasarımcılığı öğrendim. elimdeki mobil cihazlar bana yetmeyince elektronik bilgimi geliştirerek küçük cihazlar yaptım. burada öğrendiklerim sayesinde bir dijital ajansta çalışmaya başladım. müşteri profilini görüp türkiye'nin koskoca şirketlerini kimlerin yönettiğini görüp halime şükrettim. en sonunda biyomedikal teknolojiler üzerine yoğunlaşıp burada hem elektronik hem yazılım hem de ajansta edindiğim pazarlama bilgisini birleştirerek işin sonunda nöropazarlama alanına kadar ilerledim. bir yandan da ajansın müşterileri için fuarlarda kullanılacak elektronik aletler yapıyorum. 16 yaşında başladığım çalışma hayatımda 6.yılıma giriyorum. benimle aynı yaştaki insanlar üniversiteyi yeni yeni bitirip çalışmaya başlıyor. 6 yıldır sürekli benden 5-10 yaş büyük insanlarla çalışmaktan, arkadaşlarım okul çıkışı sinemaya giderken ben işe gittiğimden biraz erken olgunlaşmak zorunda kaldım. ben de arada 3 tane üniversiteye girip birinde rektörün eğitim anlayışı yüzünden rektörle kavga ederek, diğerinde "buradan mezun olsam ne fark eder" diyerek 2 tanesini terk ettim. şimdi askerlik başıma bela olmasın diye her türk genci gibi anadolu üniversitesi'nde açıköğretim işletme okuyorum. bu konuda tek şansım eğitimin para etmediği bir sektörde olmak. edindiğim tecrübe sayesinde çoğu üniversite mezunu ve yıllardır çalışan iş arkadaşımdan, hatta anadolu lisesinden çıkıp bilgisayar mühendisliği okuyup benimle aynı sektöre giren arkadaşlarımdan daha fazlasını kazanabiliyorum.

sonuç olarak gitmeseydim hayatım bambaşka olabilirdi. bu hem iyi anlamda hem kötü anlamda. o yol ayrımında verdiğim kararın ne kadar doğru olduğunu, diğer yolu seçseydim şu ankinden ne kadar farklı olabileceğini asla bilemeyecek olmak beni üzüyor. ama heba olan 4 yılımı ve orada yaşadıklarımı düşününce hayatımın hatasını yapmışım gibi hissediyorum. ama mutsuz değilim.

devamını okuyayım »
05.01.2015 04:37