mehcekemen

  • bıçkın (488)
  • 871
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

beyaz yakalının yurt dışına yerleşmesi

burada "kacmak", "terk etmek" gibi laflari gorunce uzerine biraz dusundum, zira bu aksiyonu yakin gecmis icerisinde gerceklestirmis biri olarak "hakikaten ulkedeki insanlari terk mi ettim" dedim.

evet, bu bir kacis, bu bir terk edis, ama burada asagilik bir tavir degil sadece bir vazgecis goruyorum. sekuler bir ailede * buyumus biri olarak icinde buyudugum toplum da sekuler idi. o zamanlar dindar insanlarin yasadigi sikintilari * bilmiyordum, cunku cevremde cok yoklardi. haliyle herkes ozgur, istedigi hayati yasiyor zannederdim. buyurken 2002 secimlerinde akp kazaninca tum kadinlarin zorla turbana girecegini sanmistim. bu hicbir zaman olmadi ama nasil olduysa toplum olarak laiklikten adim adim uzaklastik.

bir genc neden ve nasil evden ayrilmak ister? evdeki yasam tarzi kendine uymaz, fazla mudahele vardir ve ozgurce yasamak ister. eve giris cikis saatleri, odasinin duzeni, aksam yemeginde bulunma gereksinimi gibi konularda daha ozgur olmak ister ve eger durumu varsa, para kazaniyorsa baska eve cikar. cunku istedigi hayat odur. bunun icin bir gence kizabilir misiniz? evden ayrilan genc annesini babasini satmis mi olur? ha belki ufak kardesinden uzaklasinca ona biraz ayip etmis, onu tek birakmis olabilir ama herkesin de kendi hayatini yasamasi gerek degil mi?

eger gence hak veriyorsaniz beyaz yaka diye genellediginiz bu kesimin ayrilisina niye bu kadar tepkilisiniz? ickisine, oruc tutmamasina, giydigi kiyafete, cinsel yonelimine bu denli karisilan bir bireyin "baska ulkeye cikmasinda" ne var ki. kalip evde ana babaya karsi ayaklanip kontorlu ele mi alsin. ha bu ergen kardesimiz bunu bir ara gezide denedi. ama anne babadan bekledigi sefkatli yaklasim yerine sille yedi suratina. sen bu genc olsan kapiyi carpip yanina bir bavul bile almadan kacmaz misin evden a gururlu genc kardesim?

kalip ne yapsin bu beyaz yaka veya akademisyen adayi. kalip hep beraber ulkeyi sekuler yapmak icin savas mi versin ulkede? kime karsi neye karsi? ulke demokrasiyle yonetiliyorsa ve yaridan fazlasi halinden memnunsa ne yapacaksin? ev ev gezip insanlara laikligin misyonerligini mi yapacaksin? sanki bu ulkeye sekulerlik tabandan gelmis gibi. sanki halk sekulerligi mucadele ederek kazanmis gibi. kabul edelim, ataturk ulkenin hayrini dusundugu icin diktatoryel * bir tavirla yuzumuzu dondu batiya. egemenligini ataturke borclu olan halk da korkuyla karisik minnet duygusuyla buna uyum saglamaya calisti.

ne zamanki geri donuse yonelik bir hamle olsa asker hep dur dedi, cumhuriyet benim dedi, ne kim alo dedi. ama 2002'deki ciddi ekonomik kriz dalgasiyla gelen ilimli islam bu israrci geri donusu saglama aldi, hem de oyle boyle degil. kendine dur diyecek her turlu yapiyi gerek orgutlenme * gerekse halkin destegi ile puskurttu. akp kapatma davasi onemli bir kilometre tasidir.

ben burada bir saticilik degil, bir efendilik goruyorum aksine. yasamak istedigi hayati batida goren hanimefendiler ve beyefendiler, durumlari elverdigi takdirde, o tek yon ucuslarina binerek buralardan goctuler. kimisi ıt gibi dunyada hype olan ve sadece inglizce ile kotarabilecegi isler ile kolay gecisler yapti, kimi master-doktora-post doc diye diye akademik dunyanin evrenselligini kullanarak gitti, kimi calistigi cokuluslu sirketin yabanci ulke ofislerine kayarak saglam bir gecis yapti, kimi * disiplini uymadigi icin gidip oralada master yapip, oranin diplomasi ve biraz da yerel dili bilerek is buldu. kimi daha iyi, kimi ayni kimi ise daha az kazaniyor.

durumu iyi olanlari zaten gecin de digerleri icin kutu kutu evde kaliyorsunuz, orada bimden alisveris yapiyorsunuz diyenleri de anliyorum ama kacirdiklari noktalar olduklarini dusunuyorum. mutluluk bir pakettir, yasam icerisindeki tum etmenlerin bir butunudur, ev de bunlardan biridir dogru. ama insana saygi, fikir ozgurlugu, toplu tasimda guler yuz, trafik derdi olmamasi, sokaklarin temizligi, gece rahat gezmek, her kose basinda sen basma diye degil, tepin gez, piknik yap diye yetistirilmis cimenli parklarin, aldigin urunlerin fiyatindan bagimsiz saglik standartlari ile uyumlu olmasinin, gormek istedigin sehirlere vize ile ugrasmadan kisa surelerle seyahat edebilmenin, isverenin seni haftada 35 saatten fazla calistirmayi aklindan gecirmemesinin, yeni diller ogrenmenin, farkli bir kultur taniyarak ufkunu acmanin bu mutluluk hesabinda hic mi payi yok gercekten.

buralarda da vergi yuksek, ama vergi karsiliginda nelerin yapildigini gorunce kendini rahatsiz hissetmiyorsun. homesick hissedenler, oraya gidip yerel dili ogrenmedigi icin yapayalniz kalanlar icin elbette dogru tercih olmayabilir. ama zaten bir insan bu denli ciddi bir karar aliyorsa hem oralari hem de kendini biraz tanimasi gerekir. diger yandan, basarisiz olsa nolur, bir sene sonra doner, kalifiye biriyse yine is bulur. ve dondugunde ulkede son bir yilda hicbir seyin degismedigini * gorunce de ici rahatlar, cunku en azindan o bir sene bile cok iyi bir tecrub olmustur. hic degilse ukte kalmaz ki o da hayati zehir edebilen bir seydir.

ozetle, herkesin hayatina kimse karisamaz
(bkz: eyyorlamam bu kadar)

devamını okuyayım »